'Dünyayı 5 Ülkenin İki Dudağı Arasına Mahkûm Edemezsiniz'

 > -

Cumhurbaşkanı Erdoğan New York'taki BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada 15 Temmuz darbe girişiminden Suriyeli mülteciler konusuna, Fırat Kalkanı Harekâtı'ndan İsrail-Filistin sorununa kadar pek çok konuya değindi. BM Güvenlik Konseyi’nin reforma ihtiyacı olduğunu vurgulayan Erdoğan "Dünya 5'ten büyüktür" sözlerini yineleyerek "Dünyayı 5 ülkenin iki dudağı arasına mahkum edemezseniz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ilk gün yaptığı konuşmasına 15 Temmuz darbe girişimiyle başladı. Gülen örgütünün sadece Türkiye değil bulunduğu 173 ülke için tehdit olduğunu söyledi.

Erdoğan konuşmasında Suriye’de siyasi geçiş sürecine de değindi. Suriye’de topak bütünlüğünü en fazla önemseyen ülkenin Türkiye olduğunu belirten Erdoğan, Fırat Kalkanı Operasyonu’yla güvenli bölgenin fiili olarak oluşturulduğunu belirtti. “PYD ve YPG’nin önceliğinin DAEŞ’le mücadele etmek olmadığı bu operasyonla ortaya çıktı” dedi.

Göç krizine, Avrupa Birliği ve BM’den gelen yardımların yetersizliğine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, göçmenlerin Avrupa şehirlerinde aşağılayıcı muamelelere karşı karşıya kaldığını söyledi. BM Güvenlik Konseyi’ndeki reform ihtiyacını da yine “Dünya beşten büyüktür” sözleriyle hatırlattı.

Erdoğan'ın BM Genel Kurul Konuşması

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

Suriye'de, Irak'ta terörün ve savaşın kıskacında inleyen pek çok ülkede yüz binlerce çocuk, kadın, genç ve yaşlı öldürülmeye devam ediyor. Ölüm ve zulümden kaçan mülteciler Avrupa şehirlerinde aşağılayıcı muamelelerle karşı karşıya kalıyor. 

DAEŞ, El Nusra ve PYD/YPG gibi terör örgütleri bölgedeki eylemlerini sürdürüyor. Kafkasya'daki ihtilafların sıcak çatışmaya dönüşme riski mevcut. Yemen'den Ukrayna'ya pek çok sorun bizleri bekliyor. Diğer yandan dünyanın pek çok ülkesinde insanlar açlık, salgın hastalıklar, sefalet ve cehaletle boğuşuyor. 

Bu insanlık onuru ve vicdanını yaralayan utanç verici bir tablodur. Daha da acısı bu krizlerin ve sorunların çoğunun aslında kolaycı çözülebilecek mahiyette olmasıdır. Gelecek nesillerin huzuru, refahı ve güvenliği büyük ölçüde bugünden atacağımız adımlara, alacağımız tedbirlere bağlıdır.

"FETÖ 170 ülkenin tamamı için bir milli güvenlik tehdididir"

Unutulmasın ki Türkiye'deki darbe girişimi aynı zamanda dünya demokrasisine de yapıldı. Milletimiz o gece darbe heveslilerine tarihi bir ders verirken demokrasiye inanan tüm halklar için de ilham kaynağı oldu. 

Bu yeni nesil terör örgütü sadece Türkiye'nin değil varlık gösterdiği 170 ülkenin tamamı için bir milli güvenlik tehdididir. Diğer bir deyişle bugün bu genel kurulda temsil edilen ülkelerin büyük bölümü bu yapılanmanın tehdidi altındadır. 

Bu örgüt Türkiye'nin ötesinde tüm dünyayı boyunduruğu altına almak gibi derin bir zihni sapkınlık içindedir.

"FETÖ'ye karşı gerekli önlemleri alın" çağrısı

Örgütün (FETÖ) temel stratejisi eğitim, diyalog, hoşgörü, sivil toplum kuruluşu kisvesi altında devlet kurumlarına sızmak, toplumu etkilemek, ekonomik kaynaklara hakim olmaktır. 

Bu kürsüden tüm dostlarımıza kendi güvenlikleri için, ülkelerinin geleceği için Fetullahçı Terör Örgütü'ne karşı gerekli önlemleri süratle almaları çağrısında bulunuyorum. 

Bizim yaşadığımız tecrübeyle sabittir ki FETÖ ile bu aşamada mücadele etmezseniz yarın çok geç olabilir. Bu vesileyle bu örgütün kurumları ve örgütle bağlantılı kişiler tarafından kullanılan 'Türk, Türkiye' gibi ifadelerin kesinlikle ülkemizle bir ilgisi bulunmadığını da belirtmek isterim.

AB'nin verdiği sözler

Türkiye mülteciler için şu ana kadar 25 milyar dolar harcadı. Peki dünyadan bize ne geldi? Şu anda çatısı altında bulunduğumuz BM'den bize gelen destek 525 milyon dolardır. Başka? Başka herhangi bir şey yok. 

Peki AB'den gelen bir şey var mı? Ne yazık ki AB de verdiği sözleri tutamamıştır. UNICEF'e sadece gönderdikleri 178 milyon dolardır, o kadar. 

Fakat Türkiye'ye gelen herhangi bir yardım bu konuda söz konusu değildir. Biz meselenin başından beri bu olayın tüm insanlığın ortak meselesi olduğu inancıyla bölgesel ve küresel aktörlerle iletişim ve iş birliği içinde hareket etmeye özen gösterdik. 

Komşumuz ve akrabamız Suriyelilerin yaşadığı bu kıyamete sessiz kalamazdık, kalmadık.

Fırat Kalkanı Harekâtı

Cerablus'taki Fırat Kalkanı Harekatı sayesinde bölge halkı evlerine dönmeye başladı. Bölgenin elektrik ve su altyapısını çalışır hale getirmek için hemen harekete geçtik. 

Kızılay, AFAD ve sivil toplum kuruluşlarımız bölge halkının ihtiyaçlarını yerinde karşılıyor. Yine bu bölgede ülke dışına gitmiş tüm mültecilerin de kullanacağı tüm sosyal donatılara sahip yerleşim yerleri inşa etmeyi planlıyoruz. 

Bunun için güvenli alan haline getirdiğimiz yerlerin uçuşa yasak bölge ilan edilmesine yönelik kararlı bir duruş göstermeli ve hep birlikte çalışmalıyız.

Suriye'de ateşkes

Hayata geçirilmesi için yoğun çaba sarf ettiğimiz ateşkes maalesef işler hale gelmedi. İşte görüldüğü gibi ateşkes ortadan kalktı ve dün de BM konvoyuna bir saldırı rejim tarafından yapıldı. Bunun neticesinde bir kişi öldü ve yaralılar, vesaire. 

Suriye rejimi, BM gözetimindeki yardımların acil insani yardıma ihtiyacı olan Halep halkına ulaştırılmasına izin vermiyor. Hatta yardım konvoylarına saldırıyor. 

Rejimin insanları açlığa mahkum ederek 'Ya teslim ol ya öl' politikasına BM ve Güvenlik Konseyi daha ne kadar müsamaha gösterecek?

Filistin sorunu

Filistin halkına iki devletli çözüm temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan her bir Filistinli için bir huzur kaynağı olacak hür bir Filistin’de yaşama imkanı tanınması, uluslararası toplumun Filistinli çocuklara bir borcudur. 

Harem-i Şerif’in kutsiyetine özellikle İsrail tarafından saygı gösterilmesi, statüsüne yönelik ihlallere artık bir son verilmesi gerekiyor. 

İsrail ile normalleşen ilişkilerimizi, gerek barış sürecinin kolaylaştırılması, gerekse Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı bu ekonomik ve insani sıkıntıların giderilmesi için değerlendirmeye çalışacağız.

Mülteci krizi

Avrupa Birliği ile, mülteci krizine karşı işbirliği içinde hareket ediyoruz. Ege Denizi'ndeki ölümlerin önünü almak amacıyla, 2015 Ekim ayında günlük 7 bin olan düzensiz göç rakamının, son aylarda 50'ye kadar düşmesini sağladık. 

Bu tablo, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan mutabakatı çerçevesindeki taahhütlerini başarıyla yerine getirdiğini gösteriyor. 

Ne var ki, 18 Mart 2016'da varılan mutabakatta Avrupa Birliği tarafından verilen sözlerin adeta unutulduğunu, karşımıza sürekli suni mazeretlerin çıkarıldığını görmenin üzüntüsü içindeyiz.

"Bizim Suriye'nin topraklarında asla gözümüz yoktur"

Bizim Suriye'nin topraklarında asla gözümüz yoktur. Bütün mesele Suriye, Suriyelilerindir. Suriye topraklarında kimsenin gözünün olmaması gerekir. 

Suriye muhalefetine verdiğimiz destekle başlayan Fırat Kalkanı Harekatı umutsuzluğun hakim olduğu bir bölgede istikrarın, huzurun ve dengenin yeni tesisi için kritik bir öneme sahiptir. PKK, PYD terör örgütünün önceliğinin DAEŞ ile mücadele etmek olmadığı bu operasyonla birlikte açıkça ortaya çıktı. 

Operasyon, Suriye'deki ılımlı muhalif unsurların özgüvenlerinin yerine gelmesini de sağlamış oldu. Hatta bu gelişme Musul'u DAEŞ teröründen kurtarmak isteyen Irak'taki yerel güçleri de cesaretlendirdi.

"Dünyayı 5 ülkenin iki dudağı arasına mahkum edemezseniz"

"Dünya 5'ten büyüktür" gerçeğini her fırsatta uluslararası kamuoyu hatırlatıyoruz. Dünyayı 5 ülkenin iki dudağı arasına mahkum edemezseniz. 

Tüm dünyanın temsil edilmediği BM Güvenlik Konseyi adaleti sağlayamaz. 'Ben sesimi çıkartırsam ne olur' diye düşünürseniz biz yanmışız. Siyasetçi omurgalı olacak, inandığı doğruları seslendirecek ve arkasında duracak.

CNN Türk ve Al Jazeera

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

15 Temmuz2016Avrupa BirliğiBirleşmiş MilletlerCerablusDarbeDiyetFETÖFilistinFırat KalkanıIŞİDIrakİsrailRecep Tayyip ErdoğanSuriyeTerörTürk KızılayıUkrayna
Görüş Bildir