'Hepimizin Ortak Bir Meselesi Var…'

-

Nükleer Konusunda Türkiye'yi Uyaran Japon Yönetmen Tange Yeşil Gazete'ye Konuştu

Nükleer Konusunda Türkiye'yi Uyaran Japon Yönetmen Tange Yeşil Gazete'ye Konuştu

Japonya’dan Türkçe uyarı“, “Japon yönetmen Türkiye’yi nükleer konusunda uyarıyor” başlıklı video sosyal medyada paylaşıldıktan kısa süre sonra hemen hemen bütün mecralardan izlendi. İlgili videoda Japon yönetmen Kouki Tange nükleer tehlike konusunda uyarmak istediği Türkiye halkına kendi mesajını Türkçe olarak iletmekte idi. Kouki Tange’nin hazırladığı videonun ülkemizde yayılmasını sağlayan Nükleersiz.org‘dan Pınar Demircan, Yeşil Gazete için Kouki Tange ile Facebook üzerinden görüşerek röportaj yaptı. Japonca olarak gerçekleşen röportajın Pınar Demircan tarafından dilimize kazandırılmış halini yine Demircan’ın kaleme aldığı sunuş yazısı ile birlikte paylaşıyoruz

15 Nisan günü facebook mesaj kutumda bir video buldum,Tange-san bu videoyu izleyip ekte gönderdiği mektubu sosyal medyada paylaşmamı istiyordu . Videoyu seyrettiğim gibi eş zamanlı olarak hem facebooktan hem de anti nükleer gruplardan arkadaşlarımla hemen paylaştım . İlaveten Japoncadan çevirmemi istedikleri bir mektup vardı fakat mektubu çevirmeden önce videoyu hemen paylaştığım için mektubun sosyal medya hızını yakalaması tabi ki zaman alacaktı. Siz dilerseniz videonun mektubunu buradan okuyabilirsiniz.

Kouki Tange ile Şubat ayında facebook üzerinden benim anti nükleer konularındaki ilgimi, Fukushima ve Japonyadaki aktivistlerle tanışmak istediğimi bilen başka bir Japon arkadaşım kanalıyla tanıştık.Tange-san ile doğal olarak hemen nükleer felaketin boyutları ve etkileri üzerine sohbet etmiştik.

Tange-san 1968 doğumlu, 5 ve 9 yaşlarında iki çocuk sahibi. Fukushima kazası yaşandıktan 1,5 yıl sonra Tokyo’dan taşınarak eşi ve 2 çocuğuyla birlikte Tokyo’ya bir daha dönmemek üzere Japonya’nın güneyinde Kyuushu’ya taşınmışlar, taşınma kararını 1 yıl sonra radyasyonun etkileri iyice medyada duyulmaya başlayınca almışlarsa da hayat koşullarını düzenleyip taşınabilmeleri ancak 1,5 yılın sonunda mümkün olabilmiş.

Tange-san’ı sizlerle buluşturmak için kendisine önceden sorularımı içeren bir dosya gönderdim . Japonya ile aramızdaki zaman farkı 6 saat olduğu için denk gelmemiz biraz zor olduysa da sorularımın yanıtlarını aldıktan sonra da bir süre yazışarak yanıtlarımı toparlayabildim . Cumartesi Türkiye saatiyle 14:00’da sorularımı gönderip, 17:00’da cevapları aldığımı söyleyebilirim, sorularımı cevaplamakta büyük bir özen gösterdi, cevapları almak için bir kaçkez kendisine mesaj göndererek seslenmek durumunda kaldım …

Pınar : Videonuzu hazırlama ve Türkiye’ye gönderme sürecinizi anlatır mısınız?

Tange: Bu videoyu 2013 yılının Ağustos ayında hazırladım,o günden beri de bu videoyu Türkiye insanına nasıl ulaştırsam diye düşünüyordum.Açıkçası olumsuz bir tepki almaktan korkuyordum . Birkaç arkadaşıma danıştıktan sonra yarı Türk yarı Japon bir arkadaşım beni sizinle tanıştırdı. Ben de videoyu size göndermeyi uygun gördüm .

P: Peki Tange-sanı tanıyabilir miyiz biraz?

T: Elbette kısaca anlatayım

Film direktörü/sanat yönetmeni /insan

Dünyaca ünlü Butoh dansçısı , Kazuo Ohno ekolünden yetiştim . Yüzlerce müzik videosu çalışmam var ve Tange Kouki Music Video Koleksiyonunun sahibiyim. CD dizaynları yaptım, kitap format tasarımlarım var , pek çok sanat etkinliğini yönettim ve engelli insanlara istihdam yaratma çalışmalarına destek verdim. Hem bir film şirketi olan Yellow Brain hem de tasarım şirketi olan Mabatakinin temsilciliğini yaptım .

Fakat Japonya’daki nükleer enerji teknolojisini protesto etmek için bu şirketlerdeki faaliyetlerime 2012 yılında son verdim, o zamandan beri arkadaşlarımla birlikte kurduğumuz NoddIN adında bir sanat etkinliğine başladık hala da devam ediyoruz. Aktivitelerimiz sanat etkinlikleri çerçevesinde anti nükleer mesajlar içeriyor . Aktivitelerimizi bu linkten takip edebilirsiniz … (Not: web siteleri Japoncadır)

(Tange-san’a bir gün, çalışmalarını Türkiye’de sergileyip sergilemek istemeyeceğini de sordum,kendisi böyle bir sergi fikrine sıcak baktığını belirtti…)

P: Hazırlamış olduğunuz videonun çok büyük bir kitleye hitap ederek izlenmesini nasıl karşılıyorsunuz?

T:Çok seviniyorum elbette ama, nükleer enerjiyi savunanlardan tepki almaktan da çekiniyorum. Açıkçası mesajımın herhangi bir siyasetçinin işine yaramasındansa halktan insanların ilgisini çekebilmesini çok istiyorum.

P: Bu videoyu hazırlamaktaki amacınız neydi?

T:Videoyu hazırladığım dönemde Japonya’da insan hayatına değer verilmediğini görmem çok etkili oldu. Hala kimse Fukushima kazasının gerçek sebebini bilmiyor. Fukushima’da ne sebep ne sonuç belliyken para için Türkiye’ye nükleer santral teknolojisi sattığımıza inanamıyorum. Tarih boyunca insanların kendisini bir başkasının yerine koyma ve buna göre bir değerlendirme yapma yetisinin çok eksik kaldığını düşünmüşümdür. Özellikle “şimdi” bu düşünce şeklini değiştirip barış için yardımlaşma zamanıdır, birbirimize destek olma zamanıdır.

P: Fukushima’ya ne kadar uzaklıkta yaşıyordunuz?

T:Tokyo’da yaşıyordum. 1,5 yıl önce ayrılarak eşim ve iki çocuğumla birlikte Japonya’nın güneyine Kyuushu bölgesine yerleştim.

P: Fukushima Nükleer faciasından sonra hayatınız Tokyo’dan da taşınana kadar nasıl değişti?

T: Açıkçası Deprem ve tsunaminin ardından nükleer felaket olduğu haberleri 6 ay sonra duyulmaya başlandı. Herşeyden önce hayatımızın kalitesi değişti .Radyasyon göze görünmez, kokusu yoktur. Radyoaktif kirlilik haberleri duyulmaya başlandıktan sonra hepimiz paranoyaklaştık, Çoğu insan radyasyon ölçüm cihazı edinmeye başladı. Çocuklarımızı dışarı çıkarmaz olduk, nehirden korktuk ,denizden korktuk, yemek yemekten, neredeyse nefes almaktan korkar olduk.

P: Fukushima kazasından sonra nükleer santral sahası civarında yaşayanların 3 yıl sonra evlerine geri dönmeleri için devlet tarafından çağrı yapıldığını duyuyoruz ,bu konuda ne düşünüyorsunuz?

T:Kesinlikle geri dönmemeliler. Fukushima kazasından sonra nükleer santral sahasının 20 km yakınına kadar gidip bakmışlığım var zaten daha yakınına gidilmesi yasaktı o zaman, şimdi ise izin alınması halinde girilebiliniyor.

P: Türkiye’ye gönderdiğiniz videonun bir benzerini daha önce başka ülke vatandaşlarına göndermiş miydiniz? Türkiye bir ilk mi?

T:Evet böyle bir çalışma yapıp ilk kez Türkiye’ye gönderdim. Fakat bildiğiniz gibi Japonya başka ülkelere de nükleer teknolojisini satmaya çalışıyor, onlar için de benzer bir çalışma yapmak ihtiyacını hissediyorum.

P: Peki Türkiye için bu videoyu hazırlamaktaki amacınızdan biraz bahsedebilir misiniz, neyi hedeflediniz?

T:Ben iki ülkenin vatandaşları arasında bir diyalog kurmak istedim, “bakın biz bunu yaşadık” diye size anlatmak istedim. Çünkü ben 10 yıl önce 2004’te Türkiye’ye seyahat ettiğimde sizlerden çok nezaket ve yakınlık gördüm. Bana karşı niçin bu kadar arkadaşça yaklaşıldığını vatandaşlarınıza sorunca, hiç unutmam bana 1890 yılında Japonya açıklarında batan Ertuğrul Gemisindeki askerlere yardım eden Japonlardan bahsetmişlerdi. Türkiye ile Japonya arasındaki dostluğu inşa eden bu olayın siyasi malzeme haline getirilmesine izin vermememiz gerekir.

P: Yaptığınız videonun başında “Türkçe öğrendim” diyorsunuz, gerçekten Türkçe öğrendiniz mi? Türkçe biliyor musunuz? Yoksa bu video için ezberledim mi demek istediniz ?

T: Türkçe bilmiyorum, hiç öğrenmedim. Video 2013 yılı Ağustos ayında hazırlandı, benim burada Türk arkadaşım yok . Burada bir arkadaşımın kanalıyla tanımadığım birine Türkçe’ye çevirttiğim metni size Türkçe hitap etmek için çalışıp ezberledim. Açıkçası çok zorlandım. Türkiye’deki seyahatim boyunca Türkçe kelimeler öğrenip sizinle sizin dilinizde iletişim kurmaya çalışmıştım. Bence insanlara kendi dillerinde hitap etmek önemlidir, yine bu sebeple size, sizin dilinizde bir video hazırlayarak mesajımın samimi olduğunu göstermek istedim.

P: Videonuzun en son kısmında “lütfen kimseye güvenmeyin” diyorsunuz, vurgulamak istediğiniz tam olarak nedir?

T: Japonya çok garip bir dönem yaşıyor, televizyon, medya, insanlar herkes yalan söylüyor.

Hiçbirşeye inanamıyoruz.

Ben bu videoyu hazırlarken Türkiye’de nükleer santralin kurulmasını savunan insanların tepkisinden biraz korkmuştum. Fakat açıkçası bu kadar güvenilmez bir dönem yaşayan Japonya gibi, çeşitli başka sebeplerle güven duymanın kolay olmadığı dünyada da adı sanı bilinmeyen yüzü görünmeyen birinin konuşmasına güven duyulmaz diye düşünmüştüm; muhtemelen onu dinlemezdiniz. Bu sebeple cesaretimi toplayarak adımı, kimliğimi, yüzümü açarak bu videoyu hazırladım.

P: Son olarak Türkiye vatandaşlarına söylemek istediğiniz?

T: Bir insanın diğeri için endişe duyması ülke sınırlarını tanımamalıdır. Önemli olan siyasetçiler üzerinden değil, insan insana birbirimizi anlayabilmemizdir. Nükleer santrallerin kurulmasına izin vermeyin, nükleer santrallerin kurulmasını önlemek için elinizden geleni yapın. Mücadeleniz akılcı yollardan olmalıdır… Lütfen çok dikkatli olun!

Hepimizin ortak bir meselesi var…Barış için uğraşmak! Siz de özgürlük,barış ve yaşam haklarınız için bıkmadan usanmadan mücadele etmelisiniz!

Unutmayın, geleceğiniz için…

Röportaj ve Japonca’dan çeviri: Pınar Demircan

( Yeşil Gazete )

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

FacebookJaponyaKitapNükleer SantralSosyal Medyadepremmüzikweb
Görüş Bildir