‘Geleceğe Bakınca Hiçbir Şey Göremiyorum’: 23 Maddeyle Türkiye’nin Suriyeli Çocuk İşçileri

 > -

"Floresan ışıklarına boğulmuş, İstanbul'un banliyösündeki bir bodrum katı beyazlar içinde. Beyaz kumaş dağlarının arasında Şükrü, dikiş odaları arasında kumaş topları taşıyarak mekik dokuyor. Yalnızca 12 yaşında, ama dişlerinin arasındaki makas ve gözlerindeki ifadeye baksanız sanki yıllanmış bir işçi."

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı ve Business Call To Action gibi sivil inisiyatifler de dahil, dünyanın her yerinden araştırma ve yardım komisyonlarının Türkiye'de yaşayan Suriyeli sığınmacılar ve özellikle de çocukların çalışma koşulları hakkındaki raporları korkunç:

Kaynak: https://www.hrw.org/report/2015/11/08/wh...

1. Şükrü 10 ay önce Kuzey Suriye'nin Kamışlı bölgesinden, amcasıyla beraber Türkiye'ye kaçmış.

The Guardian için bir rapor hazırlayan Frederik Johannisson,"Böyle bir hafta içi sabahında çoğu Türk çocuğu okulda; ama bu Suriyeli oğlan Avrupa pazarı için çeşitli giysiler üreten 15 dikiş makinesine malzeme temin etmekle meşgul." diyor.

Şükrü ailesine destek olmak için, ayda 600 lira karşılığında 60 saat çalışmak durumunda. "Şu an okula gidemiyorum" diyor; "Ama ülkemize döndüğümüzde tabii ki devam etmek istiyorum".

2. "Çalışmak zorunda olmaları bizim suçumuz değil"

Johannisson'ın ismini vermediği fabrikanın patronu 12 yaşında bir çocuğun okula gitmek yerine hele de bu kadar uzun saatler boyu çalışmasının yanlışlığını kabul etse de, sorumluluk almaya gönüllü değil. "Devlet bunlara bakamadı, biz ne yapalım?"

3. Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi'ne göre, 250.000 Suriyeli mülteci Türkiye'de yasadışı olarak çalışıyor.

Ülkede yaşayan Suriyeli sayısının 2,4 milyon civarında olduğunu biliyoruz. Birleşmiş Milletler Sığınma Ajansı'na göre, bu sayının %9'u (koşulları iyi olmayan) sığınma kamplarında kalıyor. Gerisiyse kendi başını çaresine kendisi bakmak durumunda. 

İnsan Hakları İzleme Komisyonu'nun raporuna göre ise, bu rakam içerisinde çocuk işçilerin sayısı muazzam (en az %30).

4. Ve istismar her yerde...

Yasalar her ne kadar sığınmacıların asgari ücretin altında çalıştırılamayacağını söylese de, zor durumlarından dolayı pazarlık şansı olmayan bu insanlar ve hatta (çünkü mecburen) çocuklar, bunun çok altında rakamlara çalışmaya şükretmek zorunda kalıyor.

Adil İş Gücü Derneği, Türkiye'deki işverenlerin genellikle Suriyeli mültecileri, asgari ücretin altında para vererek, güvenli olmayan yerlerde uzun saatler çalışmaya zorlayarak ve ücretlerinden kabul edilemez kesintiler yaparak istismar etiklerini bildirdi. Çalışanların yarıdan fazlasının sosyal güvencesi de, sosyal hakları da bulunmuyor. Böyle bir ortamda Suriyeli çocuk mülteciler elbette en savunmasız kalanlar oluyor.

5. Tabii ayrımcılık da.

Bir başka bodrum katı atölyesinde çalışan, IŞİD ve Suriye rejimi arasındaki savaşın yerle bir ettiği Deir ez-Zor'dan Türkiye'ye kaçan 20 yaşındaki Abdo şöyle diyor: "Bize hep farklı  ve kötü davranıyorlar. Ayrıca dengimiz olan meslektaşlarımızdan daima daha fazla çalışmak zorunda kaldığımız halde maaşlarımız daha az".

Sığınmacıların maaş ödemeleri de sık sık gecikiyor ve hiçbiri de bu konuda bir şey yapamıyor.

6. Çocuklar en çok nerelerde ve nasıl işlerde çalışıyor?

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün görüştüğü aileler, çocuklarının tekstil fabrikalarında, kuru meyve fabrikalarında, ayakkabı imalat atölyelerinde ve araba tamirhanelerinde çalıştığını söylerken, bazılarının kiraz topladığı veya tarım işçisi olarak çalıştığı, diğerlerinin ise sokaklarda kağıt mendil, su veya hurma satarak geçindiğini aktarıyor. 

Araştırma, bazı durumlarda ailenin esas geçim kaynağının mülteci çocuklar olduğunu ortaya koyuyor (özellikle de annenin dul kaldığı ailelerde).

7. 15 yaşındaki İbrahim, dul annesi ve iki erkek kardeşiyle Mersin'de yaşıyor.

Ve haftanın altı günü sabah 8.00'den akşam 6.30'a kadar araba boyayarak ayda 300 TL kazanıyor. 2013 yılında, IŞİD militanları oturdukları bölgeye yaklaşmaya başlayınca ailece Türkiye'ye kaçmışlar. Okula gitmeyi özleyip özlemediği sorulunca İbrahim şöyle diyor:

"Matematik dersini çok severdim. Okulu gerçekten çok özlüyorum, keşke tekrar gidebilsem. Öğrencilikle kıyaslandığında, çalışmak çok zor; hayatlarımız da tamamen değişti. Hiç arkadaşım yok, ne Türkiyeli, ne Suriyeli. Çok yalnız hissediyorum."

8. Leyla saatte 1,6 TL'ye çalışıyor.

Mersin'in bir merdiven altı tekstil atölyesinde 20 yaşındaki Leyla, 3 yıl önce ailesiyle birlikte Halep'ten Türkiye'ye kaçmış ve hep beraber burada hayata tutunmaya çalışıyorlar. "Ayda 350 TL'ye çalışıyorum ama kiramız 450 TL. İsveç'teki abim her ay kazandığının bir kısmını bize gönderiyor." Leyla üniversiteye devam etme isteğini anlatıyor ve şöyle diyor; "En çok istediğim şey öğretmen olmak".

9. 11 yaşındaki Ali, Halep'e gerçekleştirilen bir varil bombası saldırısında ağır yaralandığından bu yana okula gitmiyor.

Mersin'de ailesiyle yaşadığı evde görüştüğü İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacısına, kendisini fiziksel olarak engelli bırakan bacaklarında ve karnındaki derin yaraları gösteriyor. Ciddi bir aksamayla da olsa, yeniden yürümeyi henüz öğrenmiş. Türkiye'ye geldiğinden beri, günlerini evde oturarak veya sokakta hurma suyu satarak geçiriyor.

Hiç Türkçe bilmiyorum ama okula gitmek istiyorum. Büyüyünce muhasebeci olmak istiyorum çünkü matematikle ve sayılarla aram iyi. Okula gitmek için bana yardım edecek bir öğretmenimin olması ne iyi olur.

10. İzmir'de bir baba, 12 yaşındaki en büyük oğlu Ahmed'in çalıştığı için okula gidemediğini anlatıyor.

"Bir atölyede torba yapıyor. Haftada beş buçuk gün çalışmasının karşılığında ayda 500 TL kazanıyor... Seneye küçük çocuklarımı okula kaydettirmek istiyorum ama Ahmed... evin gelirine katkıda bulunması için ona ihtiyacımız var. O çalışmazsa biz ekmek yiyemeyiz. Bu halde bile kira ve genel giderleri aydan aya ancak karşılayabiliyoruz."

11. 11 yaşındaki Rıdwan ve dul annesi, Şam'dan Mart 2013'teki bombalamalardan sonra kaçmak zorunda kalmış.

Rıdwan İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacısına, 12 yaşındaki ikiz erkek kardeşi ve 10 yaşındaki kız kardeşinin çalıştıkları için görüşmeye gelemediklerini, ama kendisinin izin günü olduğunu söylüyor.

Haftada yedi gün ve günde 12 saatten fazla çalıştığını ve haftada 40 lira kazandığını söyleyen Rıdwan, “Ama yanında çalıştığım terzi iyi biri ve bana iyi davranıyor." diyor.

Rıdwan'ın ailesi, tuvaleti olmayan, terk edilmiş bir dükkanda yaşıyor ve genel giderler dahil ayda 250 TL kira ödüyor.

12. Shaza ikamet izni olmadığı için oğlu Ömer'i Türkiye'de bir devlet okulun gönderememiş.

Eğitimi yarıda kalan ve yasal yollardan çalışma şansı olmayan 16 yaşındaki Ömer, Esad hükümetine karşı savaşmak için ailesinden habersiz Suriye'ye geri kaçıyor ve kısa süre sonra da bir çatışmada hayatını kaybediyor.

13. Mersin'de bir anne, 13 yaşındaki kızı Amina'nın üç yıldır, 9 yaşındaki oğlu Ali'nin ise hiç okula gidemediğini anlatıyor.

"Maddi durumumuz kötü olsa da onların çalışmak yerine okula gitmelerini istiyorum.” Ne var ki, Temmuz 2014'te Türkiye'ye geldiklerinde, reddedileceklerini düşündükleri için çocuklarını okula kaydettirmeyi denememişler bile. 

"Türkiye'deki devlet okullarıyla ilgili de pek bir şey bilmiyoruz ama çocuklarını bu okullara kaydettirmeye çalışan ailelerin reddedildiklerini duyduk."

14. Um Mohammed, en küçük oğlu Bara (15) ile Gaziantep'te yaşıyor.

Suriye'deyken oğlunun 7. sınıfı bitirdiğini söyleyen Um Muhammed şunları anlatıyor:

"Bara çalıştığı yerde araba yıkıyor; okulu bıraktığı ilk günlerde okulda olmayı çok özlediği için ağlardı. Şimdi ne zaman akranlarını okulda görse, onlara özendiği için üzülüyor... çok yazık –onun da okulda olması lazım ama onun yerine çalışıyor ve haftada 60-100 TL arası para kazanıyor."

15. Eğitimin yarıda bırakılmasının ve ekonomik / sosyal sömürünün bedelini ne?

Suriyeli çocukların okula gitmemelerinin başka yakın tehlikeleri de bulunuyor: Sokağa düşmek, Suriye'ye dönüp savaşırken ölmek, erken evliliklere mecbur kalmak, radikalleşmek hatta kökten dinci olmak, ya da Avrupa'ya ulaşmaya çalışırken denizde ölmek...

16. Dil desteğinin veya hızlandırılmış dil kurslarının eksikliği

Dil engelinin, Suriyeli öğrencilerin devlet okullarına gidebilmelerinin üzerindeki etkisi dikkate değer. Raporda belirtildiği gibi, mülteci gençlerin ve çocukların, eğitim dilinin Türkçe olduğu devlet okullarına gidebilmeleri için “özel okur yazarlık programları ve telafi dersleri yapılması son derece acil bir ihtiyaç.”

STK'lara ait mültecilere destek merkezlerinde çocuklar için, kısıtlı da olsa Türkçe dil dersleri bulunuyor ama bu hizmetlerden ancak böylesi merkezlerin bulunduğu İstanbul ve Gaziantep gibi şehirlerde yaşayan aileler faydalanabiliyor.

17. Çalışmak zorunda olmayıp bir okula kaydolabilen çocukların da başka sorunları var...

12 yaşındaki Fatima, okulu bırakmak istemesinin esas sebebinin diğer öğrencilerin zorbalıkları olduğunu söylüyor. Türkiyeli sınıf arkadaşlarının kendisine sürekli sataştıklarını, aşağıladıklarını anlatıyor. 

Türkçesi akıcı olmadığı için okul idaresi Fatima'yı yaşıtlarından üç sınıf aşağıya kaydetmiş. Babası ve kendisinin anlattığına göre, 2014-2015 eğitim döneminde Türkçesi ciddi biçimde gelişmiş ve derslerinde sorun yaşamıyormuş; ama buna rağmen sınıf arkadaşları tarafından devamlı taciz ediliyormuş.

18. Suriyeliler'e çalışma izninin gelmesi çocuk işçi çalıştırılmasını engellemiyor.

İçinde bulunduğunuz Ocak ayına kadar geçici misafir olarak kabul gören Suriyeli sığınmacılar artık belirli şartları sağladıkları sürece ülkede kayıtlı olarak da çalışabilecek. Ancak bu durum, çocuk işçi problemini tabii çözmüyor.

19. Çocuk işçiler konusunda Türkiye bir çok uluslararası anlaşmaya üye; ve sorumlulukları yerine getirmekle yükümlü.

b.3cdn.net

Türkiye'nin, aralarında Uluslararası Çalışma Örgütü Asgari Yaş Sözleşmesi, En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliği Sözleşmesi, ÇHS ve UEKSHS'nin de bulunduğu temel uluslararası sözleşmelerin altında imzası bulunuyor. Bu sözleşmeler hükümetleri, çocukların ve genç insanların ekonomik ve sosyal sömürüye, eğitimine zarar verecek nitelikteki işlerde çalıştırılmasına karşı korumakla yükümlü kılıyor. 

Ancak, mevcut hukuki çerçevede, sokaklarda çalışan çocuklar da dahil olmak üzere, iş akdi olmadan çalışan çocukları koruyan tedbirlerimiz henüz bulunmuyor.

20. En büyük görev Milli Eğitim Bakanlığı'na düşüyor.

MEB, dil programlarını acilen hayata geçirmenin yanında, mevcut YOBİS (Yabancı Öğrenciler Bilgi Sistemi) mekanizmasını kullanarak Suriyeli mülteci çocukların okula devam durumunu takip edip, okulu bırakanları yakından izlemeli.

Nitelikli Suriyeli öğretmenlerden, ister UNICEF ortaklığında yürütülen mevcut teşvik bünyesinde, ister yasal çalışma izni vererek, daha çok faydalanılmalı.

Erişimin daha zor olduğu yerlerdekiler de dahil olmak üzere tüm Suriyeli mültecilere, okula kayıt yaptırmak için nelerin gerektiği ve usullerin ne olduğu hakkında bilgi verilmeli.

21. Çalışma Bakanlığı'na düşen görevler

Öncelikle Çalışma Bakanlığı'nın sığınmacıların çalışma iznine erişimi şartlarını giderek kolaylaştırması gerek. Bu, mültecilerin işgücü piyasasına erişimine hiçbir kısıtlama getirilmemesi anlamına gelmiyor. Daha ziyade, ayrımcı olmayan koşullarda, para kazanacakları bir işe erişim fırsatına sahip olmalarını hukuken sağlamak olarak yorumlanmalı. 

Bu durum, yetişkinlerin olduğu ailelerde gelir düzeyini yükselteceğinden, çocuk işçiliği de azaltacaktır.

22. Yabancı bağışçılar ve yardım kuruluşlarına düşen görevler

BM'nin Türkiye’deki Suriye krizine müdahale etmek için yaptığı fon çağrısını karşılamakla başlanmalı. 31 Mayıs 2015 itibarıyle, yapılan 624 milyon Dolar tutarındaki fon talebinin yalnızca % 13.6'sı karşılanmıştı.

23. Acilen harekete geçilmeyecek olursa, bunun bütün bir nesil üzerindeki etkilerinin yıkıcı olacağı kesin.

Genç beyinlerin eğitime erişimleri engellendiği ve çok zor koşullarda çalışmaya zorlanmalarına devam edildiği müddetçe, Suriyeli çocuk sığınmacıların geleceğinde hiçbir ışık görmek mümkün olamayacak.

Galeride çocukların gerçek fotoğrafları yerine temsili fotoğraflar kullanılmıştır.

Bu Haber ile İlgili Linkler

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
qokcesu

bizmi cok rahatiz yoksa bu masumlar mi cok kadersiz bilemedim.rahatligimdan utaniyorum,burada sicacik evimde oturup bunlara bakarken kendimden ve sonumdan cok korkuyorum. allah sonumuzu hayr etsin.

hugi

petrol için katledilmeden kurtarılmış hayat, kış günü sıcak yemek sıcak yatak, güvenli aile ortamı din kardeşleriyle omuz omuza ve emeklerini elleriyle şimdiden kazanıyorlar. keşke bunların hepsine suriyedeyken sahip olsalardı yada biz onlara orada bu desteği verseydik. zenginlerin pedofilisini ağzına bile alamaynların burda ucuz cümleler kurması ayrı bi komedi.

varhanoguz

Geleceğe bakınca bende bir şey göremiyorum böyle bir dünyada böyle bir ülkede...

mihail-ivanovic-kutuzov

Bundan 500 yıl sonra torunlarımız anlatır "Ecdadımız suriyeden kaçan garibanlara kapısını açacak kadar insandı" diye... Tarih kitapları yazmaz bunları. Gelen kadınlara tecavüz ettiğimizi, fuhuşa zorladığımızı. İnsanları naylon botlarla ölüme gönderdiğimizi. üç kuruşa iliklerine kadar sömürdüğümüzü.

cakma-trakyali

yani suriyeli diye genelleme yapmayalım bence bizim ülkemizdede var çocuk işçiler ve bu çok üzücü yani genel olarak üzücü bir tablo

Başlıklar

Beşer EsadBirleşmiş MilletlerBodrumIŞİDİstanbulİsveçİzmirMersinÖğretmenSuriyeannemeyve
Görüş Bildir