Hüseyin Çelik: 'O Belgeleri MİT Sızdırdı'

 > -

'Fişleme Belgeleri Doğru; MİT'ten Sızdırıldı'

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Hüseyin Çelik, bir gazetede yer alan ve bazı cemaat mensupları hakkında fişleme yapıldığına dair belgelerin MİT'in içinden sızdırıldığını söyledi. Çelik, "Hiçbir kurumda ve kişiyle bu bilgiler paylaşılmamıştır. Ve MİT'in veri tabanında bir araya getirilen bilgiler, birileri tarafından içerdekiler tarafından, bu adı geçen gazeteye servis edilmiştir. Bu yapılırken de arkadaşlar şu yapılmıştır; özellikle AK Parti ile ve belli konularda tartışmaları olan bazı kesimlere mensup ve yakın kişiler seçilmiştir." dedi.

AK Parti Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenleyen Hüseyin Çelik, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, yine basına sızdırılan MGK bildirisi ile ilgili, "Bırakın inancının gereği olarak insanların kılık kıyafetiyle uğraşmayı, 28 Şubat döneminde mesleğinden men edilen 800 öğretmeni ben milli eğitim bakanı sıfatıyla onları görevlerine iade ettim. 800 bayan öğretmeni. Düşülen komik durum şudur; MGK kararını hizmete karşı kullanılan bir şey gibi sundular. Bu asılsız bir iddiadır. Netice itibariyle biz aynı ruh ve mana dünyasına mensup olduğumuz insanlarla dediğim gibi cebelleşmek onları mağdur etmeyi onlara haksızlık etmeyi kendimiz için ayıp sayarız ve böyle bir ayıba da asla düşmeyiz. İşin bir diğer tarafı, bir şey daha söyleyeyim size, bütün bu dönem boyunca biz Türkiye'de kendi insanımızı kategorizasyona tabi tutmayı elimizin tersiyle kenara ittik. Hangi sivil toplum örgütü, hangi inanç grubu, hangi cemaat, hangi cemiyet, hangi camia olursa olsun ne zaman Sayın Başbakan'a hükümet üyelerine makul meşru mantıklı bir taleple geldilerse bunlar iyi karşılanmıştır, bunlara iyi niyetle yaklaşılmıştır ve çoğu zaman da onların arzusu istikametinde istekleri doğrultusunda işlem tesis edilmiştir." diye konuştu.

"DEVLET OKULLARA SAHİP ÇIKMIŞTIR"

Hizmet kurumunun yurt dışında açtığı okulların, başta Rusya Federasyonu olmak üzere bazı ülkelerde sıkıntılar yaşadığını belirten Çelik, "Ben Sayın Başbakan'ın bizatihi orada devlet ve hükümet başkanlarına bu meseleye doğrudan sahip çıktığının bizatihi şahidi olan insanlardanım. Sayın Cumhurbaşkanımızın, bizim insanımızın oralarda kurduğu ve hepimiz için medarı iftihar olan iftihar vesilesi olan bu okullara sahip çıkma konusunda bütün hükümet üyelerimiz biri biriyle yarışmıştır. Başta Sayın Başbakan ve Cumhurbaşkanımız olmak üzere gittikleri her ülkede bu okulları bizatihi ziyaret etmişlerdir. Ve o ülkelerde bu okulların aleyhinde estirilen bazı dedikoduların da bazı suizanların ve suiniyetlerin de önüne geçmişlerdir. Manevi olarak destek olmuşlardır." şeklinde konuştu.

"AK PARTİ'NİN BİZATİHİ KENDİSİNİN MAĞDUR VE MAZLUM OLDUĞUNU NEREYE YERLEŞTİRECEKSİNİZ"

Bu açıdan dershane tartışmalarına değinen Çelik, "Son dershane tartışmasından yola çıkarak cemaatin cemaatle uzaktan yakından sevgisi sempatisi olmayan hatta tabiri caizse cemaat karnına girecek olsa kendisini denize atacak olan başta MHP, CHP, BDP gibi muhalifimiz olan partiler bir anda cemaati sanki sahiplenen, hamisi olan bir pozisyona geçtiler. Daha önce cemaat aleyhinde TBMM kürsüsünde söyledikleri sanki yokmuş gibi, zabıtlarda yokmuş gibi, sanki cemaatin adeta yok edilmesi için seferber olduklarını unutmuşçasına beyanlarda bulundular. Bu çok sağlıksız bir tartışma zemini. Netice itibariyle şuraya geliyorum değerli arkadaşlar. 27 Nisan bildirisi ile birlikte AK Parti'nin bizatihi kendisi bir e-muhtıranın hedefi haline getirilmiştir. Tekrar altını çiziyorum. A cemaatine, B cemaatine yönelik devlet içerisinde devlet gücü kullanan bazı unsurların yaptığı olumsuzlukları eğer AK Parti'ye mal ederseniz, AK Parti'nin bizatihi kendisinin mağdur ve mazlum olduğunu nereye yerleştireceksiniz." ifadelerini kullandı.

MGK'nın AK Parti döneminde sivilleştirildiğini kaydeden Çelik, "Başka Milli Güvenlik Siyaset Belgesi diye Kırmızı Kitap dediğimiz bir kitap vardı, o kitapta bütün dini hassasiyet taşıyan gruplar vakıflar cemiyetler hepsi hedef seçilmişti. AK Parti buna son vermiştir. AK Parti iktidarı ile birlikte değerli arkadaşlar bu Başbakanlık Takip Kurulu dediğimiz kurul 2010'da ortadan kaldırılmıştır. Anayasa değişiklikleri yapıldıktan sonra Türkiye vesayetten kurtulduktan sonra bunlar ortadan kaldırılmıştır. Vesayetin bir uzantısı olan bu kurul ortadan kaldırılmıştır. EMASYA protokolüne son verilmiştir. Bizatihi Hz. Peygamber'in kutlu doğumu ile ilgili iddialardan yola çıkan 27 Nisan bildirisi bir paçavraya çevrilip çöpe atılmıştır. Bunu AK Parti'nin başbakanı ve hükümeti yapmıştır. AK Parti 2008'de kapatmayla karşı karşıya kaldı. Adeta kale direğinden döndü. 2010 referandumuna kadar statükonun vesayetçi güçlerin bir numaralı hedefi bugün de o zihniyeti taşıyan insanlar aynı düşüncededirler bir numaralı hedefi AK Parti hükümetidir. AK Parti genel başkanı bu hükümetin başbakanı ve üyeleridir. Bunu görmemiz gerekiyor." diye belirtti.

"DERSHANE 2004'TE GÜNDEME GELDİ"

Çelik, şöyle devam etti: "Dolayısıyla 2004'te bir karar alındı, dershaneleri kapatma kararı o gün gündeme geldi. Bu hakkaniyetle gerçekle doğruyla uzaktan yakından bağdaşan bir şey değil arkadaşlar. Ben bakan olur olmaz Sayın Başbakan bana bu dershanelerin bir hal yoluna konması ile ilgili emir verdi. Ben de o günkü şartlarda kendisine, o günkü şartlarda bunun niçin yapılamayacağını anlattım, ikna ettim. Uzun uzadıya kendisiyle bunu paylaştım."

"ÖNEMLİ MEVKİLER İÇİN SORUŞTURMA YAPILIR"

Çelik, ardından fişleme hadiselerine değindi: "Son günlerde belli grupları 2012'de, 2013'te de fişlediler iddiaları var. Tabi bu konuda söylenecek başka şeyler de var, ben onun detayına girmiyorum. Arife tarif gerekmez. Uzun lafın kısası söylediklerimden çok rahat anlaşılıyor. Kamuda belli stratejik yerlere gizlilik derecesi olan makamlara mevkilere ve bazı kurumlara eleman alınırken, bildiğiniz gibi güvenlik soruşturması arşiv araştırması diye bir uygulama yapılır. Bu DSP, MHP, ANAP döneminde bir yönetmeliğe bağlanmıştır. 2001 yılında çıkarılan tam adı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'dir. Bu yönetmeliğin 7'nci ve 8'inci maddelerine göre bu yapılır. Kimdir bunlar? Genellikle askerle ilgili yapılır, emniyet mensupları ile ilgili yapılır, bakanlıklara, üst düzeye atanacak personelle ilgili yapılır, ceza ve tevkif evlerinde birinci dereceden sorumluluk alacak olan kimselerle ilgili yapılır. Hakimlik, savcılık gibi, kaymakamlık gibi çok önemli stratejik noktalarda görev alacaklarla ilgili bu güvenlik soruşturmaları ve arşiv araştırması yapılır. AK Parti iktidara gelinceye kadar bu güvenlik soruşturmaları, sadece birinin suçu var mı yok mu ile sınırlı değildi. Kanunların suç saydığı bir fiili işlemiş mi işlememiş mi bunu araştırma ile sınırlı değildi. Neydi peki? Apartman kapıcılarına gidilir sorulurdu; 'efendim bunun hanımı başı kapatıyor mu hangi gazeteyi okuyor, çocukları hangi okula gidiyor, hangi kanalları seyrediyora varıncaya kadar 'hangi STK'lara mensuptur', başka yerlerde bunu sorarlardı. Ve nitekim daha sonra özellikle Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, biz üçlü kararname ile birilerinin teklifini gönderdiğimiz zaman onun da elinde bazı araştırma birimleri vardı veya bazı araştırma birimlerine emir veriyordu. Bu tür araştırmaların AK Parti'nin ilk yıllarında da yapıldığını biliyoruz. Fakat şunun altını çizmek isterim. Birine zarar vermek, birini kategorizasyona tabi tutarak ötekileştirmek ve bir grup insanın makbul, bir kısım insanı muzır sayma adına bir ülkede eğer kendi insanınıza yönelik fişleme yapıyorsanız, bu alçaklığın en büyüğüdür arkadaşlar. Ben AK Parti'yi, AK Parti hükümetlerini, AK Parti'nin kadrolarını bundan tenzih ederim. Böyle bir şey söz konusu bile değildir. Böyle bir şey olduğu zaman bunun yanında durmamız, bunun arkasında durmamız, buna doğru dememiz de mümkün değil."

"BELGE DOĞRU ANCAK İŞLEME KONULMADI"

Çelik, ardından da Taraf gazetesinin yayınladığı belgelerle gündeme gelen fişleme olayını izah etti: "Peki bu son olay neyin nesidir? Onu da söyleyeyim ben size. Bakın, şu belge arkadaşlar Başbakan Sayın Abdullah Gül tarafından 58. Hükümet döneminde Milli İstihbarat Teşkilatı'na gönderilmiş bir talimatnamedir, bir emirdir. O gün bugündür de bu yürürlüktedir. Bakın ne diyor bu talimat. Tam tarihini söyleyeyim. 4.12.2002 tarihlidir. Bu tarihte 'MİT müsteşarlığına' adıyla, başlığıyla gönderilmiştir. Tabi hepsini okuyacak değilim ama can alıcı noktaları sizinle paylaşmak isterim; suçun şahsiliği evrensel kuralı çevresinde Ahmet Mehmet'i araştırıyorsunuz, onun teyzesi de şu gün suç işlemiş halası da işte şuydu, onun kardeşinin de şöyle eğilimleri var, babasının da şu derdi var gibi bir güvenlik soruşturması, makbul bir güvenlik soruşturması değil. Çünkü suçların ferdiliği prensibi hukukun temel kuralıdır. Suçun şahsiliği evrensel kuralı çerçevesinde kişilerin doğrudan şahısları ile ilgili olmayan veya maddi bir delile dayanmayan, sadece soyut duyumlardan elde edilen istihbari bilgilerin gönderilmeyerek yalnız adli makamlara intikal eden eylemlerin yazılı olarak bildirilmesini talep ediyor. Bundan sonra güvenlik soruşturması arşiv araştırması dediğimiz böyle yapılacaktır diyor Sayın Abdullah Gül. Dönemin başbakanı. İstenen bu ve bu çerçevede sözünü ettiğim yönetmeliği yani güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yönetmeliğinin 7. ve 8. maddelerine göre bunlar yapılır. Peki son günlerde olan nedir? MİT'in başına Sayın Hakan Fidan da gelse Ahmet Mehmet de gelse MİT'in 10 yılların alışkanlığından bir günde alışkanlıklarından bir günde sıyrıldığını iddia etmek doğru değildir. MİT'in bir veri tabanı vardır. Her taraftan dediğim gibi hakkında inceleme soruşturma veya şey yapılacak, arşiv araştırması yapılacak şahıslarla ilgili gelen bilgiler bir havuzda toplanır. Ama bu gelen bilgiler biraz önce söylediğim yazı çerçevesinde, bu talimat çerçevesinde eğer bir kuruma gönderilecekse o şekilde gönderilir. Sizin mesleğinizden bir örnek vereyim. Tabiri caizse bir muhabir kendi gazetesinin veya televizyonunun haber merkezine onlarca rapor gönderir. Bir günde onlarca rapor gönderir. Duyumlarını da gönderir. Kulisleri de gönderir. Gönderir de gönderir. Ama o gazetenin yazı işlerinde o gazetenin haber müdürü ve yetkilileri bunları alırlar, medya etiğini de göz önünde bulundurarak yasal bir sıkıntıya girmemeyi göz önünde bulundurarak, bunun bir kısmını gazeteye koyarlar, olması gereken kısmını koyarlar, olmaması gerekenleri de çöpe atarlar. Esas olan muhabirlerin gönderdiği onlarca rapor değil gazetede yer alan kısımdır. Son günlerde bazı şahıslarla ilgili gazetelerde yer alan bilgilerin hiçbirisi MİT müsteşarıyla da ilgili müsteşar yardımcısıyla da hepsiyle teker teker görüşmemin sonucundaki bilgileri sizlere aktarıyorum. Hiçbir kurumda ve kişiyle bu bilgiler paylaşılmamıştır. Ve MİT'in veri tabanında bir araya getirilen bilgiler birileri tarafından içerdekiler tarafından bu adı geçen gazeteye servis edilmiştir. Bu yapılırken de arkadaşlar şu yapılmıştır. Özellikle AK Parti ile ve belli konularda tartışmaları olan bazı kesimlere mensup ve yakın kişiler seçilmiştir. Hepsine baksanız başka başka belki insanlarla ilgili de bilgiler vardır. Bu arada, tabi belki de o yeteri özeli göstermedikleri için mesele MÜSİAD'la ilgili olan ki MÜSİAD'ın hükümetle bir problemi yok veya Avrupa Demokratlar Birliği ile ilişkili olanlar da buna dahil edilmiştir. Veya meşveret cemaati ile ilgili olan kısımlar buna dahil edilmiştir. Kenarından kıyısından. Ama ağırlıklı olarak birkaç cemaatle ilgili iddialar önplana çıkarılarak bakın hükümetle arası iyi olmayan cemaatlerin camiaların mensupları bu şekilde fişlenmektedir şeklinde bir iddiaya dönüştürülmüştür. Bu doğru değildir. Bu hakkaniyetle bağdaşan bir durum değildir. Bunu bir kez daha burada huzurlarınızda ifade etmek isterim. Bundan sonra da bu tür diyelim ki birileri, birileri hakkında bir bilgi verdi ama bu hiçbir yerle paylaşılmadı. Bunlar tekrar istismar edilebilir. Bir başka şey var arkadaşlar. Orada bir nottan söz ediliyor. Efendim şöyle bundan sonra bilgiler şöyle verilecek, şöyle yazılı verilmeyecek, sözlü verilecek. Şu şu eğer yapılırsa bazı problemler doğacak. Arkadaşlar bu aslında hiçbir şekilde işleme girmemiş olan bir belgedir. Bizatihi müsteşarın ve müsteşar yardımcısının bile onaylamadığı bir belgedir. Böyle bir belge doğrudur. Bırakın siyasi iradenin bilgisi ve talimatı paralelinde siyasi iradenin bilgisi dahilinde bırakın bir tarafa, bizatihi MİT müsteşarı ve müsteşar yardımcısının bile onaylamadığı dolayısıyla uygulamaya girmemiş olan bir belgedir. Bunu özellikle belirtmek isterim fakat tekrar altını çiziyorum, oradaki bilgileri hiç kimseyle hiçbir suretle paylaşılmamıştır. Bir kez daha altını çiziyorum, bu fişleme meselesi ile ilgili olarak böyle bir alçaklığa AK Parti hükümeti, AK Parti göz yummaz, kendi insanımıza yönelik biz böyle bir tavır içerisinde olamayız. Esasen Milli İstihbarat Teşkilatı bundan sonra en azından son yıllarda kesinlikle cemaatleri hedef olmaktan kendisi de kurtarmıştır; ancak bir eğer diyelim ki silahlı eylemleri olan bazı cemaatler varsa ki bunların kimler olduğunu sizler biliyorsunuz silahlı eylem yapma potansiyeline sahip olanlar MİT'in hedefindedir. Bunun dışında dini hassasiyeti olan müslim veya gayrimüslim hiçbir grup hiçbir camia hiçbir cemaat MİT'in hedefi durumunda değildir. Ve sağlıklı olan da budur. Ama terör örgütü ama uluslararası düzeyde istihbarat toplanması elbette MİT'in hedef kitlesidir ve onların görev alanı içerisindedir. Mesele bundan ibarettir. Bunu bir paranoya dönüştürmenin anlamı yoktur."

"HER KURUMDA YANLIŞ YAPACAK İNSANLAR VARDIR"

Çelik, gazetecilerin konuyla ilgili bir sorusu üzerine de şöyle konuştu: "İster MİT, ister emniyet, ister TSK, ister bir başka kurum, her kurumda yanlış yapacak insanlar vardır. Mühim olan, siyasi irade o yanlış yapan insanları sahipleniyor mu? Onların yaptıklarını doğruluyor mu? Önemli olan budur. Eğer MİT içerisinde bir arıza varsa ki bu sızmalar bu arızaları gösteriyor. Büsbütün bu kurumu bir bütün olarak itham etme durumunda değiliz. Olabilir, olmuşa dönüştüğü zaman elbette o kurumların gereğini yapması lazım."

(CİHAN)

Haberin Tamamı İçin:

Hüseyin Çelik: 'O Belgeleri MİT Sızdırdı'

AK Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, Taraf Gazetesi'nde yayınlanan fişleme belgesinin MİT içerisinden sızdırıldığını açıkladı.

Parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Çelik şöyle konuştu:

ESKİ ALIŞKANLIKLARDAN KURTULAMAYANLAR

"MİT'in başına Hakan Fidan da gelse Ahmet, Mehmet de gelse MİT'in on yılların alışlanlıklarından bir günde sıyrılması mümkün değildir. MİT'in bir veri tabanı vardır. Her taraftan hakkında inceleme soruşturma arşiv araştırması yapılacak şahıslarla ilgili gelen bilgliler bir havuzda toplanır. Bu gelen bilgiler yazı çerçeversinde eğer bir kuruma gönderilecekse o şekilde gönderilir. Son günlerde bazı şahıslarla ilgili gazetelerde yer alan bilgilerin hiçbirisi MİT'in müsteşarıyla da, ilgili müsteşar yardımcısıyla da hepsiyle teker teker görüşmemin sonucundaki bilgileri sizlere aktarıyorum.

GAZETEYE SERVİS EDİLDİ

Hiçbir kurum ve kişiyle bu bilgiler paylaşılmamıştır. MİT'in veri tabanında bir araya getirilen bilgiler birileri tarafından içeridekiler tarafından bu adı geçen gazeteye servis edilmiştir. Bu hukuken de şu yapılmıştır. Özellikle Ak Parti'yle belli konularda tartışmaları olan bazı kesimlere mensup veya yakın kişiler seçilmiştir. Hepsine baksanız başka başka belki insalarla ilgili bilgiler vardır."

Ümit ÇETİN - Hürriyet

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah GülAdalet ve Kalkınma PartisiBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiDershaneHüseyin ÇelikKitapMilliyetçi Hareket PartisiRusyaTaraf GazetesiTerörTürk Silahlı KuvvetleriTürkiye Büyük Millet Meclisiolay
Görüş Bildir