'Cizre Halkı Barış İstediği Müddetçe Savaşı Dayatanlar Kaybedecek'

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, bir hafta süren sokağa çıkma yasağının bu sabah kaldırıldığı Cizre'de incelemlerde bulunduktan sonra parti binasının önünde halka seslendi. 

DHA'nın haberine göre Cizre halkı ile gurur duyduğunu belirteren, burada hayatını kaybedenleri ananölenleri Demirtaş, şunları söyledi:

“Cizre halkı, 120.000 kişi burada 10 gündür rehin tutulmasına, 10 günden bu yana gece-gündüz bombalanmasına rağmen kararlı idare gösteren bütün Cizre halkına, geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu direnişinden dolayı da sizleri yürekten kutluyorum. Partim adına halkımız adına, sizi yürekten kutluyorum.

Yaşanan ilk katliam değil, ilk defa burada huzursuzlukla zulümle karşılaşmıyoruz Bu toprakların neredeyse kaderi haline getirdiler. Neredeyse 100 yıldır her günümüz, her gecemiz bu ve benzeri katliam dayanatmalarıyla, katliam politikalarıyla geçti. Bizler bu cografyanın insanları, Kürt halkı olarak başımıza getirilen bütün felaketlere rağmen hergün sokakta, meydanda, işyerinde, dağda, ovada, her yerde terörist ilan edilip katledilmemize rağmen ne yaptık? Bütün iskenceler, köy yakmalar, zulümlere rağmen ne yaptık? Barış dedik, barış. Ankara’da aklını yitirmiş çılgınlar halen bu halkın bu barış niyetini teslimiyet olarak algılıyorlar. Halen barış çığlıklarını malesef ki kıymetli bir erdemli zihniyet olarak anlamak yerine çaresizlik olarak algılıyorlar. Ankara’nın en büyük yanlışı budur. İşte bu halkı tanımıyorlar, halkın iradesini. Tankla, topla, bombayla, panzerle halkın üzerine gidince irade ortadan kalkar sanıyorlar. En büyük yanlışları budur. İşte zannediyorlar ki gece gündüz mahalleler taranınca, bombalanınca Kürt sorunu çözülür, Kürtler boyun eğer sanıyorlar. Bunu ilk defa bu hükümet denemiyor Türkiye Cumhuriyetinin son 40 yılın başbakanları, bütün cumhurbaşkanları, genelkurmay başkanları hepsi bunu denediler. Fakat onların her biri tarih önünde mahcup çıktılar, tarih önünde yanıldılar ama bu halk dimdik ayakta kaldı.”

"İki günlük müzakere ile bu iş çözülebilir"

Demirtaş, 21’inci yüzyılda, 21015 yılında bir kez daha Cizre halkının taleplerini, siyasal, sosyal, ekonomik isteklerinin görülmezden geldiğini anlatarak, şöyle devam etti:

“Halkın öz yönetimiyle ‘Ben kendimi yönetmek istiyorum, artık bu zulüm bitsin. Artık bizler burada bir irade olmak istiyoruz’ diyen anlayışını bir kez daha tankla, topla durdurabileceklerini sanıyorlar. Ortada büyük bir sorun, ciddi bir sorun var. Burada yaşayan insanlar Kürt’tür, Kürt ve kendi ana vatanlarıdır. Binlerce yıldır burada yaşıyorlar ve bu topraklarda kimliğiyle, diliyle, kültürüyle insan onuruna yakışır bir şekilde var olmak istiyorlar. İşte bunun adına ‘Kürt sorunu’ denildi. Eğer ki bu halkın binlerce yıldır burada yaşayan bu halkın iradesine şu kadar saygınız varsa burada tank, top, yığınak 10.000 özel harekatçı göndermek yerine halkın temsilcileriyle, halkın önderiyle oturup konuşacaksınız, müzakere edeceksiniz. Binlerce tank-top yerine iki cümleyle iki gün sürecek müzakereyle bu işler cözülebilir. Buraya gönderdiğiniz bu kadar silah, buralara gönderdiğiniz bu kadar bomba bu kadar katliam yerine işte müzakere masası ortadadır. Halen halkımızın iradesi halk halen sayın Öcalan halen bizden siyasi temsilciler seçilmişler olarak barış masasına müzakere masasına dönülmesi gerekiyor. 10 gün boyunca ‘Cizre’ye nefes aldırmıyacağız, onlar tek bir dakika sokağa çıkamayacak, gece gündüz operasyon yapacağız’ diyenler şimdi mutlumusunuz? Tam olarak ne kazandınız? Hangi sorunu çözdünüz? Bakın burada bebeklerin de arasında bulunduğu 23 sivil katledildi, 23 insanı bu 10 gün içerisinde malesef acımasızca katleden zihniyet neyi çözdü? Neyi bitirdiniz? Kendinizi bitirmek dışında, insanlığınızı bitirmek dışında neyi bitirdiniz? Cizre halkı bak dimdik ayakta, Cizre halkı iradesinin arkasında acılarına rağmen onuruyla dimdik ayakta. Acılar büyük, acılar taze yaralar kanıyor bunun farkındayız.”

“Batı ses verirse bu savaşı sürdüremezler”

Türkiye’nin her tarafında şu anda acıların olduğunu, her yerinde cenazelerin olduğunu ve ağlayan analar bulunduğunu belirten Demirtaş, bunun ne kadar devam edeceğini sorduktan sonra şöyle konuştu:

“İşte o, bu ülkede barış isteyenlerin sesinin güçlü çıkmasına bağlıdır. Cizre halkı savaştan değil barıştan yanadır. Cizre halkının sesini Edirne’den, İzmir’den, Antalya’dan, Konya’dan, Kayseri’den duyan varsa bu halkın kan, ölüm ,gözyaşı istemediğini sadece özgürce barış içerisinde yaşadığını herkes duyarsa ve Cizre halkının sesini yükselttiği gibi barış çığlıkları Batı’dan yükselirse bir gün sürdüremezler bu savaşı. Saray’ın bu halka dayattığı savaşı bir tek gün sürdüremezler. Ama yalan politikalarla, çarpıtma politikalarla sanki ‘Cizre halkı HDP’nin baskısı altındaymış, devlet de onları kurtarmaya gelmiş, operasyon yapıyor’ anlayışını Batı’daki insanlara anlatarak bu süreci götüremezsiniz. Sanki burda huzur var, biz buraya huzuru kaçırmaya geliyormuşuz. 10 gün boyunca insanların ekmek almasına, su almasına izin vermediniz. 10 gün boyunca bırakın sokağa çıkmayı balkona, pencerelere çıkanı infaz edecek kadar çılgınlaştınız. Bu mu huzur? Ülkede huzur mu bıraktınız? Sizin varlığınız huzur için bir tehlike sizin oradaki duruşunuz bu ülke için huzursuzluk haline geldi. Biz ne olursa olsun bize dayattıkları bütün infaz politikalarına bütün savaş politikalarına rağmen müzakere ve diyalog ve barış anlayışından vazgeçmiyeceğiz. Biz halkımıza savaş çatışma vaad etmedik, Bu bizim politikamızda değil, bize dayatılan politikalar savaş politikasıdır. Cizre halkı barış istediği müddetçe bize savaşı dayatanlar kaybedecekler. Ankara’daki kanla beslenen politikacılar kaybedecekler.”

DHA

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAnkaraAntalyaHalkların Demokratik PartisiİzmirKayseriSavaşSelahattin Demirtaş
Görüş Bildir