'Reyhanlı Yerine Futbol Konuşulması Türkiye'nin Ayıbıdır'

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

'Hatay'daki Ölümler Yerine Futbol Konuşulması Türkiye'nin Ayıbıdır'

Pascal Nouma, Türkiye gündemi ve olaylı geçen Galatasaray-Fenerbahçe derbisi hakkında Akşam gazetesine konuştu. Nouma 'Hatay'daki ölümler yerine futbol konuşulması Türkiye'nin ayıbıdır' dedi.

İşte o söyleşi:

Pascal Nouma, artık bizden biri. Türk pasaportunu almak için sadece 2 yılı kaldı. Vatandaşlığa geçtikten sonra da adı Numan olacak. Kendini ‘canlandırdığı’ ‘Koğuş Akademisi’ filmi vizyona giren Pascal Nouma’yı aradık. Türkiye gündemini konuştuğumuz Pascal’ın olaylı geçen Galatasaray-Fenerbahçe derbisi hakkındaki yorumlarını da öğrendik, evlenip evlenmeyeceğini de...

Bu hafta vizyona giren ‘Koğuş Akademisi’ adlı filmde kendini ‘oynuyor’ Pascal Nouma. “Kısa ama çok komik” diyor rolü için. Bir buçuk yıldır da Metro FM Kadir Çöpdemir’le hafta içi her sabah ‘Aragaz’ adlı bir radyo programı yapıyor. Birçok ödül alan programın gayet iyi gittiğini anlatan Pascal, “Gittiğimiz her yerde ne Kadir’in sanatçılığı (Çöpdemir) ne de benim futbolum konuşuluyor, herkes ‘Aragaz’ı konuşuyor” diyor. “Ufukta başka projeler görünüyor mu?” diye sorduğumda “Ooo, o kadar çok ki şimdilik sır” diyor. Söyleşi boyunca o kadar çok kişi gelip fotoğraf çektirmek istedi ki… Her yanına gelene kırk yıllık dost gibi sarılıyor, sorularına cevap veriyor hatta “Fotoğraf çektirmek 5 TL” diye espri yapıyor. Türkiye’de tanımayan yok Pascal’ı; buna zaten şahidiz. Ancak o ABD’de de tanındığını, yolda yürürken “Pascal” diye selam verenleri anlatıyor söyleşi öncesinde.

Söyleşi boyunca sadece birkaç cümle Türkçe konuştu. Sebebini sordum, “Türkçe konuşurken utanıyorum, bazen de sözlerim çarpıtılıyor” diye yanıt verdi... Söz yemeklerden açılınca acılı Adana kebabına, bulgur pilavına ve hamsiye bayıldığını anlattı. Evde yemekleri kız arkadaşı yapıyormuş; “İyi bir aşçı değilim ama köfteyi iyi yaparım” diyor… İkinci kez nikâh masasına oturacak Pascal’ın, bugün İnönü Stadı’nda evleneceği haberinin doğru olup olmadığını sorduk ve bunun gerçek olmadığını da öğrendik.

Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde Kaleci Volkan ve Sabri arasındaki gerginliği ve Drogba’ya muz gösterilmesini nasıl yorumluyorsunuz?

O maçta Galatasaray çok da güzel oyun sergilemedi. Tabii ki bu tip olayların olması temennim değil ama böyle büyük takımların formalarını giyiyorsanız bunların olması gayet normaldir, olur ve olması gerekendir. Maçın atmosferinden olduğunu düşünüyorum. Ancak zenci oyuncular için muz gösterilmesine kesinlikle karşıyım. Yapılmamalıydı. Ama derbi budur; derbi agresif ve sert olur. Her şeyden çok daha önemlisi o gün Hatay’dan gelen ölüm haberleriydi. O gün bu yaşananları unutup da Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin konuşulması Türkiye’nin çok büyük ayıbıdır. İnsanların ölümünden daha önemli bir şey olamaz. Futbol ölümün yanında nedir ki? Ve yine o gün, Anneler Günü’nde herkes annesine hediye almaya çalışırken bazı anneler evlatlarını kaybetti. Bu durumda maç hakkında nasıl konuşulur, anlamıyorum!

Türkiye’de ırkçı davranışlara, sözlere maruz kaldınız mı hiç?

Türkiye’de yaşadığım müddetçe gerçekten hiçbir zaman bana ırkçılık yapılmadı. Uzun zamandan beri de ilk defa bu maçta yaşanan muz olayını gördüm. Zenci olduğum için aşağılanmadım. Türkiye’de size saygı gösteriyorlar. Sanırım bu tatsız olay da maçın atmosferinden kaynaklandı. Fransa’da ırkçılık çok daha fazla ve ben zaten bu yüzden Türkiye’de olmaktan memnunum ve huzurluyum. Paris St. Jermen’de oynarken takımın kendi taraftarları bizlere yapardı aynı şeyi. (Bu esnada maymun hareketi yapıyor…)

HIRÇINLIĞIM ZARAR VERDİ

Siz de aslında sahada oldukça hırçındınız. Bunun başınıza bela olduğunu düşündünüz mü?

Evet, tabii ki bu hırçın halim kariyerime zarar verdi. Pişman olduğum, “Keşke böyle yapmasaydım” dediğim zamanlar oldu. Ama o zaman için bana normal gelen de buydu.

Peki, sahada sizi o kadar sinirlendiren ne oluyordu?

Eğer bir iş yapıyorsanız kendinizi o işe yüzde yüz vermek zorundasınız. Herkes için futbol bir oyundur ama bizler için futbol bir oyun değil. Sahaya çıkıp da futbol oynadığımda kendime verebileceğim en büyük mutluluğu vermeye çalışırım ki o da kazanmaktır. Eğer yüzde yüz kendimi vermeseydim işte o zaman pişmanlık duyardım. Bu yüzden her zaman kazananım.

KANSERİ DE YENDİM

Hayatın diğer alanlarında da kazanan olmak gibi derdiniz var mı?

Elbette. Kanser gibi bir hastalığı yenmişim demek ki normal hayatta da bir kazananım. Hiçbir zaman da geriye değil, hep ileriye bakarım. Geçmiş geçmişte kalır.

“Kazananım” diyorsunuz, peki, sizi yıkabilecek bir şey yok mu bu hayatta?

Olmaz mı! Ailemden ya da arkadaşlarımdan biri ölürse işte o zaman yıkılırım.

Bu ara sağlığınız nasıl?

Gayet iyiyim. Siz?

Ben de fena değilim. “Kanser rahatsızlığından sonra şan, şöhret, paranın ihtişamına kaptırmıyorum kendimi” demiştiniz, hâlâ böyle mi düşünüyorsunuz, bu söylediklerinizi unuttuğunuz oluyor mu?

Hiç değişmedim, hâlâ aynıyım. Hayatımın geri kalanını sağlıklı ve huzurlu yaşamak benim için daha önemli.

HASTALIKTAN ÖNCE ÇILGINDIM

Hastalık öncesi ve sonrası hayatınız değişti mi?

Hastalıktan önce fazlasıyla çılgın biriydim. Şimdi biraz daha sakinim ve olgunlaştım. Artık eğlenmeyi, gezmeyi daha çok seviyorum. O dönem bu çılgınlıklar da yaşanmalıydı. Çünkü benim için o yaşam biçimi normaldi. Yaşadım, bitti, şimdi farklyım.

Hastalandığınızda “Güzel bir eşim, çocuklarım var. İyi para kazanıyorum ama Tanrı bana bir sorun verdi” demiştiniz. Manevi yönünüz güçlü müdür?

Çok dindar olduğumu söylemem ama tabii ki Allah’a inanıyorum. Başıma kötü bir şey geldiğinde ya da her dakika dua etmem; sadece içimden geldiği zaman dua ederim. Bazı insanlar ihtiyacı olduğu zaman dua eder ama ben böyle değilim. Mesela arabada müzik dinliyorsam ve o esnada mezarlığın önünden geçiyorsam müziği kapatır ve dua ederim. Yanımda bir arkadaşım konuşuyorsa onu da sustururum. Bunu her zaman yaparım. Rahmetli Defne’nin (Joy Foster) cenazesinde cenaze namazı bile kıldım.

KEŞKE OYNASAYDIM DEDİĞİM MAÇLAR...

Futbol maçlarını izlerken “Ben olsaydım şöyle pas atardım, o gol de kaçar mı!” diye hayıflandığınız, sahada olmayı özlediğiniz olur mu?

Şampiyonlar Ligi maçlarını gördüğüm zaman içim gidiyor. Derbi maçlarında da aynı duyguyu hissediyorum ama bazı maçlarda da hakikaten olmayı istemiyorum. Hayatımın önceliğinin futbol olmadığını anladığımda bırakmıştım zaten. Önceliğimin ailem ve çocuklarım olduğunu fark ettim. Büyük bir ikon olmak benim için çok fazlaydı. Baktım ki bu ikon olma durumu her şeyin önüne geçiyor, o zaman “Yeter” dedim.

Taraftarların bir kısmı Beşiktaş Kulübü’ne başkan olmanızı istiyor. Siz ister misiniz?

“Biraz beklesinler” derim. Şu anda başkan olmayı düşünemem. Belki ileride yönetici olabilirim. Şu anda da kongre üyesiyim zaten.

Niye Türkiye’yi bu kadar çok sevdiniz; başka bir ülkeyi de bu derece benimseyebilir miydiniz?

Menajerim yüzünden oldu (gülüyor). Beni Türkiye’ye çağırdı, evinin anahtarını da verdi, o günden beri Türkiye’deyim. Ayrılamıyorum. Burada çok arkadaşım var. Fransa’da Cannes’da yaşıyorum. Antalya ya da Marmaris gibi düşünün; kış mevsiminde ölü gibidir, yazın daha kalabalık olur. Ama burası her zaman kalabalık, birçok arkadaşım, dostum var. Herkes cana yakın ve samimi. Bu da çabuk benimsememe sebep oldu. Burada gayet normal ve sade bir hayatım var. Senin gibi, herkes gibi… Kendimi zaten hiçbir zaman bir yıldız gibi görmedim. Sadece futbol oynadım ve Türkiye’de de futbolu çok seviyorlar, bu kadar. Her zaman onlarla beraberdim ve onlarla beraber yaşıyorum.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AdanaAmerika Birleşik DevletleriAntalyaArda TuranBeşiktaş Jimnastik KulübüDrogbaFenerbahçeFenerbahçe Spor KulübüFransaGalatasaray Spor KulübüHatayKanserMarmarisMaymunReyhanlıŞampiyonlar Ligifutbolmüzikolayoyun
Görüş Bildir