'Çözüm Kalekollarla Değil Demokratik Adımlarla Gelir'

-
7 dakikada okuyabilirsiniz
'Çözüm Kalekollarla Değil Demokratik Adımlarla Gelir'

HDP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, AKP'nin çözüm sürecinde yerel seçimlere kadar oyaladığını, cumhurbaşkanlığı seçiminde de bunu yapmak istediğini belirtti.

HDP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, AKP'nin çözüm sürecinde yerel seçimlere kadar oyaladığını, cumhurbaşkanlığı seçiminde de bunu yapmak istediğini belirterek, "Kürtler ve Türkiye halkları artık bunu kabul etmez. Barış kalekol yapmakla, operasyona zemin hazırlamakla gelmez. Hani barışıyorduk? Barışın ve çözümün gelişmesi için artık laf değil somut adım atılması şart" dedi.

Partisinin meclisteki grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Tuncel, konuşmasına Mayıs ayında yaşamını yitirenleri anarak başladı. Kürtlerin yaşadığı dört parçadaki devletlerin Kürtlere her zaman baskı, zor ve işkenceyi politika olarak belirlediğini söyleyen Tuncel "Bundan 40 yıl önce Leyla Qasim idam edildi. Irak'taki haksızlıklara boyun eğmedi, peşmergeye katıldı. Baas rejimi savaş açtı ve Kürdistan'da birçok yeri bombaladı. Leyla Qasim ve arkadaşları uçak kaçırma eylemi girişiminde bulundular" dedi.

"Leyla Qasim ve arkadaşları işkencelerden geçirilerek idam edildi" diyen Tuncel, şunları dile getirdi: "Leyla Qasim, annesine 'Ben bir dava insanıyım. Kürtler ve Kürdistan için savaşıyorum. Saddam'ın askerleri maddi tekliflerde bulundu mücadelemden vazgeçmem için. Ben bunları kabul etmeyecek kadar onurlu ve halkımı satmayacağımı söyledim. Saddam'ın ne kadar zavallılaştığını gördüm. Bizim ölümümüzle binlerce Kürt ayaklanacak. Saç örgülerimden bayrak yapsınlar, üzülmesinler' demişti. Henüz 22 yaşındaydı bu yiğit kız. İdam sehpasına giderken, 'ölümüm binlerce Kürdün uyanışı olacak' dedi ve Ey Raqip'i okudu. Leyla Qasim'ın bu direnişi Kürt kadınının da önemli bir değişimi yarattı" diye konuştu.

İşkencelere direnen, boyun eğmeyen Leyla Qasim'in yoldaşının Sakine Cansız olduğunu söyleyen Tuncel, "O da bu mücadelede hiç diz çökmedi. Diyarbakır zindanını yaşadı. İşkenceciler utandı. O da Paris'te katledildi. Leyla Qasım'ın ve Sakince Cansız'ın yoldaşları Ortadoğu'da özgürlük mücadelesi yürütüyor" dedi.

İRAN'DAKİ İDAMLARA KARŞI DUYARLILIK ÇAĞRISI

Tuncel, Kürtlerin aynı baskı ve sorunlarla karşı karşıya olduğunu, idamın Kürtler için sorun olmaya devam ettiğini belirterek, "İran'da Kürtler idam edilmeye devam ediyor. İran'da 59 Kürt siyasetçi ve dini mahkum idam edilmekle karşı karşıya. Başbakan Mısır'daki idamlardan bahsetti. Mısır'daki idamlar da İran'daki idamlar da politiktir. Mısır'daki idama karşıysak İran'daki idama da karşı durmak durumundayız. Başta hükümet olmak üzere ana muhalefet ve muhalefet partisi Mısır'daki idamlar konusunda samimiyse İran'daki idamlara karşı da duyarlı olmalılar" ifadelerinde bulundu.

İran'daki idam edilen Kürt tutsak olan Ferzad Kemanger'in mektubundan bir bölümü okuyan Tuncel, "O idama gittiği için asla pişmanlık duymuyor. Kendi anadilinde Kürtçe insanlara seslenmek istiyor" dedi.

KÜRT DİL BAYRAMI KUTLU OLSUN

İran'da idam edilen politik Kürt tutsakların sesi olmaya devam edeceklerini söyleyen Tuncel, "13-22 Mayıs arası Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor. Bu hafta içinde Kürtler, Kürdistan'da Kürt Dil Bayramı'nı kutluyor ve kutlu olsun diyorum. Yıllarca dil tartışması yapıldı. Anadilimiz için büyük bedeller verdik. Milyonlarca Kürt genci anadilde eğitim alamadığı için asimilasyon politikasına maruz kaldı. O gençlerden biri de benim. Kendimi anadilimde ifade edemiyorsam benim değil bu devletin suçudur. Devletten alacağımız var. Kültürümüzü, dilimizi çalmak isteyenlerden alacağımız var" dedi.

Asimilasyon politikalarının Kürt halkının direnişiyle boşa çıkarıldığını kaydeden Tuncel, Başbakanın "inkar sona erdi" sözlerinin bir lütuf olmadığını, Kürt halkının direnişiyle gerçekleştiğini vurguladı. Tuncel, Kürt Dil Bayramı'nı Kürtçe kutladı.

ENGELLİLERİN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ

Tuncel, engelliler haftası nedeniyle engelli vatandaşların yanında olduklarını söyleyerek, meselenin engelli yurttaş olmak değil zihniyetin engelli olması olduğunu kaydetti. Engellilerin ötekileştirildiğini, ayrımcılığa tabi tutulduğunu ifade eden Tuncel, engellilerin toplumsal yaşamda etkili olmaları için bu zihniyetin değişmesi gerektiğini söyledi. 9 milyona yakın engellinin olduğunu ifade eden Tuncel, AKP'nin engellilerin sorunlarını çözdüğünü iddia ederek oy devşirdiğini belirtti.

Engellilerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi birçok yerde yaşayabilecekleri alanlar olmadığını kaydeden Tuncel, engellileri istihdam zorunluluğu olmasına rağmen devletin bunu yapmadığını dile getirdi. 30 bine yakın engelli açığı olduğunu kaydeden Tuncel, 3 bin engellinin istihdam edileceğini belirterek, yerel hizmetlerde yaşanan eksikliklere dair eleştirilerde bulundu.

VİCDANİ RET YASASI ÇIKARILMALI

Vicdani Ret Günü'ne de değinen Tuncel, bu konuda yasa çıkmadığına dikkat çekti. Türkiye'nin imzaladığı uluslararası sözleşmelerde vicdani ret hakkının yer aldığını söyleyen Tuncel, vicdani ret hakkını kullananların yargılandığını, işkenceye uğradığını belirtti. Zorunlu askerliğin olduğu yerde demokrasiden bahsedilemeyeceğini kaydeden Tuncel, askere gitmeme hakkının temel insan hakkı olduğunu ve hükümetin askerliği zorunlu olmaktan çıkarmasını önerdiklerini ifade etti.

'İSLAM'IN BARIŞÇI YÖNÜNÜ GÖRMEK ZORUNDASINIZ'

Diyarbakır'da gerçekleşen Kürdistan Demokratik İslam Konferansı'na değinen Tuncel, "Türkiye'de inançlar arası eşitlik ve kardeşliğin nasıl geliştirileceğine dair konferans basında çok fazla yer etmedi. HDP olarak konferansa katılanları selamlıyoruz. Ortadoğu'da din adına ihlallerin, katliamların yaşandığı dönemde konferansın gerçekleştirilmesi hayati önemdedir. Rojava'da yaşananlar bunu gösteriyor. El Kaide'ye bağlı İŞİD, El Nusra çetelerinin desteklenmesi, insanları katletmesi, kadınlara, Alevilere, Ermenilere, Ezidilere yaşam hakkı tanımayanların katliamlarıyla bağdaştırılan din zihniyeti, inançlar arasındaki çatışmanın da nedenini bize açıklıyor. İslam'ın barışçı yönünü görmek zorundasınız. AKP, El Kaide ve İŞİD'e destek veriyor. İŞİD'in Türkiye'de nasıl tehlike haline geldiğini çok net görüyoruz. Devletin kendi kurumları da bunu görüyorlar" diye konuştu.

İSLAM KONFERANSINDAKİ EŞİTLİK VURGUSU

Konferansın bildirgesine atıfta bulunan Tuncel, İslam'ın demokratik ve barışçıl ilkelerine vurgu yaparak, bunların Türkiye'deki inançların ve halkların kardeşliği ve barışına uyarlanması gerektiğini vurguladı. Konferansta kadın bakış açısının da önemine dikkat çeken Tuncel, "Kadını ikincil gördüler. Kongre eril zihniyetler tarafından şiddeti reddetmektedir. Kadının topluma eşit katılımı, sorunların çözümünde vazgeçilmezdir. Eşit temsiliyetin yer aldığı bu madde kongreyi tanımlıyor" dedi.

Kürtlerin kazanımlarıyla kalıcı barış beklentisi olduğunu söyleyen Tuncel, son 2 yıldır yürütülen müzakere sürecine değinerek, "Arkadaşlarımız sayın Öcalan ile görüşüyor. AKP ise çözümden yanayız diyor. Ancak pratiğe baktığımızda AKP söylediklerinin arkasında durmuyor. Bir yandan çözüm öte yandan kalekollar yapıyor. Askeri operasyonlara zemin hazırlıyor. Halk dağlarda barış nöbeti tutuyor. Savaş çıkmasın, asker ile gerilla karşı karşıya gelmesin, anneler ağlamasın diye nöbet tutuyorlar. AKP bunun karşısında ne yapıyor? Hiçbir şey yapmıyor" diye konuştu.

BU NASIL BARIŞ!

İHD'nin bir yıllık çatışmasızlık ve geri çekilme sürecine ilişkin raporuna değinen Tuncel, şunları söyledi: "Halen insanlar yargılanıyor. Halen vekilimiz Hatip Dicle cezaevinde. Hasta tutukluların sorunu devam ediyor. Çocuklara yönelik ve hasta tutuklulara dönük düzenleme konusunda tasarı hazırlandı. Başbakan isteseydi hasta tutsaklar konusunda adım atabilirdi. Ramazan Özalp dosyası bu konuda vahim bir örnektir. Tek başına yaşamını idame ettiremeyen Ramazan Özalp tahliye olursa Şırnak'ta halk ayaklanırmış! Halk zaten ayakta. Bu süreçte boş durmadı hükümet. Madem barışıyorduk neden kalekol yapıyorsun? 341 kalekol yapım sürecinde. Güvenlik barajları yapılıyor Şırnak'ta. Niye doğamızı tahrip edip yaşam alanlarımızdan söküp atıyorsun bizi. Hani barışıyorduk?"

'ÇÖZÜMSÜZLÜK YAKLAŞIMI ARTIK KABUL GÖRMEZ'

Askeri geçişler için yollar yapıldığını ifade eden Tuncel, 2 bin korucu kadrosu alındığını belirtti. Koruculuğun lağvedilmesinin çözüm ve barış için olmazsa olmaz olduğuna dikkat çeken Tuncel, "Niye korucu kadroları alınıyor? Niye insanlar silahlandırılıyor? Korucular toplumsal sorunlara neden olmaktadır. Lağvedilmesi gerekirken yapmıyor. Artık laf zamanı bitti. Kürtlerin karnı lafa doymuştur. Türkiye halklarının da. Barış somut adımla gerçekleşir. Yerel seçimlerde rahat edeyim, cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidene kadar adım atmayacağım yaklaşımı artık kabul görmez. HDP olarak AKP hükümetine çözüm için adım atması gerektiğini söylüyoruz" dedi.

'BARIŞ VE ÇÖZÜM İÇİN SOMUT ADIM ATILSIN ARTIK'

Tuncel, 90 yıldır yaşanan inkar, imha, asimilasyon politikalarının yüzleşme ve barış için atılacak adımlar konusunda neler yapıldığını sorarak, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması taleplerinin olduğunu vurguladı. Çoğu dosyanın zaman aşımına uğradığını söyleyen Tuncel, 13 Kürdün öldürülmesinden yargılanan Musa Çitil için savcının beraat talep istediğine dikkat çekerek, "Bu, yarın Kürtleri öldürmek serbesttir demek anlamına gelecek. Birçok dava aynı akıbetle karşı karşıya. Daha önce yasa çıkartıldı. İnsanlık suçları zaman aşımına uğramaz diye. Bunun gerekleri de yerine getirilmeli. Barış, çözüm için somut adım atılmalıdır" ifadelerinde bulundu.

Savaşın sadece Kürtlerin değil tüm Türkiye'nin meselesi olduğunun altını çizen Tuncel, çözüm olmadıkça batıda ayrımcılığın ve nefret suçlarının süreceğini vurguladı. Kürt öğrencilerin üniversitelerde devlet, rektör destekli ırkçı saldırılara uğradığını söyleyen Tuncel, "Ankara'da iki öğrenci saldırıya uğradı. Nevşehir'de çocukların ismi Kürtçe diye yerel gazetelerde teşhir ediliyor. Marmara, İstanbul, Kayseri üniversitelerinde de aynı. Meselenin özü bu zihniyet" dedi.

'184 ÇOCUĞUN FAİLİ NEREDE?'

AKP iktidarı döneminde 184 çocuk öldürüldüğünü belirten Tuncel, AKP'nin "bizim dönemimizde faili meçhul yok" açıklamalarının gerçek dışı olduğunu vurguladı. Şerzan Kurt davasında Muğla'da yaşananları gördüğünü kaydeden Tuncel, "Bu bir demokrasi mücadelesidir. Altında yatan neden Kürt sorunudur. Bu çözülmedikçe demokrasi sorunu çözülemeyecektir" diye kaydetti.

AKP'nin Suriye politikalarından vazgeçmesi gerektiğini söyleyen Tuncel, "Rojava Türkiye halklarının dostudur, düşmanı değil. Önemli kazanımlar sunmaktadır. Demokrasiden korkanlar bu devrimden korkar. Biliyoruz ki, AKP'nin demokrasiyle, çözümle alakası yok" diye konuştu.

Parlamentonun barış için toplanmadığını, ancak savaş için toplandığını söyleyen Tuncel, CHP ve MHP'nin de çözüm önünde engel olduğunu ifade etti. Siyaseti toplumun, köylünün, gençliğin, kadının yaptığını belirten Tuncel, sokağı kazananın demokrasiyi kazanacağını dile getirdi.

Tuncel, "Başbakan anneler ağlamasın diye bu süreci başlattık" sözlerine atıfta bulunarak, "Kaç Hakkarili kaç Yozgatlı anne ağladı? Toplum bunu biliyor. Neden bu insanlar sokağa çıktığını anlaması lazım" dedi.

Yüksekovahaber

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAdalet ve Kalkınma PartisiAnkaraBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiDiyarbakırHDPHalkların Demokratik PartisiİdamIrakİranİstanbulİzmirKayseriMilliyetçi Hareket PartisiMısırMuğlaSavaşŞırnakSuriyeannetahliye
Görüş Bildir