Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

"Gölgeler Varsa Işık da Var"

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

"Gölgeler Varsa Işık da Var"

"Gölgeler Varsa Işık da Var"

Selçuk Demirel: Çizmek hayatıma anlam katmak demek. Anlamlı bir şeyler çizmek kolay olmuyor. Sanıyorum bu kitapta bir şeyler yakaladım. Belki benim ilk şiir(sel) kitabım.

Roman, öykü, sinema filmi, tiyatro oyunu veyahut devasa bir tablo, belki bir heykel aracılığıyla bir hikâyeyi, bir varoluşu ya da yokoluş halini anlatmak… Tamam her şey mümkün, hepsinin yaratıcıları tarafından oluşturulan bir kurgusu, dili var. Peki ya çizgiler? Kelimesiz, sözsüz, sessiz; sadece çizgiler. Şüphesiz çizgileri okumak, yüzünüzü onlara yaklaştırıp en ufak detayından bile hikâyeyi kurmaya çalışmak muazzam büyülü bir duyguya sürüklüyor insanı. Düşünen- yaratan bir el, kâğıt ve kalem. Bu kadar. Selçuk Demirel Başka Bir Yerde adını verdiği kitabında bize yine büyülü bir okuma vaat ediyor. İnsanlar var. Ağaçlar var. Uçan, düşünen, dalları olan, elinde baltaları, koşan, duran ve aslında olduğu yerde duramayan insanlar bunlar. Bana sorarsanız biraz karanlık bir halleri var. Bir arayış, bir bulamayış, köksüzlük, belki de kayboluş. Aslında yaratıcısının da okurun da sözlerle anlatabileceği bir kitap değil, çünkü “başka bir yerde” bir kitap… İşin büyülü tarafı da bu olsa gerek… Ben yine de şansımı denemek istedim. Gerisi sizin hayal gücünüz…

Fernando Pessoa’nın Hareketsiz Bir Yolculuğun Kırıntıları kitabından birkaç alıntı var kitapta. Nasıl dahil oldu çizimlerinize Pessoa’nın bu yapıtı?

Bu kitapla ilgili çalışmalarımı bitirdiğimde, bir kitap maketi görünümündeki bir deftere yapılış sırasıyla yapıştırıyordum. Neredeyse çalışma defterindeki sayfa sayısı kadar bir desen miktarı ile sonuçlandı. Oluşan bu orijinal maketteki resim sırası ile kitapta neler olup bittiğini anlamak zor oluyordu. Bu sefer yapılış sırasıyla değil de anlam ve ifade sırasıyla yeniden metinleri yan yana getirdim. Yaptıklarımın bir sunum yazısı gerektirdiğini düşündüm. Dünyalarına yakınlık duyduğum birkaç yazar ve şairin etrafında dolandım. Yaptıklarımı bilen, tanıyan bir yazardan da bir sunum yazısı isteyebilirdim. Sonuçta sipariş yazı olacaktı, Fernando Pessoa’nın Fragments d’un voyage immobile (Hareketsiz Bir Yolculuğun Kırıntıları) kitabından, bu kitap için yaptığım bir iki alıntı sanki bu kitap için yazılmıştı.

Başka Bir Yerde için bir “arayışın” kitabı diyebilir miyiz?

Kitabı önceden bir bütün olarak düşünmedim. Çalışmaya başladığımda bir kitap olacağını bile bilmiyordum. Spiralli küçük bir deftere günde beş ya da altı, bazen daha az aralıksız desenler çiziyordum. Ortak noktaları küçük insan figürleri olmalarıydı. Çizerken önceden planlanmış fikir ve düşünce peşinde olmamaya çalıştım. Her desen kendi bütünlüğüyle oluştu. Bu yüzden bir arayışın kitabı denemez.

Gölgeler de var çizimlerde… “Beni ürküten görünmez bir karaltının gölgesinden başka bir şey değilim sanki” diyor Pessoa… Bu gölgeler neyi ifade ediyor?

Gölgeler varsa ışık da var demektir. Işığın en belirgin göstergesi gölgeler. Desenleri tekdüzelikten kurtarıp onlara volüm kattım. Canlı kılan grafik bir eleman da diyebiliriz. Siyaha, ‘kara’ya karanlığa yüklediğimiz anlamların çoğunluk folklor olduğunu düşünüyorum; karamsar, kapkara, karaltı… Her şeye rağmen Black is beatiful…

Ağaçlı çizimler çok düşündürdü beni; Yarı insan, yarı ağaç. Ve karşısında yanında baltalı bir insan… Sizin çizgilerinize baktığım zaman kafamda iki kelime dönüyor; Kelimesiz, sözsüz… Büyülü bir hikâye anlatıcılığı; edebiyat! Şimdi çizgilerle hikâye anlatmayı sormak istiyorum size. Okur için büyülü. Ya sizin için?

Evet, kitaplardaki desenlerde birçok sembol var. Ağaç, Kızılderililer, kovboylar, panzerler, yürüyen insanlar, şiddet, kanatlarından çarmıha gerilmiş melekler, hayat, ölüm, araf… Kitabın sonuna doğru uçan insanlar hatta melek kanatlarıyla uçan uçaklar ve kuşlar. Bütün bunların ne anlama geldiğini söylemek, açıklamak belki mümkün ama ben yaptıklarımı açıklayarak sizin sözünü ettiğiniz büyüyü bozmak istemiyorum…

Bu söyleşiyi internet aracılığıyla yapıyoruz ve sizinle hiç karşılaşmadım. Merak ediyorum; hikâyeleri çizgilerle anlatan Selçuk Demirel konuşkan mıdır? Çizmek evet ama peki ya yazar mısınız kelimelerle?

Konuşkan olduğumdan hiç şüpheniz olmasın. Bilmediğim konularda dinlemeyi tercih etmekle birlikte daha çok konuşma tarafları olduğum kesin, gevezelik etmek müthiş bir keyif benim için. Çizmek ise hayatıma anlam katmak demek. Anlamlı bir şeyler çizmek ise her zaman kolay olmuyor. Bunu yapmaya çalışıyorum. Sanıyorum bu kitapta bir şeyler yakaladım. Belki benim ilk şiir(sel) kitabım.

Peki, nereye bakar, nerelerden beslenir Selçuk Demirel?

Her şey diyebilirim. İyi bir kahvaltı, çok iyi bir şişe şarap, gazeteler, yazarlar, kitaplar, eş dost, yolculuklar, başka ülkelerin mutfakları, müzeleri, insanları… Paris, İstanbul, İstanbul’a geldiğimde gördüğüm kırk yıllık dostlarım. Karım, torunlarım, yalnız başına çalışıyor olmam, bazen akşama kadar süren uzan öğle yemekleri… Akıllı, zeki insanlarla yapılan sohbetler hep yaratıcılığı kışkırtan değişik ilham kaynaklarım olmuştur.

Büyük laf mı edeceğim bilmiyorum ama kitabınızdaki çizimleri bakıp bakıp düşündüğümde Türkiye’yi gördüm. O tedirginlik, huzur arayışı, yalnızlık, birliktelik… Bir arayış, var olmak ama nasıl… Bir de uçmak var hep…

Bunları hissettiyseniz doğrudur. Uçmak kitabın en belirgin elemanlarından biri. Uçmaya yüklediğim anlam çok önemli. İnsanoğlunun ta başında kolları yerine kanatları olduğunu, uçtuğunu hayal etmiştim. Zamanla insanın gelişimi ile birlikte uçmayı unuttuğunu ve kanatlarının da el ve kola dönüştüğünü düşündüm… Çok derinlerde bir yerde bu uçma duygusunu sakladığını biliyorum. Bu duyguyla ellerini kullanarak binip uçacağı aletler, uçaklar, füzeler yaptı. Bunları bazen başka ülkeleri bombalamak için kullandı. Aya gitti, başkalarını gözetlemek-dinlemek için uydular yaptı. Bu uçma duygusunun şiirsel yanını unutup ticarileştirdi. Bir silah gibi kullandı.

Sibel Oral - Radikal Kitap

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

İstanbulKitapŞarapSinemaTercihTiyatro
Görüş Bildir