'Dr. Ölüm': 218 Hastasını Eroin ile Öldüren Cani İngiliz Doktor Harold Shipman

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Harold Shipman, bu ismi daha önce duydunuz mu bilmiyorum. Ancak bir daha unutamayacaksınız muhtemelen. 218 hastasını öldürdüğü kesinleşen, kurbanlarının sayısının 250'yi hatta 1000'i bulabileceğini düşünülen, hayatı sırlarla dolu bir adam Shipman...

Gelin şimdi, bu cani seri katilin portresine hep beraber bakalım.

Shipman, Leeds Tıp Fakültesi'nde burslu olarak tıp okudu. Eğitim hayatı boyunca genel olarak mesafeli, farklı, diğer insanlardan uzak, kendi halinde bir öğrenciydi.

1970'de mezun oldu. Pratisyen hekim olarak çeşitli hastanelerde çalıştıktan sonra, 1990'lı yılların başında kendi muayenehanesini açtı.

Parlak ve saygın bir hekimdi, öyle ki, kendisiyle bir belgesel kapsamında röportaj yapıldı.

İlginç olan, bu röportajda kendisine "ruhsal hastalıkları olan insanlara nasıl yaklaşılması gerektiği" sorulmuştu.

Annesine duygusal açıdan çok yakın olan Shipman, onu 1963 yılında akciğer kanserinden kaybettiğinde henüz 17 yaşındaydı.

Annesi hastalığının ilerleyen aşamalarında, evde morfin kullanıyordu. Shipman da bu sürece ve annesinin dayanılmaz ağrılarına tanık oldu.

Shipman 5 Kasım 1966'da , Primrose May Oxtoby ile evlendi. Bu evlilikten dört çocuğu oldu.

Mart 1998'de, Dr Linda Reynolds, Shipman'ın hastaları arasındaki ölüm oranının yüksekliği hakkında Güney Manchester Bölgesi'ndeki yetkililere endişelerini dile getirdi.

Bu uyarının akabinde hakkında soruşturma açıldı. Evli, çocuklu, çevresi tarafından sevilen bir doktorun böyle bir şey yapmış olamayacağı düşüncesi ve delil yetersizliğinden soruşturma kısa sürede kapandı.

Soruşturmanın kapatılmasının ardından üç kişi daha hayatını kaybetti. Son kurbanı 24 Haziran 1998'de evinde ölü olarak bulunan Kathleen Grundy oldu.

Shipman onu canlı gören son kişi olmuş ve daha sonra ölüm belgesininde, kadının ölüm nedenini "yaşlılık" olarak belirtmiştir.

Daha sonra "Dr. Ölüm'" olarak anılacak olan Shipman "ölümcül" denilebilecek bir hata yaptı:

Grundy'nin avukat olan kızı Angela Woodruff, bir başka avukat Brian Burgess'in annesinin vasiyetinin değiştirildiğini söylemesinin ardından şüphelendi. 

Yaşlı kadının mal varlığını kızına ve torunlarına bırakmak yerine Shipman'a bırakması doğal olarak büyük bir şüphe uyandırdı. 

Bırakılan miras o dönemde 386 bin sterlin, 2016 değeriyle 610 bin sterline eşit. Bu da kabaca 2.8 milyon TL demek.

Bu durumun polise bildirilmesi üzerine, yeniden soruşturma başlatıldı.

Grundy'nin cesedi çıkarılıp incelendiğinde çoğunlukla terminal kanser hastalarında ağrı kontrolü için kullanılan diamorfin izlerine rastlandı. 

Shipman, bunun üzerine 7 Eylül 1998'de tutuklandı.

Ocak 2000'de, altı gün süren duruşmadan sonra, jüri, Shipman'ı ölümcül diamorphine (eroinin kimyasal adı) enjeksiyonlarıyla 15 hastasını öldürmekten suçlu buldu.

Yargıç, kendisini her bir cinayet için 15 kez müebbet hapis cezası ile cezalandırdı.

Shipman, bu süre zarfında sürekli olarak, aleyhinde kesin/bilimsel kanıtlar olmadığı gerekçesiyle suçunu inkar etti ve kendisine isnat edilen eylemleri hakkında hiç bir açıklama yapmadı.

Harold Shipman'ın eşi ise bu süreçte kocasının masumiyetine inandı ve hep destekçisi oldu.

Shipman'ın meslek hayatı boyunca yaşları 41 ile 93 arası değişen, 218 kişinin ölümünden sorumlu olan ve 45 cinayette de parmağı olduğundan şüpheleniliyor.

Kimi uzmanlar bu sayının 1000 gibi korkunç düzeylere dahi çıkmış olabileceğini düşünüyor.

Hastalarını öldürmekten suçlu bulunan tek İngiliz doktor olan Shipman'ın, suçlarının kesinleşmesinin ardından, İngiltere'de "Shipman Etkisi" diye anılan bir süreç başladı.

John Bodkin Adams isimli başka bir doktor 1957 yılında 160 hastasını öldürmekten suçlandı fakat beraat etti. Yine de Adams'ın, Shipman'ın rol modeli olabileceğine dair yorumlar bulunuyor. 

Shipman'ın suçlarının kesinleşmesinin ardından ise İngiltere bir dizi reform yaparak tıp anlayışı ve sağlık hizmetlerinin yasal ve idari yapısında birtakım değişiklere gitti. 

Bu değişikliklerin amacı buna benzer olayların bir daha yaşanmasının önüne geçmekti.

Shipman, cezasının dördüncü yılında, 58. doğum gününün hemen arefesinde ceza evinde kendini asarak intihar etti.

Bu intihar, kurbanların yakınlarında bir hayal kırıklığına yol açtı. Shipman'ın cezasını çekmeden kurtulduğunu düşündüler.

Kimi gazeteler kurbanların yakınları gibi düşünüp bu eylemi "korkakça" olarak tanımlarken, bazı gazeteler ise "dünyanın bir seri katilden kurtulması" dolayısıyla haberi sevinçle paylaştılar.

Peki "Dr. Ölüm" bu cinayetleri neden işledi? Kendisi psikopatik nitelikleri olan biri miydi? Mesleğini kötüye kullanan azılı bir suçlu muydu? Yoksa annesinin çektiği acılar dolayısıyla, yaşlı insanların kendince acı çekmemesini sağlamaya çalışan iyi niyetli bir "hasta" mıydı?

Bunu hiç bir zaman bilemeyeceğiz...

Kaynaklar

1 2 3 4

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mert.travisb

Her ölümlü canili içeriğe şu adamın resmini koyup adamı ayağa düşürmeyin be kardeşim.

canberk-zengin

Resimdeki kişi katilin bizzat kendisi olduğu için resmi paylaşmaları doğal değil mi? bir de ayağa düşürme diyorsun

mert.travisb

Karakter üzerine konuşuyorum.Adam katil evet.Ama kafa yapısı olarak, yarattığı psikolojik yapı olarak çok farklı bir insan.Gerek film gerek kitapta incelemeleri oldukça güçlü.Bu tıpkı her takım elbise giyenin Don Corleone gibi kasılması ya da her vücut geliştirenin Tyler Durden olmaya çalışması gibi.Bu bildiğin yaratılan karaktere saygısızlık.Ayağa düşürme evet.

Başlıklar

2016İngiltereİntiharKanserdizi
Görüş Bildir