"Bu Çağdan Etimizle, Kemiğimizle Nefret Ettik" Dedirten Çocuk İstismarları ve Diğer Olaylarla Türkiye Analizi

2.3bPAYLAŞIM

Bu içerik sizi çok rahatsız edecek ama gerçekler bunlar...

Geçmişten günümüze her daim tekelleşme ve iktidara yanaşarak haberleri gizleme ya da çarpıtma basında yaygındı ancak sosyal medyayla birlikte artık çok fazla şeyden haberdar oluyoruz.

Türkiye'de özellikle 1990'lı yıllarda yoğunlaşan tekelleşmeyle birlikte birkaç ismin ya da şirketin elinin altında olan medya gruplarının bir kısmı yok oldu, bir kısmıysa varlığını sürdürüyor ancak ona sürdürmek denirse... Ama ne olursa olsun sosyal medya var ve artık her şeyi biliyoruz; her şeyi.

"Ah eskiler ne güzeldi..."

Sık sık pek çok insanın tekrarladığı ve geçmişe özlemini ifade ettiği bu cümle, tıpkı "Nerede o eski bayramlar" gibi nostaljiyi romantize etmemize neden oluyor ama biz gerçeği tekrarlayalım: Dünya eskiden de berbat bir yerdi... Sadece biz bu kadar şeyden haberdar olamıyorduk. Hem her yerden haber almak mümkün değildi hem de bir sürü olay gizleniyordu.

Ufkunuzu açacak bir yazı için: 👇

Dünya Eskiden de Berbattı! Geçmişi Romantize Etmememiz ve Günümüzün Kıymetini Bilmemiz Gerektiğine Dair Mantıklı Sebepler - onedio.com
Dünya Eskiden de Berbattı! Geçmişi Romantize Etmememiz ve Günümüzün Kıymetini Bilmemiz Gerektiğine Dair Mantıklı Sebepler - onedio.com

İşte tüm bu geçmişe özlem ve her şeyden haberdar olma şoku birleşince ortaya Türkiye'nin bugünkü durumunu özetleyen, kısa zaman önce yaşanan olaylar göze çarpıyor.

"Eskiden bu kadar şey olmazdı, mahallemizde sakin sakin yaşardık" diyeceğiniz bu olaylar hep vardı; şimdinin tek farkı artık hepsinden kısa süre içinde haberdar olmamız... 

Bugün sizler için çocuk istismarı, yoksulluk ve kadın cinayeti üzerinden Türkiye'yi konuşacağız, içeriğin bundan sonrası canınızı acıtabilir; geçmişe olan boş özleminiz alevlenebilir.

7 ve 10 yaşında iki kardeşin istismarı ve mahkemenin kararı yeniden gündem oldu.

Uğradıkları istismarı resim çizerek anlatan mağdur çocuklar için babaannelerinin şikayeti üzerine Balıkesir'de soruşturma başlatıldı. 

Savcılık, babaannelerinin yanında olan, istismara uğradığı öne sürülen ana sınıfı öğrencisi G.E.G. ile ağabeyi İ.E.G.’nin, Çocuk İzlem Merkezi’nde ifadesine başvurdu. 

İfadesinde anne ve babasının ayrıldığını söyleyen G.E.G., annesi Merve A.’nın Rahmi A. ile evlendiğini, ancak F., A., M. ve M. adlı erkeklerle de ilişkisi olduğunu söyleyerek, geçen yıl üvey babası Rahmi A. ile isimleri F., A. ve M. olan kişilerin kendisine istismarda bulunduğunu anlattı.

İfadelerinin ardından mahkeme heyeti sanıklar anne Merve A. ve üvey baba Rahmi A.’nın yurt dışına çıkış yasağı şartıyla adli kontrolle serbest bırakılmasına hükmederek, duruşmayı erteledi...

"Seni karım yaptım, artık benim karımsın."

İstanbul'da bir babanın 17 yaşındaki öz kızına tecavüz ettiği ortaya çıktı. "Hoca, 'Kızlık zarını bozmadan ilişkiye girebilirsin' dedi" diyerek kendini savunan babaya karşılık, kızının ifadesinde yer verdiği ve babasının kurduğu "Seni karım yaptım, artık benim karımsın" cümleleri sosyal medyada yankılandı.

Komşusu tarafından tecavüze uğradıktan sonra öldürülen Irmak, dayısının oğlu tarafından kaçırıldıktan sonra kalbinden vurulan Pelda, eniştesi tarafından diri diri yakılan Gizem...

Hacıların hocaların cirit attığı, bu konuda hiçbir önlemin alınmadığı, eğitimsizliğin ve cehaletin acısının katbekat çıktığı son on yılda ülkemizde yüz bini aşkın çocuk kaçırıldı, her yıl bini aşkın çocuğun cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı, cezalar ise yetersiz kaldı. 

Eskiden de oluyordu, şimdinin farkı her yerden fırlayan "İdam geri getirilsin" sesleri...

Peki, nasıl oldu da çocuk istismarının önüne geçemedik?

  • Çünkü 8 yaşındaki Eylül Yağlıkara'nın iki sokak köpeğini tecavüz ettikten sonra telle boğarak öldüren katil zanlısına hiçbir ceza verilmedi.

  • Çünkü yeğenine tecavüz eden imam, "Rızam dışında ilişkiye girmiş, asıl ben şikayetçiyim" dedi.

  • Çünkü 12 yaşındaki küçük kız 18 yaşında gözüktüğü için kendisini istismar eden 22 yaşındaki Vedat E. serbest bırakıldı.

  • Çünkü dokuz yıl boyunca babasının cinsel istismarına uğrayan 8 yaşındaki kız annesi, akrabaları ve öğretmenleri tarafından susturuldu.

  • Çünkü Konya'da dokuz çocuğa fiziksel ve sözlü istismardan yargılanan öğretmen mahkemece serbest bırakıldı.

  • Çünkü zihinsel engelli genç kıza tecavüz eden beş kişi, genç kız bağırarak tepki göstermediği için suçsuz bulundu.

Yıllar içinde adaletsizlik Türkiye'nin kaderi oldu anlayacağınız...

"Kurtarın, beni kesecek."

Konya'nın Beyşehir ilçesinde, inşaat işçisi Sabri Çiçek kaçarak evlendikleri 4 aylık eşi Ece Çiçek'i boğazını kesip, vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklayarak öldürdü. Eşini öldürdükten sonra polise arayıp 'Ben eşimi öldürdüm' diye ihbarda bulunan Sabri Çiçek, ifadesinde, ''Tartıştık. Cinnet getirdim, öldürdüm'' dedi.

Detaylar için: 👇

Konya'da Kadın Cinayeti: Dört Ay Önce Evlendiği Eşini Vahşice Katletti - onedio.com
Konya'da Kadın Cinayeti: Dört Ay Önce Evlendiği Eşini Vahşice Katletti - onedio.com

Kaçırılan ve şiddet gören kadınların seslerini sosyal medyada duyurmaya çalışıyoruz, İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanması için canla başla mücadele ediyoruz.

Ve her gün, istisnasız her gün en az bir kadın cinayetiyle güne başlıyoruz. Kızının gözleri önünde eski eşi tarafından katledilen Emine Bulut, evinin önünde saldırıya uğrayan Ceren Özdemir, bir hesaplaşmanın kurbanı olduğu iddia edilen Aleyna Çakır ve isimlerini artık anıtsayac.com'dan takip edebildiğimiz binlerce kadın...

Peki kadın cinayetlerinin önüne neden geçemiyoruz, hem de İstanbul Sözleşmesi varken?

Nahide Akgün, evliliği süresince eşi Hüseyin Opuz'dan şiddet gördü, hem kendisini, hem çocuklarını hem de annesini korumak adına mücadele etti, yedi kez bıçaklandı, bir kez araçla ezme girişimine maruz kaldı. Hapis cezası almasına rağmen adli para cezasıyla salıverilen Hüseyin Opuz, 11 Mart 2002'de, şehir değiştirdiği sırada Nahide Akgün ile annesinin yolunu kesti ve açtığı ateş sonrası anne yaşamını yitirdi. On beş yıl ceza almasına rağmen, bunun altı yılını hapiste geçirdi ve ardından salıverildi. Nahide Akgün de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurarak 2009 yılında Türkiye'yi 36 bin 500 euro para cezasına mahkum etti ve bu dava emsal teşkil ederek İstanbul Sözleşmesi'nin yolunu açtı.

İşte bu emsalle imzalanan İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, cinayetlerin büyük bir kısmının önüne geçilirdi.

En azından cezasızlık nedeniyle süren şiddetin ve işlenen cinayetlerin sayısı azalırdı: 👇

Siz Feministlerin Kılıyla Tüyüyle Uğraşırken, Ceza Almadıkları İçin Öldürmeye Devam Eden Erkekler - onedio.com
Siz Feministlerin Kılıyla Tüyüyle Uğraşırken, Ceza Almadıkları İçin Öldürmeye Devam Eden Erkekler - onedio.com

"Evim yok, çocuğumla arabada yaşıyorum."

Bursa'da sokağa çıkma kısıtlamasında denetim yapan polisler, evi olmadığı için çocuğuyla birlikte otomobilde yaşadığını söyleyen M.T.'ye kısıtlamayı ihlalden dolayı ceza uyguladı. Ehliyeti de olmadığı tespit edilen sürücüye toplamda 6 bin TL'den fazla ceza yazıldı, otomobili bağlanarak otoparka çekildi.

Detaylar için: 👇

'Evim Yok, Çocuğumla Arabada Yaşıyorum' Diyen Yurttaşa Kısıtlamayı İhlalden Ceza - onedio.com
'Evim Yok, Çocuğumla Arabada Yaşıyorum' Diyen Yurttaşa Kısıtlamayı İhlalden Ceza - onedio.com

Türk lirasının döviz karşısındaki değer kaybı, önlenemeyen enflasyon, zamlar ve gittikçe düşen alım gücü hepimizin belini büküyor.

Benzin neredeyse 7 lira, soğan ve patates almış başını gidiyor, kağıt krizi yayıncılık sektörünü durma noktasına getirdi, ete zaten uzak bir süredir yaklaşılamıyor ve temel gıdalar ile doğalgaz, elektrik, su gibi ihtiyaçlara gelen zamlar herkesi çok zorluyor. Asgari ücretle geçinmek imkansız hale gelirken, yoksul ile zenginlerin arasındaki uçurum giderek artıyor.

Ve bu geçim sıkıntısı, olmadığı söylenen ama derinden hissedilen ekonomik kriz ve düşen alım gücü ya öldürüyor ya da süründürüyor!

Daha geçen hafta evsiz kalanların sokağa çıkma yasakları sırasında ne yaptıklarını konuşuyorduk, bugün de evsiz olan ve arabada çocuğuyla yaşam mücadelesi veren bir babanın dramına tanık oluyoruz. Hangisi daha önemli? Bir evi olmaması mı yoksa sokağa çıkma yasağı sırasında arabada yaşamaya çalışması mı? Belli ki sokaklarda olmaması gerekiyor, çünkü cezası kesilmiş...

"Yok başka bir cehennem, yaşıyorsunuz işte..."

Yıllardır söylenegelen "cennet vatan" kavramı tam olarak nerede, bilemiyoruz ama Behçet Aysan haklıydı...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
serve

insanlik tabiat dusmani ensarci ISIDiyye cumhuriyeti hic sasirtmaz.

k4dir

Ne desen ne konuşsan boş. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki iyi olan hiçbir şey yok. Şahsen bu ülkenin geleceğinden hiç ümidim yok. Bu sebeple gelecek planı yapmayı bıraktım hayatı günlük yaşıyorum.

abdes_terligi

afedersiniz ama "dokuz yıl boyunca babasının cinsel istismarına uğrayan 8 yaşındaki kız" okuyunca kafam karıştı nası oluyo bu

ortalik-karisik

istismar edilmeye 8 yaşında başlamış sanırım

abdes_terligi

tamam teşekkürler

ortalik-karisik

bana göre bizde eskiden çok yaygın uygulanan ensest evliliklerde ciddi problem .yok hala dayı çocuğu yok amca kızı vb mevzusu var ya. toplum ensesti zaten kanıksamış çok uzun süre önce . ayrıca dinin bir maske olarak kullanılması sorunu var anadoluda ücra yerlerde neden eğitimli birey istemiyorlar sebebi bu yoluna taş koyacak eğitimli kişi istediğini yapamayacak din ile kendini maskeleyip yaşamaya devam etmek istiyor bu yerler . hele bizde bir laf var kol kırılır yen içinde kalır diye bu tip istismar durumlarında da halk bu lafı kullanıyor ve sorunun büyümesine ön ayak oluyor . yapandan değil çocuktan utanıyorlar bazıları çocuklarını harcamaya hazır maalesef . adalet mekanizması adamına göre işleyincede sorun daha bir büyüyor

abdes_terligi

evet benim arkadaşımı da ailesi zorla kuzeniyle evlendirmeye çalışıyorlar iğrenç bir şey ya. Diyorum keşke erkek doğsaydım da alsaydım seni asdjfksdfsa

o-yorum-yapilacak

duyunca dahi midem bulanıyor ! bu işin içinde yani karar mercinde olan insanlar nasıl yemek yiyor nasıl uyuyor ?

Görüş Bildir