Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

'Faiz İndirmek ya da İndirmemek' İşte Bütün Mesele Bu

 > -

2014 yılı Türkiye ekonomisi için önemli satır başlarını içinde barındırıyor. Piyasalar da daha ABD Merkez Bankası FED’in tahvil politikasında değişikliğe gideceğini sindirilememişken, dışarıda Suriye ve Ukrayna içeride ise 17 Aralık operasyonu ile sallanan temel, TCMB’nin PPK toplantısında faizleri yüzde 4,5’dan yüzde 10’a yükseltmesi ile sonuçlanmıştı.  Bu faiz artışı kısa vadede durdurulamayan kur ve yükselen CDS’ler açısından olumlu bir hamle gibi gözükse de maalesef Başbakan ve ekibinin övgülerini almanın yanı sıra ağır eleştirilere de mahsur kalmış durumda.

FED Etkisi

ABD Merkez Bankası’nın krizden çıkış için uyguladığı gevşetme politikaları, gerek ABD piyasalarına olan güvensizlik, gerekse gelişmekte olan ülkelerdeki cazip piyasa koşulları yüzünden, paranın likidite musluklarının açık olduğu süreçte Türkiye ve benzeri ülkelerin, özellikle de finans piyasalarına, akmasına neden oldu. Bu sırada Dolar’da ve sepette bir gevşeme yaşandı. Türkiye’nin risk primini gösteren CDS 120 puanın aşağısına indi. TCMB politika faizi yüzde 4,5 gösterge faizi ise yüzde 5’lere kadar geriledi. Tabi ucuz dövizin faturası cari açıkta bize büyük bir fatura çıkarttı yine de her şey Başbakan’ın sıfır faiz uygulamasına paralel bir şekilde gidiyordu.

Sonra Ne Oldu?

FED; TCMB Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 4,75’den yüzde 4,5’a indirmesinin bir süre ardından, niteliksel gevşeme politikasından vazgeçebileceğini ya da kısmi azaltmaya gidebileceğini açıkladı. Bu açıklamalar piyasalarda şok etkisi yarattı ve neredeyse bütün gelişmekte olan ülke merkez bankaları bir an da azalan sermaye girişi nedeniyle yabancı yatırımcıları çekmek için faiz artırımına başladı. Türkiye ise bu süreçte sadece zorunlu karşılık oranları ve gecelik borç verme oranlarıyla ilgili değişiklikler yaparak piyasayı oyaladı. Ancak piyasa her zaman olduğu gibi politika faizinde takılı kaldı. Bu sırada gerçekleşen Gezi Olayları da kurun sert bir şekilde yükselmesine neden oldu. Uzun bir süre sonra belki de ilk kez otoriteye karşı oluşmaya başlayan şüphe, yatırımcıların kafasını karıştırmaya başladı.

Etrafımız Ateş Çemberi

Gezi Parkı olaylarının dinmesi sonrası bu kez ardı ardına Ukrayna ve Suriye’den iç savaş haberleri düşme eğilimine giren CDS ve kur üzerinde yeniden dengesizliklere neden oldu. Aralık ayında ise bizleri iki büyük sürpriz bekliyordu. 17 Aralık sonrası dört bakanın karıştığı iddia edilen yolsuzluk davası iç piyasalarda büyük bir gerginlik oluşturmuş, 18 Aralıkta ise ABD’nin ilk tapering’e 10 Milyar Dolar’la başlaması faizleri ve kuru bir an da zıplatarak gösterge faizinde yüzde 11’lere Dolar/TL’de 2.35’lere CDS’lerde ise 260 puanın üzerine gelmemize neden oldu.

Bu zamana kadar sessiz kalan ve elindeki faiz kozu yerine zorunluk karşılık ve gecelik borç faizleri ile göz boyamaya çalışan TCMB’nın geçen süreçte rezervinin %20’nin üzerinde erimesi de kuru baskı altına almaya yetmeyince, Erdem Başçı geç kalınmış olan faiz artırımını hayata geçirmek zorunda kaldı.

27 – 28 Ocak toplantılarında politika faizi yüzde 4,5’dan yüzde 10’a yükseltilerek piyasalara kısmi pozitif bir şok yaşatıldı ve bunun da kazanımları bir şekilde kur ve gösterge faizi tarafında görüldü. Gösterge faizinin yüzde 11 seviyelerinden yüzde 9’lara inmesi, TCMB’nin de politika faizini yüzde 10 seviyelerinden yüzde 9,5 seviyelerine gevşetmesini sağladı. Ancak olanlar bundan sonra oldu.

AKP Yoğun Markaj Yapıyor

29 Ocak öncesi faizlerin yüzde 4,5’den yüzde 10 seviyesine çıkması faiz lobisi söylemleri ile sürekli bankalara çatan Başbakan Erdoğan’ın hoşuna gitmedi. Artırırken 5,5 puan indirirken 0,5 puan söylemi ile Erdem Başçı paralel olmakla dahi suçlandı. Çeşitli gazete ve mecralarda Erdem Başçı’nın İngiltere sermayesinin adamı olduğu, faiz istedikleri gibi indirilmezse gerekenin yapılacağı dahi söylendi. Bu haberler bugüne kadar da devam etti. Dün hem Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş hem de Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, bugün TCMB tarafından yapılacak olan PPK öncesi, TCMB’nin bağımsızlığıyla bire bir örtüşen açıklamalarla, Başçı ve ekibini baskı altına almaya devam etti.

Ekonomi Bakanı, “Faizlerin bir an önce 29 Ocak seviyesinin altına doğru inmesini bekliyoruz. Türkiye’de kimsenin faizlerin yüksek olmasını isteyeceğini zannetmiyorum. Yüksek faiz demek üretmemek demek. Yüksek faiz demek enflasyon demek. Yüksek faiz demek istihdamın düşmesi demek. Yüksek faiz demek büyümenin düşmesi, Türk Lirası’nın aşırı değerlenmesi demek. TL talebinin artması ve ihracatın negatif yönden, ithalatın pozitif yönde etkilenmesi ve dolayısıyla cari açığın artması demek oluyor. Bu yüzden biz faiz oranlarının 29 Ocak’ta çıkarılan seviyesinin altına inmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi. 

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ise “Araçsal bağımsızlığa eyvallah, ama hükümet başka telden Merkez Bankası başka telden çalarsa bunun adı araçsal bağımsızlık olmaz. TC Merkez Bankası AŞ bağımsız olsun, peki TC devletinin bağımsızlığı ne olacak? Askeri vesayeti görmek kolay, çünkü elinde tüfek, tankı topu kullanıyor ve üniformalı. Türkiye bu anlamda görünür vesayetlerle mücadele safhasını geride bırakmıştır. Önümüzdeki süreç görünmez, örtülü vesayetlerle mücadele etme dönemidir. Bundan sonraki süreçte bu mücadele hükümetin ana gündem maddelerinden biri olacaktır, gerekli yasal düzenlemeler de yapılabilir” dedi. 

Erdem Başçı’nın Ekibi Değiştirilmişti

Gerek Bakanlar gerekse medya tarafından yoğun bir baskı altında kalan TCMB’nin bugün vereceği karar merakla beklenmekte. Piyasa da kabul edilebilir oran olarak yüzde 0,50 ile 0,75 arası bir faiz indirimi öngörülüyor. Zira Erdem Başçı’nın geçen haftalarda yaptığı sunumda şok faiz artırımının ardından kısıtlı faiz indirimleri ile hem enflasyonu hem kuru aynı anda düşürmeyi hedefledikleri aksi halde sert bir faiz indirimi ile hem enflasyonun hem de faizlerin yeniden tırmanışa geçebileceği gerçeği dillendirilmişti. Ancak TCMB kanadına baskı yoğun şekilde devam,  öyle ki Erdem Başçı’nın yardımcıları dahi değiştirilmiş durumda. Kabinede Ali Babacan ve Mehmet Şimşek olmasa belki de faiz çoktan 29 Ocak seviyesinin altına indirilmiş ve ülke ekonomisine çok daha büyük tahribatlar yaratabilecek bir karar alınmış olacaktı.

Faiz neden düşmeli neden düşmemeli?

Faizler düşerse enflasyonda düşer gibi ekonomiyle ilgisi olmayan bir teorem yerine neden düşmesi ya da düşmemesi gerektiğini bir tablo haline getirirsek.

Tabloyu detaylı bir şekilde açıklayacak olursak; TCMB’nin ölçülü faiz indirimi politikası faiz üzerinde sert hareketlerin yaşanmayacağını gösteriyor. Faizin güçlü yanlarını oluşturan bu politikayı faizlerin artması ile denetim altına alınmış olan iç talep ve cari açığın düşüş göstermesi takip ediyor. Ancak öte yandan giderek dört bir koldan artan hükümet baskısı ve gayrimenkul sektörü başta olmak üzere çeşitli sektörlerde büyümeye etki edebilecek durgunluk, faizlerin arttırılması için bir neden oluşturuyor.

Faizlerin azaltılması sırasında çeşitli risk ve fırsatlarda mevcut. Zira ECB’nin FED vari bir şekilde piyasayı fonlaması faizlerin olası indirimine rağmen görece daha karlı olan Türkiye’ye bir fon akışı yaratabilir. Ancak burada enflasyon önemli zira %9,5’in üzerindeki manşet enflasyon yabancı fonların son birkaç ay da geldikleri gibi gitmesine neden olabilir. FED ve BOE’den gelebilecek olası faiz artırımları da aynı etkiyle yabancı fonlar üzerinde bir geri çekilme baskısı oluşturabilir. Jeopolitik risklerde faizler konusunda tedirginlik yaratmakta. IŞİD’in olası ilerlemesinin sürmesi hem ihracat hem de enerji tarafında işlerimizi zorlaştırabilir. Çeyreklik 4 milyar doların üzerinde bir ihracat hacmine sahip olduğumuz en büyük ikinci ticaret partnerimizde yaşanan sıkıntılar bir yandan düzelen cari dengeyi bozarken bir yandan da petrol fiyatlarında baskıya neden olarak orta – uzun vade de sorun teşkil edebilir.

Kısacası bugün TCMB ekonomik gerçeklikler ve siyasi baskılar altında bir karar vermek zorunda. Faizi fazla azaltsa ekonomi zora girecek, az azaltsa Erdoğan’ın hiddetine maruz kalacak, azaltmasa paralel ilan edilecek. Kendisinin bugün işi zor. Kolaylıklar diliyorum.

Caner Otrakçı

https://twitter.com/canerotrakci

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAli BabacanAmerika Birleşik DevletleriBaşbakanBaşbakan YardımcısıGezi ParkıIŞİDİngiltereMehmet ŞimşekMerkez BankasıNuman KurtulmuşSavaşSuriyeUkraynagündemmanşet
Görüş Bildir