'Hayata Dönüş' Üzerinden 12 Yıl Geçti

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

'Hayata Dönüş' 12. Yılında...

'Hayata Dönüş' 12. Yılında...

19 Aralık 2000 günü 20 cezaevinde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda 30 tutuklu ve iki asker hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştı.

Türkiye'de 2000 yılında siyasi suçluların F tipi cezaevlerine geçişini protesto etmek ve engellemek amacıyla birçok cezaevinde tutuklu ve hükümlüler açlık grevine başladı. 20 Ekim'de başlayan açlık grevlerinin, 19 Kasım 2000 tarihinde ölüm orucuna dönüşmesi üzerine eylemin sonlandırılması için çeşitli girişimlerde bulunuldu.

19 Aralık 2000 tarihinde 20 cezaevinde eş zamanlı operasyonlar başlatıldı. 10 bin güvenlik görevlisinin katıldığı operasyonlara 'Hayata dönüş' adı verildi. Operasyonlarda 32 kişi hayatını kaybetti. Bunların ikisi asker, 30'u tutuklulardan oluşuyordu. Ayrıca yüzlerce kişi yaralandı.

ASKERİ ÖLDÜREN KURŞUN TUTUKLULARIN SİLAHINDAN ÇIKMADI

Operasyon sırasında Ümraniye Kapalı Cezaevi'nde Uzman Çavuş Nurettin Kurt ile Çanakkale Kapalı Cezaevi'nde Mustafa Mutlu adlı iki asker hayatını kaybetti. Nurettin Kurt'un, teslim ol çağrılarına ateşle karşılık veren mahkumlarca vurulduğu açıklanmıştı ancak Kurt'a yapılan otopside ölüme yol açan yaralanmaya "yüksek kinetik enerjili bir silahın" sebep olduğu belirlendi. Ümraniye Cezaevi'nden çıkarıldığı iddia edilen beş adet tabancanın içinde "yüksek kinetik enerjili silah" olarak kabul edilen uzun namlulu silahlar yoktu. Ayrıca silahın mahkûmlarda olmayan uzun namlulu bir silah olduğu belirlendi.

Raporda, ölüme yol açan silahın sadece AK-47 ya da G-3 piyade tüfeği olabileceği belirtildi ve Kurt'un askerlerin silahıyla öldüğü kesinleşti.

MAHKUMLAR GAZDAN ETKİLENEREK ÖLDÜ

Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, "askerin öldürdüğü tutukluların askerle çatışmaya girdiğini" söylemiş, bazı ölümlerin tutuklular arasındaki çatışmadan çıktığını iddia etmişti. Adli Tıp uzmanlarının raporları, Bayrampaşa Cezaevi'ne yapılan operasyon sırasında mahkumların kalaşnikofla ateş ettilğini iddia eden bakan Türk'ün demeçlerinin asılsız olduğunu ortaya koymuştu.

Rapor'a göre, koğuşlardan ateş edilmemiş, öldürücü dozun üzerinde gaz bombası kullanılmıştı. Bayrampaşa Kapalı Cezaevi'ndeki C-1 koğuşundaki kadın tutukluların güvenlik görevlilerinin kullandığı göz yaşartıcı, gaz ve sinir bombalarının çıkardığı yangında öldükleri belirlendi. Adli tıp uzmanlarının raporunda, yanarak ölen kadınların giysi parçaları ve ciltlerinde yanıcı olan solvent maddelerinin bulunduğunun tespit edildiği vurgulandı. Yine Adli tıp raporuna göre silahlı bir direniş olmamıştı. Kömüre dönmüş koğuşlarda yapılan aramalarda silaha da rastlanmamıştı.
Ayrıca mahkûmların bulunduğu taraftan güvenlik görevlilerinin bulunduğu yöne doğru ateş açılmadığı, atışların dışarıdan içeriye doğru yapıldığı kaydedildi Raporda, 12 kişinin hayatını kaybettiği C-1 koğuşunda 6 kadın tutukludan 5'inin yanarak 1'inin ise gazdan zehirlenerek öldüğü yazıldı.
Dönemin başbakanı Bülent Ecevit, "Cezaevlerine hakim olamazsak IMF programlarını uygulayamayız" demişti.

LİVANELİ: SOLCU ŞAİR ECEVİT KATLİAM EMRİ VERDİ

Zülfü Livaneli 2007 yılında 'Erbakan, Ecevit ve ölüm oruçlarının arka planı' başlıklı yazısında 2000 yılındaki ölüm orucu eylemlerinde arabulucu olduğunu, dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ve Ecevit'le görüştüğünü belirtiyor. Yazısında Hikmet Sami Türk'ü aradığını ve ölümlerin önüne geçmelerini rica ettiğini belirten Livaneli, Türk'ün Başbakan Ecevit'le görüştükten sonra kendisini arayarak "Malesef Başbakan Ecevit istekleri kabul etmiyor" dediğini aktarıyor.
1996'da Dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ağar'ın emriyle çıkartılan 'Mayıs Genelgesi'ne karşı başlatılan eylemin de uzun süre devam ettiğini belirten Livaneli, İstanbul Başsavcısı Ferzan Çitici'nin kendisinden arabulucu olmasını istediğini aktardı. Cezaevlerini ziyaret ettiğini kaydeden Livaneli, ölüm orucu sonucu öldüğünü yazdı. Bunun üzerine Başbakan Necmettin Erbakan'la görüştüğünü ifade eden Livaneli, merhum Erbakan'ın "Bu gece Kadir Gecesi. İsteklerini kabul ediyoruz." dediğini söyledi.
2000 yılında 30 tutuklu ve iki askerin ölümüyle sonuçlanan eylemle 1996'da Erbakan'ın tutukluların isteklerini kabul etmesiyle biten eylemleri muklayese eden Livaneli, yazısında şu ifadeleri kullanıyor:
"Sonuçta 'dinci Erbakan' genç ölümlere yol açmamış ama 'solcu-şair Ecevit' katliam emri vermiş oldu. Bunları anlatmak tarih önünde benim namusum ve sorumululuğumdur."

Dünya Bülteni

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

BaşbakanIMFİstanbulMehmet AğarÖlüm Orucu
Görüş Bildir