"Her Şeyi Kazanmak İstiyorum"

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

"Her Şeyi Kazanmak İstiyorum"

"Her Şeyi Kazanmak İstiyorum"

Galatasaray'ın Fildişi Sahilli yıldızı Didier Drogba, sarı-kırmızılı camiada bütün kupaları kazanmak istediğini söyledi.

Galatasaray Dergisi'nin Nisan sayısına röportaj veren Didier Drogba'nın açıklamalarından satırbaşları şu şekilde;

İstanbul’a ayak bastığın anda kendini nasıl hissettin? Seni buraya çeken unsurlar nelerdi, Galatasaray’daki geleceğin için aklında neler vardı?

Gerçekten çok mutlu olmuştum. Havaalanında oldukça fazla taraftar vardı. Ve ben karşımda duran bu yeni macera öncesinde çok heyecanlıydım. Galatasaray’a gelme fi kri üzerinde fazlaca düşünmedim. Buraya gelerek üst seviyede mücadele etme fırsatına sahip olacağımı ve Galatasaray’ın hedefl erini gerçekleştirmek için hırslı olduğunu biliyordum. O yüzden buradayım. Ve burada kazanma ihtimalimiz olan her şeyi istiyorum.

Fatih Terim ve Jose Mourinho birbirleriyle iyi anlaşan iki teknik adam. Mourinho ile yakaladığın ruhu Terim ile de yakalayacağını düşünüyor musun?

Jose Mourinho ile ilgili çok fazla anım var. Bazen bir maçta iki gol atarsınız, zaten goller bulduğunuz için moraliniz yerinde olur. Yeri gelir, gol atamazsınız; ama harika bir oyun koyarsınız ortaya ve maçın adamı olursunuz belki de. Mourinho, oyuncusuna her zaman hak ettiği değeri vermeyi bilen biri. Sadece spot ışıklarının çevrili olduğu forvetlerle değil, takımdaki herkesle ilgilenir. Ve onlardan alabileceğinin en iyisini almak için çaba gösterir. Fatih Terim, oyuncularına çok ama çok yakın bir teknik adam. Onlarla iletişim kurmayı seviyor, hepimizle sürekli konuşuyor. Futbolda psikolojik faktörler oldukça değerli bir yer tutuyor. Ve Fatih Terim’in öğrencilerine yakın davranması da son derece önemli.

Galatasaray’daki ilk golünü atman için sadece beş dakikaya ihtiyacın vardı. O gün sahaya girerken aklından neler geçiyordu, gol sevincinle neler söylemek istiyordun?

Benim için oldukça heyecan verici bir akşamdı. Maç uzun süre golsüz devam etmişti. Ve herkesin benden büyük beklentisi olduğunun farkındaydım. Bir an önce sahaya girmemi, gol atmamı ve galibiyete katkıda kıda bulunmamı istediklerini kesin bir şekilde hissediyordum. Aslında biraz eğlenceli bir hikâye bu; çünkü deplasmanda oynuyorduk. Ama buna rağmen çok sayıda taraftarımız vardı. O kale arkasına doğru hücum ediyorduk. Ve evimizde gibiydik. Onların önünde golü attım. [Gol sonrasındaki sevinç ve bütünleşme hakkında] O gol, “işte, ben buradayım ve başlıyorum” mesajıydı kendi adıma.

Burak Yılmaz ile saha içinde iyi bir ortaklık yakaladın. Onun için neler söylemek istersin?

Ben zor biri değilim. Herkesle rahatlıkla anlaşırım, diğer insanların da benimle anlaşması kolaydır. Her gün beraber olduğunuz insanlarla, onları sevmiyor olsanız bile, bir sezonun sonunda iyi bir iletişim kurmuş olursunuz; çünkü hepiniz aynı armanın başarısı için görev yapıyor, aynı bağlılığı hissediyor ve aynı hırsla oynuyorsunuzdur. Ben Burak ile birlikte oynamayı seviyorum, evet. Gün geçtikçe birbirimizi tamamlaya başlıyoruz. Birbirimizin oyununu, sahip olduğumuz özellikleri tanıyoruz. Ben onun stilini, daha fazla gol atmak ve maçlar kazanmak için daha iyi öğrenmek zorundayım. O, gerçekten çok kaliteli bir golcü.

Futbola dönelim… Ünlü gol sevincini ilk olarak ne zaman yaptığını hatırlıyor musun?

Bu garip; çünkü hatırlayamıyorum. Marsilya’dayken de iki elimi yana doğru açarak kutluyordum attığım golleri. Ama şunu hatırlıyorum: Marsilya taraftarı benim için özel bir şarkı söylüyordu. Ve ben o sesi duyduğum anda sahip olduğum tüm gücü onların mutlu olabilmesi adına bir an önce harcamak için hazırdım. İngiltere’ki ilk sezonumda Chelsea taraftarı bana farklı bir şarkıyla destek veriyordu. İkinci yılımda onlar da Marsilya’daki o tezahüratı öğrenmişlerdi. Nereye gidersem, gideyim. Kulaklarımda sürekli o ezgi vardı. İstanbul’a geldiğimde ise yepyeni bir tezahüratla karşılaştım: “OoOoO Di-di-er D-rog-ba!” Bu da hoşuma gidiyor.

Marsilya ve Chelsea’deki daha mı hoştu acaba?

Evet, onu tercih edebilirim. Dokuz sene boyunca kulaklarımda o sesle oynadım.

UEFA Şampiyonlar Ligi’ndeki Real Madrid eşleşmesiyle ilgili nasıl bir beklenti içindesin?

Real Madrid eşleşmesi benim için çok özel iki maça sahne olacak. UEFA Şampiyonlar Ligi kariyerimdeki ilk maçı Santiago Bernabeu’de Real Madrid’e karşı oynamıştım. O günü asla unutmayacağım, kendi adıma farklı anlamları olan bir maçtı. Karşımızda Galacticos vardı. Ben bir gol atmıştım; ama maçı 4-2 kaybetmiştik. Yine de Şampiyonlar Ligi ile aramdaki özel ilişkinin başlaması açısında önemliydi. Oraya geri dönmek gerçekten güzel olacak.

Galatasaray taraftarlarına nasıl bir mesaj vermek istersin?

Burada olmaktan ötürü çok mutluyum. Şu an için en iyi performansımı sergileyemiyorum; ama hâlâ şampiyonluklar kazanabilecek durumdayız. Ve onlara şunu söyleyebilirim: Gelecek sezon kesinlikle farklı bir hikâye olacak.

Röportajın tamamını Galatasaray Dergisi'nde okuyabilirsiniz.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Arda TuranChelseaDrogbaFatih TerimGalatasaray Spor KulübüİngiltereİstanbulJose MourinhoReal MadridŞampiyonlar LigiTercihUEFAoyun
Görüş Bildir