'Bir Daha Göç Etseydiniz Yanınıza Ne Alırdınız?' Sorusuna Göçmenlerin Verdiği 10 Cevap

-

Angolalı göçmenlere eğer bir daha göç etseydiniz yanınıza ne alırdınız diye soruluyor. Cevaplar savaşların etkisini ve yaşanmışlıkların eşyalara kattığı önemi gösteriyor.

Kaynak: http://tracks.unhcr.org/2016/02/the-most...

1. Hayat hikayesi

Antonio 12 yaşında yetim kalmış, Angola iç savaşının içine zorunlu çocuk asker olarak katılmış ve 150 çocuk askere liderlik etmiş. "Ben askerdim ve ne mi yaptım? Sadece hayatta kalmaya çalıştım" diyor. İki savaşta savaştıktan sonra Antonio ormanda kendini herkesten izole etti ve arındırdı. Bir yıldan fazla doğada yaşayıp, bizon ve antilop avladı. Sonunda, Angola'dan Zaire'ye olan yolculuğunda daha bilge ve olgun oldu. "Sınırı geçtiğimde sanki hayata yeniden gelmiş gibi hissettim" diyor. Antonio'ya göre kendisiyle taşıdığı en önemli olgunun kendi hayat hikayesi olduğunu söylüyor.

2. Ceket

Sebastian, Angola savaşı sırasında ailesiyle göç ettiği zaman 7 yaşındaymış. 60 yıl sonra o günü şöyle anlatıyor "Çok soğuktu ve babam bana bu ceketi ısınmam için verdi ve ben ceketi sınırı geçene kadar giyindim. Ne zaman bu ceketi görsem aklıma Angola gelir. Bir gün Angola'ya döndüğüm zaman bu ceketi giyip babamı hatırlayacağım. O gün geldiğinde ben bu ceketi giyeceğim çünkü ben artık babamın yerindeyim.

3. Pense ve ayakkabı çekici

Sürgünde Kongo'da doğup büyüyen bir Angolalı olan Francisco, amcasından öğrendiği meslek olan ayakkabıcılığı yapıyormuş. Angola'ya 1977'de dönmüş ama savaş 1992'de yeniden başlamış ve Zaire'ye göç etmek zorunda kalmış. "Her şeyimi kaybettim. Dükkanımı, eğitim belgelerimi.. her şeyimi" diyor. Ama Francisco yanına pensesi ve ayakkabı çekicini alıyor böylece para kazanıp ekmeğini çıkarıyor. Bu yüzden pense ve ayakkabı çekici Francisco'nun en önemli eşyaları .

4. Haç

68 yaşındaki Maria, 1962'de Angola'dan göçmüş ve onun için en önemli eşyasını haçını yanına almış. "O benim yanımdayken huzurlu hissediyorum. Eğer haçım yanımda olmasaydı ben ve çocuklarım ölürdü, o bizi korudu." diyor. Kocasının askerler tarafından nasıl öldürüldüğünü 50 yıl geçse bile sanki o anı tekrar yaşıyormuş gibi anlatarak ağlıyor. Kocası öldürüldükten sonra Maria ve çocukları ormana kaçarak 7 ay boyunca yağmur suyu içerek ve meyve sebze yiyerek hayatta kalmaya çalışmışlar. Bir gün tekrar göç etmek zorunda kalsa ilk olarak alacağı eşyası yine haç olurmuş.

5. Portre

Angolalı Lumona 36  yaşında, "Eğer bir gün tekrar göç edersem 10 sene önce arkadaşımın beni çizdiği portreyi yanıma alırım" diyor. Bu portreyi çok seviyorum çünkü bu bir resim, fotoğraf değil. Birisi zaman ayırıp beni çizmiş bu çok güzel ve beni mutlu ediyor. Eminim bu portre gören herkesi mutlu edecektir.

6. Pidi çömleği

Savaş Angola'da Edward'ın köyüne 1993'te ulaştığında o sadece 16 yaşındaydı. Ailesi, evlerinin yakınına roket atıldığı zaman göç etme kararını almış. Yolculukları boyunca yemeleri için bufalo eti ve pidi çömleğine yolluk hazırlamışlar. Yolculukları boyunca bir sürü ölü bedenler görmüşler, yakınları ve komşuları ölmüş. Zaire'ye ulaştıktan sonra rahatlamış ama sevdiklerini kaybetmenin üzüntüsünü yaşamış ve yeni yaşamı hakkında endişelenmiş. "Ben çocuklarıma hikayemizi anlattığımda onlara pidi çömleğini de anlatacağım çünkü pidi çömleği bizim hikayemizin bir parçası. Umarım gelecekte Angola'ya gider ve pidi çömleğini tekrardan alırız" diyen Edward sürgünde de olsa okuyup elektrik mühendisi olmuş. "Ben şanslıyım her göçmen bu şansa nail olmuyor" diyor.

7. Anahtarlık

Isabelle'e eğer bir daha göç etmek zorunda kalırsa yanında ne getireceğini sorduğumuzda ilk önce düşünmüş sonra zebra figürlü anahtarlığını sallamış ve "Bunu alırdım çünkü bana Kinshasa'daki küçük odamı hatırlatır" demiş. Isabelle, Angola'da doğmuş. Savaş nedeniyle küçük bir çocukken iki defa yer değiştirmek zorunda kalmış. Şimdi 6 çocuk annesi olan Isabelle; çay, manyok ekmek ve kuru balık sattığı küçük bir dükkana sahip.

8. Aile kütük belgesi

Sebastio eski bir asker, hayatının tehlikede olduğunu öğrendiğinde göç etmek zorunda kalmış. Dönmekten korksa da evini düşünmekten hiç vazgeçmemiş. Eğer bir gün göç etmek zorunda kalırsa elindeki bu aile kütük belgesini yanına alırmış. "Bu kağıt benim göçmen olduğumu kanıtlıyor bu belge olmazsa ben tutuklanabilirim, çocuklarım sınır dışı edilir ya da annelerini onlardan koparabilirler ve Kongolu olurlar. Bu kağıt bizim Angola'lı olduğumuzun kanıtı.”

9. Eller

Edward'ın ailesi 1958-1962 yılları arasında Angola'dan göç etmiş ve göç zamanında yaşadıkları hala dünkü gibi aklındaymış. "Biz beş kişiydik ve ben manyuk, yer fıstığı taşıdım. Annem kıyafetleri ve manyuk dolu çantayı taşıyordu. Ormana girdiğimizde ağaç tekmeledi,m ayak uçlarım kurudu ve düştü." diye anlatıyor. 50 yıl sonra Edward'a yanında ne götüreceği sorulduğunda iki güçlü elini sıkarak "ben çalışmayan bir adama mı benziyorum, benim bunlara ihtiyacım var... Sadece bunlara. Biri pala tutmak diğeri çapa tutmak için bu ellere ihtiyacım var." diyor.

10. İncil

Elizabeth 72 yaşında bir Angola'lı ve göç zamanı onun yanında götürdüğü ilk eşya İncil'di. Bu İncil, vaftiz sırasında papaz tarafından ona hediye edilmiş. Her ne kadar Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ni güvenli bulsa da sürgün hayatının çok zor olduğunu söylüyor. 7 tane çocuğun annesi bu kadın senelerce aile üyelerinden uzakta kalmış ve gerçek bir eve sahip olmak için uğraşmış. "Bu hayatta kötü şeyler oluyor ama İncil sana yardımcı olacak kelimeleri bulur." diyor.

Peki siz olsaydınız yanınıza ne alırdınız?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mei

bu kafayla daha çok göç edersiniz...

suedika

Harry Potter kitaplarımı alırdım

mustafasen

Biz Türk'ler mülteci olmayız. Savaşırız, ölürüz, ama yine de topraklarımızdan vaz geçmeyiz.

mei

Biz Türkler göçebeyiz zaten, savaşırız ölürüz ama yine de topraklarımızdan vazgeçmeyiz diyebilmemiz için "Anadolu topraklarında ne işimiz var" diye sorgulamak gerek.

mustafasen

Göçebelikle mültecilik arasında büyük fark var. Göçebeyken gittiğimiz yer bizimdi. Yerleşik hayata geçtik yine gittiğimiz yer bizim oldu. Ama mültecilerin toprağı yeri yurdu yok.

mei

evet haklısın, kusura bakma ilk yazındaki "mülteci" kelimesini gözden kaçırmışım. başlıkta ve konuda göçebe olarak bahsestmekte, aynı şeyden bahsediyoruz sandım :)

Başlıklar

Savaşçaymeyveroket
Görüş Bildir