'Polisin Müdahale Gücünü Arttıracağız'

 > -

'Biber Gazı Polisin En Doğal Hakkıdır, Sıkar'

Ak Parti grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan'ın Gezi Parkı eylemleri ve müdahalesine ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.

Haberin Tamamı İçin:

Erdoğan: 'Biber Gazı Sıktı Ama Kurşun Attı mı?'

Haber detayları için lütfen kaynak adresine tıklayınız.

Haberin Tamamı İçin:

'Polis Demokrasi Sınavından Başarıyla Geçti'

Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında Gezi olaylarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Başbakan Erdoğan, polisin demokrasi sınavından başarıyla geçtiğini söyledi. ''Gezi Parkı ve Taksim'i işgalcilerden temizledik'' diyen Başbakan Erdoğan, parkı halka teslim ettiklerini de belirtti. Başbakan Erdoğan, polisin müdahale gücünün de arttırılacağını vurguladı.

İşte Başbakan'ın konuşmasından önemli satır başları

Beni görmüyor musun, beni inkar mı ediyorsun” diyordu. Bir haftalık çalışmanın neticesinde bu kadar insanın Kazlıçeşme’ye toplanması, heyecanı sloganı canlı tutması, milletimizin bu olaylara karşı tepkisini ortaya koyuyordu.

Farklı partilere gönül vermiş kardeşlerimizin bulunması da mitinglerimizin anlamını daha da pekiştiriyordu. MHP’den, BDP’den, BBP’den Saadet Partisi’nden partililer, büyük Türkiye’ye sahip çıkanlar, yakıp yıkmaya karşı çıkmak için orada bulunuyordu.

Kazlıçeşme’de toplanan bir milyonu aşkın insan demokratik tepkisini coşkuyla ortaya koyduktan sonra kimseye zarar vermeden dağılmıştır. İşte demokrasi budur, demokratik hak kullanılması budur.

MİTİNG YAPACAKSAN YAP AMA HUKUK ÇERÇEVESİNDE

Bizim kimseye demokratik hakkını hukuk içerisinde kullanma diye bir yaklaşımımız yok ki. Miting mi yapacaksın yap. Ama hukuk çerçevesi içinde yap. Bunun dışına çıktığın zaman işte burada sıkıntı yaşanıyor.

Bize sürekli Taksim’deki toplanan insanların mesajını aldınız mı diye soranlar, acaba Sincan’daki yüz binlerin, Kazlıçeşme’deki bir milyonu aşkın insanın mesajını alabildiler mi?

Anlıyorum ki bazı televizyonlarda bazıları yorumlar yapıyor, hala bunu alamayanlar var. Burada bir hususa dikkatleri çekmek istiyorum.

Üç haftadır hem aziz milletimize hem dünyaya çok farklı bir Türkiye fotoğrafı verilmek istendi. Taksim Meydanı, Ankara’da Kızılay, İzmir’de Alsancak, sanki ortak bir tavrı gösteriyor gibi anlatılmak istendi. Bunun son derece örgütlü biçimde yapıldığını hatırlatmak istiyorum.

FAİZ LOBİSİ HAZIRLIKLIYDI

Ülkemizdeki medya kuruluşları bu tertip için hazırlıklıydı, uluslararası medya hazırdı. Sosyal medya bu iş için donanımlı hale getirilmişti. Ülkemizin belli sermaye grupları faiz lobisi, içerde dışarda belli örgütler bu iş için hazırlıklıydı.

HER ŞEY ÇOK PROFESYONELCE HAZIRLANMIŞTI

Dikkat edin Taksim’de diğer illerde polise karşı, kamu binalarına, sivillere karşı çok ağır şiddet uygulanırken, bu vandallık, bu barbarlık çarpıtılarak, masum bir çevre eylemi gibi lanse edildi. Herşey çok profesyonelce hazırlanmıştı. Taktikler, mesajlar ve tweetler kullanılacak ve hazırlanan fotoğraflar filmler adım adım hesaplanmıştı.

Bazı uluslararası çevreler bu tertibin içindeyken, olmayanları kandıracak, yalan haberlerle bu tertibin içine çekecek hazırlıklar yapılmıştı.

ÖRDEK AVINDA TEKNEDEN DÜŞEN BİRİ TOMA'NIN ALTINDA KALDI GİBİ GÖSTERİLDİ

Yurtdışında ördek avında tekneden düşen birinin fotoğrafı TOMA’nın altında kaldı gibi gösterildi. Suriye’e bir yaralının fotoğrafı, CHP’li milletvekili tarafından servis edildi. 7 gasp suçundan mahkum olan üzerinde beyaz önlük olan zanlı, “doktorlar gözaltına alınıyor” haberine lanse edildi.

HERKESİ DİKKATLİ OLMAYA DAVET EDİYORUM

Buna benzer nice yalan, fotoğraf, bilgi, belge sistemli şekilde dolaşıma sokuldu. Bunların en vahim tarafı bazı siyasetçiler, bazı sanatçılar, bazı medya kuruluşları, STK’lar bunları araştırmadan dolaşma soktular, ya da bunu sağladılar.

Bu tertibin içinde olmadığı halde, Türkiye’deki bu olaylar hakkında uluslararası değerlendirme yapan herkesi daha dikkatli olmaya, bir karar vermeye davet ediyorum.

Bu olaylar, daha en başından itibaren, polisin çevreci gösterilere şiddet uygulaması gibi sunuldu ve sunuluyor. Bu tamamen yanlıştır.

POLİSİMİZ DEMOKRASİ SINAVINDAN BAŞARIYLA GEÇTİ

Güvenlik güçlerimiz, demokrasi ve hukuk sınırları içinde son derece sabırlı şekilde, şiddet eylemlerine karşı başarıyla mücadele vermişlerdir. Hatta polisimiz sistemli bir şiddet hareketi karşısında, demokratik bir tavır sergilemiş ve demokrasi sınavından başarıyla geçmiştir.

EN DOĞAL HAKKIDIR, BİBER GAZI SIKAR

Biliyorsunuz gelenler oldu, kendilerini dinledim. Hepsinin hep söylediği, polis şöyle şiddet uyguladı, şunu yaptı bunu yaptı. Şiddet uyguladı da ne yaptı dedim? Biber gazı sıktı. En doğal hakkıdır sıkar.

KURŞUN MU ATTI? YOK

Laf dinlenmediği zaman polis bu yetkisini kullanır. Kalkıp da kurşun attı mı, silah attı mı? Yok. Bakın iş. 16. 17. Güne gelince, işte Adana’da yaşanan olay. Ve daha ileri gitti Mecidiyeköy’de bir komiserimiz silahlı bir, maalesef mermi neticesinde midesinden yaralandı. Bir diğer kardeşimiz ayağından yaralandı. Rabbim onları milletimize sağlığıyla lütfetti. Biz yine şifa diliyoruz.

ANARŞİSTLER ŞİDDET UYGULUYOR

Ama buna benzer olayı bizim polisimiz uygulamadı. Böyle davranan polise biber gazı kullandı diye yapılmayan kalmadı. Hep bir ağızdan hepsi aynı şeyi söylediler. Dünyaya bu yönüyle takdim ettiler. Şiddet uygulayan kim? Terörist, anarşistler şiddet uyguluyor. Efendim orada çevreci gençler de var, AK partililer de var.

Olabilir. Ak Parti'ye geçmiş, oy vermiş de olabilir. Bu onu temize çıkarmıyor ki. Kişi arkadaşının dinindendir. Kişi sevdikleriyle beraberdir. Bütün vaka budur.

GEZİ'DEKİLERİN YÜZDE 76'SI CHP'YE OY VERMİŞ

Kamuoyu araştırmasında gördük ki, Gezi Parkı içinde olanların yüzde 76’sı CHP’ye oy vermiş. Yüzde 16’sı. AK Parti 1,2, MHP 1,2. Tablo bu. Bu tablo içerisinde bize oradan girmek suretiyle yumuşatacaklar, buraya böyle bakın diyecekler. Yanlış yanlıştır. Kimden gelirse gelsin. Bizi ilgilendirmez, yapılan iştir önemli olan. Ne yapıyor bunlar? Terör mü estiriyor, yoksa barışa mı çağrı yapıyor. Bu bizim için önemli.

HALK BU ŞİDDET EYLEMLERİNİ TASVİP ETMEDİ

Bütün hazırlıklara, tertiplere rağmen en başından itibaren halk bu şiddet eylemlerini tasvip etmemiştir. Halk evlerinde gelişmeleri sabırla, itidalle izlemiş. Ankara Sincan ve İstanbul Kazlıçeşme’de toplanarak bu oyunu bozmuştur.

Birilerinin bu muhteşem kalabalığı görmemesi, görmezden gelmesi son derece tabiidir. Sokaklarda şiddet eylemlerini halkın tepkisi gibi lanse edenler, halk sokağa çıktığında kaçacak delik aramışlardır.

İÇERDEKİ HAİNLERE, DIŞARDAKİ İŞBİRLİKÇİLERE

Taksim’de bir eylemciyi gösterip Türkiye ayakta yaygarası çıkaranlar, milyonlar sokağa çıktığında bunu görmemiştir. Biz kusura bakmasınlar bunu göstermeye devam edeceğiz. Hem içerdeki hainlere, hem dışardaki işbirlikçilerine göstermeye devam edeceğiz.

Cuma günü Kayseri’de Cumartesi günü Samsun’da, Pazar günü Erzurum’da devam ettireceğiz. İçerideki hainler, dışarıdaki işbirlikçiler Türkiye’nin gerçek fotoğraflarını görmek istiyorlarsa, buyursunlar Kayseri’ye Samsun’a Erzurum’a baksınlar.

HERKESİ MİTİNGLERE BEKLİYORUZ

Tıpkı Ankara ve İstanbul’da olduğu gibi sadece AK Partilileri değil, bu çirkin oyuna tepki gösteren her bir kardeşimizi bu mitinglere bekliyoruz. Partisi ne olursa olsun, hepsini bekliyoruz.

MESELELERİNİ HALKA DEĞİL CNN'E ANLATTILAR

Demokrasiye hukuka sandığa, büyük Türkiye’ye sahip çıkan herkesi Anadolu’da meydanlara bekliyoruz. Bunlar Gezi Parkı halkındır diyorlardı, Taksim halkındır diyorlardı. Ama dertlerini halka değil, İngilizce olarak uluslararası medya kuruluşlarına, örgütlere kurumlara anlattılar.

Meselelerini Anadolu’ya Trakya’ya anlatamadılar. Gittiler BBC’ye, CNN’e Reuters’a Avrupa Parlamentosu’na anlattılar. Çünkü bunların arkasında halk yok. Anadolu, Trakya yok. Bunların arkasında işbirlikçileri durumunda olan medya var, sermaye var, faiz lobisi var. İşte onun içinde sorunlarını millete değil İngilizce olarak oralara iletiyorlar.

TABİPLER BİRLİĞİ SEN KANUNSUZ EYLEME NASIL DESTEK VERİRSİN

Birşeyi de açık açık konuşmak durumundayız. Bazı sendikalar, bazı STK’lar var. Dün iş bırakma çağrısı yaptılar. Ne oldu? Vaka bu. Hani ne oldu? Çünkü yaptığınız çağrı kanunsuz. Yaptığınız çağrı hukuka aykırı. Hele hele, hele hele, Tabipler Birliği’yle alakalı söylüyorum. Sen kanunsuz bir eyleme nasıl destek verirsin? Sen hastaneleri boşaltma içine nasıl girersin yahu? Sizin insan sevgisi nerede? Hastalarla ilgilenme aşkınız nerede? Bunlarda insan diye bir dert yok. Bunların herşeyi menfaate dayalıdır. Aklı selim gaip geldi ve beklediklerini alamadılar. Bunlar güya solcu, emeğin alın terinin halkın yanındalar.

ERGENEKON EYLEMİNDE EN ÖN SAFTA

Aidatlarıyla besledikleri bu örgütlerin üst yönetimlerinin her toplumsal olayda nerede durduklarına dikkat etsinler. Ergenekon eylemlerine dikkat edin, en ön saftalar. Cumhuriyet mitinglerinde en ön saftalar. Demokrasiye milli iradeye yönelik her girişimde bunlar en ön saftalar. Bunlar baş provokatörler, bunlar baş piyonlardır. Banka reklamlarında oynayıp kapitalizmi eleştirenler ne kadar solcuysa, işte bunlar da o kadar solcudur.

Faiz lobisinin kuklası olanlar ne kadar emek taraftarıysa bunlar da o kadar emek taraftarıdır. Neyse ki maske artık düştü. Kimin ne olduğunu artık milletçe gördük.

ALKOL KULLANDILAR CAMİLERİMİZDE

Dün asla bir araya gelemeyeceklerin, nasıl bir araya geldiklerini hem Türkiye hem dünya görmüştür.

Ulusalcılarla bölücülerin kardeşliğiyle, sözüm ona dindarlarla din düşmanlarının ittifakının aynı hedefe saldırdıklarını herkes görmüştür.

Bir tarafta ellerinde Türk bayraklarını sallayanlar, diğer tarafta Türk bayrağını alçakça yakanlar bir araya geldiler. Bir tarafta Gazi Mustafa Kemal’i istismar ettiler, bir tarafta bölücülerin paçavralarıyla yanyana getirdiler. Bir tarafta güya namaz kıldılar, camiye ayakkabıyla girdiler ve alkol kullandılar camilerimizde. Başörtülü kızlarımıza el uzattılar.

AĞAÇ DEDİLER, AĞAÇLARI TARUMAR ETTİLER

Bir tarafta ağaç dediler, hak dediler, demokrasi dediler. Ağaçları tahrip ettiler, o ağaçları tarumar ettiler. Gezi Parkı’nda kaldırım genişletmede 12 ağaç söz konusuydu. Ama bunların onlarca yıktıkları ağaç söz konusu. Yaktılar, yıktılar, saldırdılar ve herkesi rahatsız ettiler.

Buyurun işte Pazar günü üniversiteye giriş imtihanı vardı. O gece sabah 4’e kadar tencere tava. Öyle devam ettiler. Bu ifademden çok rahatsız

Beni sen üçe dörde kadar rahatsız etme hakkın var mı? O yavruları rahatsız etmeye hakkın var mı? Kadıköy’den al, İstanbul’un her yerinde aynı şeyi yaptılar. Senin böyle bir hukuk okuman söz konusu mu? Böyle bir hukuk var mı yahu? Sen beni nasıl rahatsız ediyorsun.

Hala tencere tava çalmayı bile özgürlük olarak niteleyenler var. Bunların özgürlük anlayışı da farklı. Bu oyun artık bozulmuştur. Önce millet, milletin hükümeti, milletin partisi olan AK Parti bozmuştur.

HALK 'HAYIR DERSE VAZGEÇECEĞİZ' DEDİK

En başından itibaren masum, sivil, demokratik hak arayışlarıyla art niyetli şiddet kullanan demokrasiye hükümete yönelik hareketleri birbirinden ayırdık.

Gezi Parkı'nda gerçekten ağaç için eylem yapanlarla, bunları kullananlar arasında çok net çizgi çizdik. Gezi parkı eylemlerine katılanlarla oturduk, saatlerce istişare ettik. Bazı sanatçılarımızı dinledik. Hem bazı sanatçıları hem de STK temsilcilerini kabul ettik. Kararımızı çok anlaşılır biçimde açıkladık. Yargı kararını bekleyeceğiz dedik. Lehimize çıksa bile halk oylaması yapacağız dedik. Gezi Parkı projesini halkın onayından sonra yapacağız dedik. Halkımız kalkar da hayır derse biz bundan vazgeçeceğiz dedik.

2011 Haziran seçimlerinde biz bunları halkımıza sunduk. Halkımız bizi destekledi. Diğerlerinde zaten proje falan yok ki. Diğerleri sadece hakaret edecek sadece vuracak. Var mı bir projen? Yok.

GEZİ PARKI'NI İŞGALCİLERDEN TEMİZLEDİK

Ama biz Gezi Parkıyla alakalı şehir müzesini açıkladığımız zaman, üçüncü havalimanını, Yaslıada'yı, Sivriada'yı açıkladığımız zaman. Galataport'u, Haydarpaşa port’u açıkladığımız zaman İstanbul halkı çok farklı bir heyecanı yaşadı. Bunları nasıl görmemezlikten gelirsiniz.

Gezi Parkı halkın olsun diyorlardı. Çark etmeye başladılar. Bize orayı boşaltma sözü verenler anında çark ettiler. Eyleme devam ettiler. Hukuk devletinde yapılması gerken neyse, Taksim’i, Gezi Parkı’nı bu işgalcilerden temizledik. Şimdi oralardaki o ağaçlar yeniden dikiliyor. Çiçeklendirme çalışmaları yapılıyor.

Dün utandım. Bir profesör çıkmış utanmadan sıkılmadan, Gezi Parkı diyor çöplükten geçilmiyordu, Anıt aynı şekilde geçilmiyordu. Ayıptır, ya İstanbul’u tanımıyorsun, temizlikse bu AK Partili belediyelerin en büyük başarısıdır ya. Sen bunu nasıl söylersin? Ama kirlilik bunların ruhunda var.

Biz diyoruz ki işte burası halkındır. Gezi Parkı sahibine teslim edilecek diyoruz. Tekrar Gezi Parkı'nı sahibine, halka teslim ettik. Yaptığımız iş bu.

SÖKÜLEN AĞAÇLAR ŞEHİR MÜZESİNİN ÇEVRESİNE DİKİLECEK

Taksim Meydanı, meydan olarak 103 bin metrekare. Burada Topçu Kışlası, yeni proje olarak şehir müzesi 11 bin metrekare. Yani yaklaşık yüzde 10’a oturacak.

Bunun dışı yine halkın çok rahat kullanabileceği bir düzenlemeyle en ideal bir projeyle halkın hizmetine sunulacak. Şehir müzesinin içinde kalan ağaçlar yine kalacak. Sökülen 70-80 ağaç şehir müzesinin çevresine dikilecekler. Şehir müzesi de, yok ciddi bir müzemiz Türkiye’de. Şehir müzesi olarak yok.

DEPOLARDA ÇÜRÜMEYE TERKEDİLEN OBJELER VAR

Topkapı Sarayı’nda TBMM depolarında çürümeye terk edilmiş binlerce obje var. Bir Fransa bakıyorsunuz Louvre Müzesi’yle iftihar ediyor. Bizimki o kadar büyük değil ama böyle bir müzemiz olsun, iftihar edelim.

Bundan niye rahatsız oluyorsunuz? Yargıyı bekliyoruz zaten. Halk oylamasını da yapacağız. Şimdi bu aşamadan itibaren şiddet kullanan, bir araç olarak benimseyen, hiç kimseye hiçbir örgüte müsamaha gösterilmesi söz konusu değildir.

Bütün bu olayların ilk tespitlere göre 100 trilyonu aşmış vaziyette. Kimin parası bu? Milletin değil mi? Burada fakir fukaranın hakkı yok mu? Hani ya siz fakir fukaradan yanaydınız? Sizi rahatsız eden neydi ya? Bu huzurlu ülkeyi ne oldu da siz böyle karıştırdınız? Kimin oyununa gelerek bu milletimi huzursuz ettiniz? Esnafımı tüccarımı niçin rahatsız ettiniz?

Vatandaş çocuğunu yanına alıyor eve gidecek, giyimine kuşamına bakıyor hakaret, saldırı taciz. Aynı şekilde aracında gidiyor filanca, taciz. Bakanlarımıza varıncaya kadar.

Sen yüreğin varsa, düşüncene güveniyorsan düşünce hürriyeti sınırsız zaten bu ülkede. İnancına güveniyorsan korkma, rahatlıkla yaşa. Ama bunlar ne düşüncelerine güveniyorlar, güvenmedikleri için düşünce özgürlüğüne zaten bunlar karşı. İnanç hürriyetine de bunlar karşı. Ama biz düşüncemize, fikrimize güveniyoruz. Düşünce özgürlüğü için azami ölçüde yasal düzenlemeler yaptık.

YURTSA YURT YAPTIK, BURSSA BURS VERDİK

10 yıl önceyi düşünün, 10 yıl önce. Bu yapılanlar yapılabilir miydi bu ülkede? Bunların kadir kıymet diye bir şey yok. Şu atılan adımların hepsi ortada. Fakat onlar ne yaparlarsa yapsınlar biz özgürlüğü kazanmanın bedeli ne olursa olsun, biz bu bedeli ödeyerek özgürlüğü kazanacağız.

Esnaf bunlardan illallah dedi. Üniversite öğrencilerini sokağa döküyorlar. Bazı rektör, dekan, öğretim üyeleri. Bu öğrencilere bunca imkanı veren iktidar AK Parti iktidarı değil mi? Neyini kısıtladık? Yurtsa tarihinde görmediği yurtları yaptık. Tarihinde görülmeyen burs verdik. Lisans öğrencileri 45 lira alırken 280 lira alıyor. 200 lira da beslenme yardımı alıyor. Bire on katlanmış vaziyette.

HARÇLARI DA BİZ KALDIRDIK

Bunu solcuysan eğer komünist ülkelerde göremezsin. Harç harç harç, bunu da biz kaldırdık. Bu kadar hassas, bu kadar gencinin hukukunu koruyan iktidar, muhatap olduğu bu.

Bu örgütler lisemize de soktu. Bu liselerdeki öğrencileri, bazı kendilerini bilmez müdürler, öğretmenler bakın kendini bilmez diyorum ve istisna ediyorum. yoksa bizim için öğretmen başımız üzerinde tutmamız gereken insandır. Ve bu yavrularımızı sokağa döktüler. Bu yavrularımıza biz, okulların yapımından tutunuz, ücretsiz kitaba kadar bütün bunları yaptık. Aynı şekilde Fatih projesiyle yeni dönemin adımlarını atıyoruz. Sınıflarımızı 30 öğrenci standardına yükseltiyoruz.

Hiçbir dönemde olmayan, Milli Eğitim’e milli bütçenin yüzde 50’sini ayırma sürecini biz başlattık. Personel atamada, birinci sırada personel atamasını Milli Eğitim’de yaptık. Hala devam ediyor. Bazıları çıkıyor şu kadar eksik var. Eyvallah, tabi var. Bunu inkar etmiyoruz. Bunu sen bir anda kapatamazsın. Bu bütçeyle alakalıdır. Bizden önceki dönemde siz bunu da yapamadınız.

Haberin Tamamı İçin:

Başbakan Erdoğan: Mesajı aldınız mı?

Taksim'i Türkiye'nin tamamı gibi göstermek isteyenlerin olduğunu kaydeden Başbakan Erdoğan, "Bize oradaki mesajı alabildiniz mi diye soranlar, acaba Kazlıçeşme'deki mesajı alabildiler mi?" ifadelerini kullandı. Polisin oldukça demokratik davrandığını da belirten Erdoğan, "Polisimizi daha da güçlendireceğiz" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu.

Gezi Parkı olaylarının dünyaya farklı gösterildiğini aktaran Başbakan Erdoğan, "Dikkat edin, Taksim'de, diğer illerde polise karşı, kamuya karşı çok ağır şiddet uygulanırken, bu şiddet masum, demokratik bir çevre eylemi gibi gerçekleştirildi" diye konuştu. Erdoğan ayrıca, bundan sonra böyle olaylarda, polisin daha iyi müdahale etmesi için güçlendirileceğini de söyledi.

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

İşte demokrasi budur

Kazlıçeşme mitingi, milletimizin son olaylarla ilgili hissiyatını çok anlamlı şekilde yansıttı.

Mitinge katılan insanlar, hiç kimseye zarar vermeden dağılmışlardır. İşte demokrasi, demokratik hak kullanılması budur.

Bizim kimseye demokratik hakkını kullanma diye asla bir yaklaşımımız yok. Miting mi yapacaksın? Yap ama hukuk çerçevesi içinde yap. Toplantı, gösteri yürüyüşü mü yapacaksın? Yap ama hukuk çerçevesinde.

Mesajı alabildiler mi?

Bize sürekli Taksim'deki toplanan insanların mesajını aldınız mı diye soran insanlar, acaba Kazlıçeşme'deki 1 milyonu aşkın insanın mesajını alabildiler mi?

Anlıyorum ki, hala o mesajı alamayanlar var.

İstanbul'da Taksim'de, Ankara'da Kızılay, sanki Türkiye'nin tamamıymış gibi anlatılmak istendi. Bunun son derece organize, örgütlü biçimde yapıldığını, özellikle hatırlatmak istiyorum.

Ülkemizdeki belli medya kuruluşları, uluslararası bazı medya kuruluşları, sosyal medya bu iş için hazırlanmıştı. Ve ülkemizin güçlü reklam şirketleri, faiz lobisi, içeride ve dışarıda belli örgütler bu iş için hazırlıklıydı, donanımlıydı.

Her şey planlıydı

Dikkat edin, Taksim'de, diğer illerde polise karşı, kamuya karşı çok ağır şiddet uygulanırken, bu şiddet masum, demokratik bir çevre eylemi gibi gerçekleştirildi.

Her şey, çok profesyonel hazırlanmıştı. Uluslararası medya ve çevreler bu tertibin içindeyken, olmayanları da ikna edecek, kandıracak, yalan haberlerle onları da bu tertibin içine almak için planlar hazırlanmıştı.

Trafik kazasında yaralanan yavrumuz, polis tarafından yaralanmış gibi gösterildi.

Üzerinde beyaz önlük olan zanlı, 'doktorlar gözaltına alınıyor' haberine malzeme edildi.

Çocukların, yaşlıların şiddete uğradığı anlatıldı. Elinde sapan olan, molotof olan kişiler ya polis ya da sempatik eylemciler olarak lanse edildi. Bunlar sistemli şekilde dolaşıma sokuldu.

Bazı siyasetçiler, bazı sanatçılar, medya kuruluşları tüm bu yalanları hiç araştırmadan dolaşıma soktular ya da dolaşımda kalmasını sağladılar.

Şu anda bu tertibin içinde olmadığı halde, Türkiye'deki bu konuda uluslararası arenada yorum yapan her şahsı daha dikkatli olmaya özellikle davet ediyorum.

Polisimiz hiç olmadığı kadar demokratik davrandı

Bu olaylar daha en başından itibaren, polisin masum insanlara şiddet uygulaması gibi sunuldu. Bu yanlıştır. Güvenlik güçlerimiz son derece sabırlı, sağduyulu şekilde başarıyla mücadele vermişlerdir. Hatta polisimiz çok kapsamlı bir şiddet hareketi karşısında tarihinde hiç olmadığı şekilde sabırlı hareket etmiş, demokrasi sınavını başarıyla geçmiştir.

Gelenler oldu, kendilerini dinledim. Hepsi, polis şiddet uyguladı dedi. Dedim ki, şiddet uyguladı da ne yaptı. Biber gazı sıktı dediler. En doğal hakkıdır. Polis gerektiğinde bu yetkisini kullanır. Kalkıp da kurşun attı mı, silah kullandı mı? Yok. İş 16. 17. gününe gelince, Mecidiyeköy'de bir polisimiz mermiyle midesinden yaralandı, bir diğer kardeşimiz ayağından yaralandı. Buna benzer bir olayı bizim polisimiz uygulamadı. Polislere yapılmayan şey kalmadı ve dünyaya polisi adeta bu yönüyle takdim ettiler. Şiddeti uygulayan kim? O terörist, isyancılar şiddeti uyguladı.

Yanlış kimden gelirse yanlıştır

Orada çevreci gençler, AK Partili gençler de var diyorlar. Olabilir. Onun geçmişte AK Parti'ye oy vermiş olması, böyle bir şiddetin içinde olması onu temize çıkarmıyor ki.

Kişi arkadaşının dinindendir. Yaptığımız araştırmada gördük ki, Gezi Parkı'nda olanların yüzde 76'sı CHP'ye oy vermiş. Yüzde 16'sı BDP. AK Parti ve MHP, 1,6 ve 1,2.

Yanlış yanlıştır. Kimden gelirse gelsin. Yapılan iştir önemli olan.

İlkesi olmayan hiçbir hareket arkasına halkı alamaz. Nitekim bütün hazırlıklara rağmen bu şiddet eylemleri tepkiyle karşılanmıştır.

Sonra önce Sincan'da, sonra Kazlıçeşme'de toplanarak bu oyunu bozmuştur.

Cuma günü Kayseri'deyiz

Şiddet uygulayanları halkın tepkisi olarak gösterenler, halk Kazlıçeşme'ye gittiğinde göstermemiş, kaçacak delik aramışlardır.

Biz, ileri demokrasi diyoruz. Milli iradeye saygı diyoruz. Cuma günü 14.30 gibi Kayseri'de, Cumartesi günü Samsun'da, Pazar günü Erzurum'da devam ettireceğiz.

İçerideki hainler, dışarıdakiler Türkiye'nin gerçek fotoğrafını görmek istiyorlarsa, bu hafta Kayseri'ye, Samsun'a, Erzurum'a baksınlar.

Tıpkı Ankara ve İstanbul'da olduğu gibi, Kayseri, Samsun ve Erzurum'da biz herkesi bu mitinge bekliyoruz.

Partisi ne olursa olsun, hepsini bekilyoruz.

Demokrasiye, büyük Türkiye'ye sahip çıkan herkesi meydana bekliyoruz.

Meselelerine Anadolu'ya değil, BBC'ye anlattılar

Bunlar, Gezi Parkı halkındır diyorlardı. Ama dertlerini halka değil, İngilizce olarak uluslararası medya kuruluşlarına anlattılar. Meselelerini Anadolu'yu anlatamadılar. Şikayetlerini gittiler, BBC'ye, CNN'e ve AP'ye anlattılar. Çünkü bunların arkasında halk yok! Bunların arkasında Anadolu, Trakya yok. Bunların arkasında medya var. Onları kullanan sermaye, faiz lobisi var. İşte onun için de sorunlarını gidip oraya iletiyorlar.

Türkiye'de bazı sendikalar var. İşte dün, iş bırakma çağrısı yaptılar. Ne oldu? Vakıa bu... Hani, ne oldu? Çünkü yaptığınız çağrı kanunsuz. Hukuka aykırı. Hele hele, Tabipler Birliği'yle alakalı söylüyorum: Sen hastaneleri boşaltma gayretine nasıl girersin? Sizin insan sevginiz nerede? Nerede yemininiz? Bunlarda insan diye bir dert yok. Bunların her şeyi menfaate dayalıdır. Ve aklıselim galip geldi ve beklediklerini alamadılar. Bunlar güya solcu, emeğin, halkın yanındalar ama son yıllarda bunların hangi eylemlerde yer aldıklarına lütfen dikkat edin. Bu sendikaların üyesi olan kardeşlerime de sesleniyorum, bu yönetimlerin her toplumsal olayda nerede durduklarına onlar da dikkat etsinler.

Maske artık düştü

Faiz lobisini kuklası olanlar ne kadar emek taraftarıysa, bunlar da o kadar emek taraftarıdır. Neyse ki, maske artık düştü.

Bir tarafta ağaç dediler, diğer tarafta ağaçları söktüler. Gezi Parkı'nda kaldırım genişletmede 12 ağaç söz konusuydu ama bunların yıktıkları onlarca ağaç söz konusu.

Geceleri tencere tava çalmayı özgürlük olarak görenler bile var. Bu oyun artık bozulmuştur. Bu oyunu önce millet ve milletin partisi AK Parti bozmuştur.

Gezi Parkı eylemlerine katılanları ve bazı sanatçılarımızı kabul ettik. Onlarla konuştuk. Gezi Parkı eylemlerini halka soracağız, halkımız kabul ederse yapacağız, etmezse vazgeçeceğiz dedik.

Gezi Parkı halkın olsun diyorlar. Şimdi anında çark ettiler, halkın oyunu kabul etmeyiz dediler.

Bize orayı boşaltacağız diyenler, anında çark ettiler, eyleme devam edeceğiz dediler.

Dün utandım. Bir profesör çıkmış, Gezi Parkı çöplükten geçilmiyor diyor. Ayıptır, sen ya İstanbul'u tanımıyorsun ya da Taksim'i hiç gezmedin.

Temizlik, AK Partili belediyelerin en büyük başarısıdır.

Şehir müzemizle iftihar edelim

Taksim Meydanı, meydan olarak 103 bin metrekare. Burada eski adıyla Topçu Kışlası yeni adıyla şehir müzesi 11 bin metrekare. Bunun dışı yine halkın çok rahat kullanabileceği bir düzenlemeyle halkın hizmetine sunulacak ve şehir müzesinin içinde kalan ağaçlar yine kalacak ama sökülen ağaçlar meydana aynen dikilecek.

Türkiye'de şu an şehir müzesi yok. Topkapı'da çürümeye terk edilmiş binlerce obje var. Biz bunları alalım şehir müzesinde sergileyelim.

Biz de böyle bir müze yapalım, iftihar edelim diyoruz. Böyle bir zemin, çevreyi, tarihi, kültürü korumaktır. Bundan niye rahatsız oluyorsunuz?

Şiddeti bir araç olarak bekleyen hiçbir örgüte müsamaha gösterilmesi söz konusu değildir.

Hani fakirin yanındaydınız?

Bütün bu olayların devlete maliyeti 100 trilyonu aşmış vaziyette. Kimin parası bu? Milletin değil mi? Burada fakirin hakkı yok mu? Hani siz fakirden yanasınız? Sizi rahatsız eden neydi? Bu huzurlu ülkeyi ne oldu da karıştırdınız? Kimin oyununa gelerek bu milleti huzursuz ettiniz? Her yerde esnafımı niçin rahatsız ettiniz?

Vatandaş aracında gidiyor, filanca taciz ediyor. Bakanlarımıza varıncaya kadar. Senin yüreğin varsa, düşüncene güveniyorsan, düşünce hürriyeti sınırsız zaten bu ülkede.

İnancına güveniyorsan korkma, çık rahat yaşa. Ama bunlar düşüncelerine, inançlarına güvenmiyorlar. O yüzden düşünce ve inanç hürriyetine karşılar.

Ama biz düşünce ve inancımıza güveniyoruz. Azami ölçüler getirdik. 10 yıl önceyi düşünün, acaba şu atılan adımlar yapılabilir miydi? Bütün bunları gerçekleştirilen iktidara karşı atılan adımların hepsi ortada.

Ama onlar ne yaparsa yapsın, biz özgürlük mücadelemizi vererek kazanacağız.

Biz öğrencilere ne yaptık?

Bu öğrencilere ne yaptık da biz böyle yaptılar? Yurtsa tarihin görmediği yurt gördüler. Ey öğrenciler, bunu eğer solcuysan komünist ülkelerde göremezsin. Ama biz bunu getirdik. Harçları kaldıran iktidar da bu iktidar. Değerli kardeşlerim, bu kadar hassas, gencinin hakkını koruyan iktidarın muhatabı bu.

Maalesef bu şiddeti, bu örgütler liselerimize de soktu. Liselerdeki öğrencileri, bazı kendini bilmez müdürler, öğretmenler bu yavrularımızı sokağa döktüler.

Hiçbir dönemde olmayan, milli eğitime bütçenin yarısını ayırma sürecini biz başlattık.

Polisimiz bundan sonra hiçbir hukuksuzluğa göz yummayacak, gerekeni yapmaya devam edecek. Polisimizi daha da güçlendireceğiz. Bu olaylar karşısında müdahale yönünü arttıracağız.

Bu olayları inceliyoruz. Arkasında kimlerin olduğunu tek tek belirleyeceğiz. Ancak bu olayları da analiz etmeye, sorunları çözmeye devam edeceğiz.

CHP Genel Başkanı hayal kırıklığına sebep oldu

Bundan yaklaşık 3 yıl önce, 22 Mayıs 2010'da, CHP 33. Genel Kurultayı'nı seçti.

Yeni başkan çok büyük bir umutla karşılandı. CHP'nin etkin muhalefet yapacağı umudu vardı ancak bu yeni Genel Başkan, daha ilk günden itibaren çok büyük bir hayal kırıklığına sebep oldu. Çok zayıf kaldı. Her gün yeni bir yalanı çıktı. Her gün çark etti. Son derece ilgisiz bir çizgi izledi. O kadar ki, bütün CHP kitlesi halk oylamasında oy vereceği sandığı bulamadı, oy kullanamadı.

Değişir dediler ama aradan geçen 3 yıl içinde bu zat genel başkan olamadı. Genel müdür olarak kaldı. Geçmişinde SSK'yı nasıl batırdıysa, CHP'yi de aşağı çekmeye başladı.

Biz, doğrusu böyle bir genel başkandan siyasette memnunuz. Türkiye'de muhalefet boşluğunu talihsizlik olarak görüyoruz. Bu muhalefet boşluğu kitleleri sokağa dökmüştür.

İsyancılar yürürken, TOMA'nın önünde yere diz çöken milletvekilleri bu ülkeye hizmet etmiyorlar. O yaptıkları kamu düzenini bozmaktır.

Kamu düzenini bozmaya kimsenin hakkı yoktur.

Hani CHP Türkiye'nin en köklü partisiydi?

Hani CHP, Türkiye'nin en köklü partisiydi? Atatürk'ün partisiydi? Öcalan'ın posterinin yanında Atatürk'ün posteri vardı? Niye temizlemediniz orayı? Kim temizledi orayı, polis temizledi.

CHP Genel Başkanı, polis emirlere itaat etmesin diye çağrı yapıyor. CHP Genel Başkanı gibi değil, terör örgütü militanı gibi davranıyor.

Polis, emre itaat etmeyecek de ne yapacak? O vandallar gelip seni mi Başbakan yapacak? O kadar mı acizsin? Sandıktan umudunu o kadar mı kestin?

Hakkari'de nasıl Türk bayrağı sallayamadılarsa, Ankara'da Türk bayrağı yakılmasına ses çıkaramadılar.

Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarına göre, Reyhanlı saldırısı da demokratik eylemdir.

CHP aylardır çözüm sürecine karşı çıkıyor. Bizi bölücülükle suçladılar. Sonuçta bölücü paçavraları savunur hale geldiler.

Bu süreç AK Parti Genel Merkezindeki odama yapılan saldırının devamıdır.

Bu oyun, bozulmuştur. Bu tuzak altüst olmuştur.

Biz, "öl de ölelim, vur de vuralım" demeyeceğiz. Biz, bu milletin değerleriyle hareket eden iktidarın lideriyiz. Bizim farkımız bu.

Bu süreçten dersler çıkaracağız

Hamdolsun, millet iktidarına en güçlü şekilde sahip çıkmıştır.

Biz, Türkiye adına bu süreçten dersler çıkaracağız. Unutmayın, her olanda hayır vardır. Birliğimiz, beraberliğimiz bizim bu süreçten salimen çıkmamızı sağlayan en büyük değerlerimiz oldu.

Millet olarak, 76 milyon olarak birbirimize daha da kenetleneceğiz. Tüm inanç grupları, birbirimizi anlayarak demokrasi ve özgürlükleri çok daha ileriye taşıyacağız.

Bu süreçte, mezhebi ne olursa olsun, bazı bu konuda tahrikler yapanlar var. Ben, bütün bu mezhebi farklılıkları olan kardeşlerime sesleniyorum: Lütfen bu oyuna gelmeyin, hassas olun. Bu milli birliğimizi dinamitlemek için atılmış bir adımdır.

Terör meselesi çözülürken, başka meselelerin üretilmesine izin vermeyeceğiz.

Sorumlu davrananlara teşekkür ediyorum

İnşallah yaşadığımız şerhler de hayra dönecek. Bu süreçte sağduyusunu koruyan bütün vatandaşlarıma tekrar tekrar teşekkür ediyorum.

Hele hele, Sincan ve Kazlıçeşme'de milli iradeye saygı gösteren vatandaşlarıma özellikle teşekkür ediyorum.

Sorumlu davranan medyamıza teşekkür ediyorum.

Türkiye'nin bu süreçten güçlenerek çıktığını tekrar tekrar ifade ediyor, geleceğe de çok güçlü adımlarla yürüyeceğini ifade ediyorum.

Haberin Tamamı İçin:

Başbakan Erdoğan: 'Polisimizi Daha da Güçlendireceğiz'

Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuşuyor. Erdoğan şunları söyledi:

1 MİLYONU AŞTI

Farklı partilere gönül vermiş kardeşlerimizin bulunması da mitinglerimizin anlamını daha da pekiştiriyordu. MHP ’den, BDP ’den, BBP’den Saadet Partisi’nden partililer, büyük Türkiye’ye sahip çıkanlar, yakıp yıkmaya karşı çıkmak için orada bulunuyordu. Kazlıçeşme’de toplanan bir milyonu aşkın insan demokratik tepkisini coşkuyla ortaya koyduktan sonra kimseye zarar vermeden dağılmıştır. İşte demokrasi budur, demokratik hak kullanılması budur. Bizim kimseye demokratik hakkını hukuk içerisinde kullanma diye bir yaklaşımımız yok ki. Miting mi yapacaksın yap. Ama hukuk çerçevesi içinde yap. Bunun dışına çıktığın zaman işte burada sıkıntı yaşanıyor.

MESAJI ALDINIZ MI?

Bize sürekli Taksim’deki toplanan insanların mesajını aldınız mı diye soranlar, acaba Sincan’daki yüz binlerin, Kazlıçeşme’deki bir milyonu aşkın insanın mesajını alabildiler mi?

Anlıyorum ki bazı televizyonlarda bazıları yorumlar yapıyor, hala bunu alamayanlar var. Burada bir hususa dikkatleri çekmek istiyorum.

ULUSLARARASI MEDYA HAZIRDI

Ülkemizdeki medya kuruluşları bu tertip için hazırlıklıydı, uluslararası medya hazırdı. Sosyal medya bu iş için donanımlı hale getirilmişti. Ülkemizin belli sermaye grupları faiz lobisi, içerde dışarda belli örgütler bu iş için hazırlıklıydı. Dikkat edin Taksim’de diğer illerde polise karşı, kamu binalarına, sivillere karşı çok ağır şiddet uygulanırken, bu vandallık, bu barbarlık çarpıtılarak, masum bir çevre eylemi gibi lanse edildi. Herşey çok profesyonelce hazırlanmıştı. Taktikler, mesajlar ve tweetler kullanılacak ve hazırlanan fotoğraflar filmler adım adım hesaplanmıştı. Bazı uluslararası çevreler bu tertibin içindeyken, olmayanları kandıracak, yalan haberlerle bu tertibin içine çekecek hazırlıklar yapılmıştı.

Yurtdışında ördek avında tekneden düşen birinin fotoğrafı TOMA’nın altında kaldı gibi gösterildi. Suriye’e bir yaralının fotoğrafı, CHP ’li milletvekili tarafından servis edildi. 7 gasp suçundan mahkum olan üzerinde beyaz önlük olan zanlı, “doktorlar gözaltına alınıyor” haberine lanse edildi.

Buna benzer nice yalan, fotoğraf, bilgi, belge sistemli şekilde dolaşıma sokuldu. Bunların en vahim tarafı bazı siyasetçiler, bazı sanatçılar, bazı medya kuruluşları, STK’lar bunları araştırmadan dolaşma soktular, ya da bunu sağladılar.

DİKKATLİ OLMAYA ÇAĞIRIYORUM

Bu tertibin içinde olmadığı halde, Türkiye’deki bu olaylar hakkında uluslararası değerlendirme yapan herkesi daha dikkatli olmaya, bir karar vermeye davet ediyorum. Bu olaylar, daha en başından itibaren, polisin çevreci gösterilere şiddet uygulaması gibi sunuldu ve sunuluyor. Bu tamamen yanlıştır.

POLİSİMİZ DEMOKRASİ SINAVINDAN BAŞARIYLA GEÇTİ

Güvenlik güçlerimiz, demokrasi ve hukuk sınırları içinde son derece sabırlı şekilde, şiddet eylemlerine karşı başarıyla mücadele vermişlerdir. Hatta polisimiz sistemli bir şiddet hareketi karşısında, demokratik bir tavır sergilemiş ve demokrasi sınavından başarıyla geçmiştir.

BİBER GAZI SIKAR

Biliyorsunuz gelenler oldu, kendilerini dinledim. Hepsinin hep söylediği, polis şöyle şiddet uyguladı, şunu yaptı bunu yaptı. Şiddet uyguladı da ne yaptı dedim? Biber gazı sıktı. En doğal hakkıdır sıkar.

KURŞUN MU ATTI? YOK

Laf dinlenmediği zaman polis bu yetkisini kullanır. Kalkıp da kurşun attı mı, silah attı mı? Yok. Bakın iş. 16. 17. Güne gelince, işte Adana’da yaşanan olay. Ve daha ileri gitti Mecidiyeköy’de bir komiserimiz silahlı bir, maalesef mermi neticesinde midesinden yaralandı. Bir diğer kardeşimiz ayağından yaralandı. Rabbim onları milletimize sağlığıyla lütfetti. Biz yine şifa diliyoruz.

ANARŞİSTLER ŞİDDET UYGULUYOR

Ama buna benzer olayı bizim polisimiz uygulamadı. Böyle davranan polise biber gazı kullandı diye yapılmayan kalmadı. Hep bir ağızdan hepsi aynı şeyi söylediler. Dünyaya bu yönüyle takdim ettiler. Şiddet uygulayan kim? Terörist, anarşistler şiddet uyguluyor. Efendim orada çevreci gençler de var, AK partililer de var.

Olabilir. Ak Parti'ye geçmiş, oy vermiş de olabilir. Bu onu temize çıkarmıyor ki. Kişi arkadaşının dinindendir. Kişi sevdikleriyle beraberdir. Bütün vaka budur.

GEZİ'DEKİLERİN YÜZDE 76'SI CHP'YE OY VERMİŞ

Kamuoyu araştırmasında gördük ki, Gezi Parkı içinde olanların yüzde 76’sı CHP’ye oy vermiş. Yüzde 16’sı. AK Parti 1,2, MHP 1,2. Tablo bu. Bu tablo içerisinde bize oradan girmek suretiyle yumuşatacaklar, buraya böyle bakın diyecekler. Yanlış yanlıştır. Kimden gelirse gelsin. Bizi ilgilendirmez, yapılan iştir önemli olan. Ne yapıyor bunlar? Terör mü estiriyor, yoksa barışa mı çağrı yapıyor. Bu bizim için önemli.

İÇERDEKİ HAİNLERE, DIŞARDAKİ İŞBİRLİKÇİLERE

Taksim’de bir eylemciyi gösterip Türkiye ayakta yaygarası çıkaranlar, milyonlar sokağa çıktığında bunu görmemiştir. Biz kusura bakmasınlar bunu göstermeye devam edeceğiz. Hem içerdeki hainlere, hem dışardaki işbirlikçilerine göstermeye devam edeceğiz.

Cuma günü Kayseri’de Cumartesi günü Samsun’da, Pazar günü Erzurum’da devam ettireceğiz. İçerideki hainler, dışarıdaki işbirlikçiler Türkiye’nin gerçek fotoğraflarını görmek istiyorlarsa, buyursunlar Kayseri’ye Samsun’a Erzurum’a baksınlar. Tıpkı Ankara ve İstanbul’da olduğu gibi sadece AK Partilileri değil, bu çirkin oyuna tepki gösteren her bir kardeşimizi bu mitinglere bekliyoruz. Partisi ne olursa olsun, hepsini bekliyoruz.

MESELELERİNİ HALKA DEĞİL CNN'E ANLATTILAR

Demokrasiye hukuka sandığa, büyük Türkiye’ye sahip çıkan herkesi Anadolu’da meydanlara bekliyoruz. Bunlar Gezi Parkı halkındır diyorlardı, Taksim halkındır diyorlardı. Ama dertlerini halka değil, İngilizce olarak uluslararası medya kuruluşlarına, örgütlere kurumlara anlattılar.

Meselelerini Anadolu’ya Trakya’ya anlatamadılar. Gittiler BBC’ye, CNN’e Reuters’a Avrupa Parlamentosu’na anlattılar. Çünkü bunların arkasında halk yok. Anadolu, Trakya yok. Bunların arkasında işbirlikçileri durumunda olan medya var, sermaye var, faiz lobisi var. İşte onun içinde sorunlarını millete değil İngilizce olarak oralara iletiyorlar.

TABİPLER BİRLİĞİ SEN KANUNSUZ EYLEME NASIL DESTEK VERİRSİN

Birşeyi de açık açık konuşmak durumundayız. Bazı sendikalar, bazı STK’lar var. Dün iş bırakma çağrısı yaptılar. Ne oldu? Vaka bu. Hani ne oldu? Çünkü yaptığınız çağrı kanunsuz. Yaptığınız çağrı hukuka aykırı. Hele hele, hele hele, Tabipler Birliği’yle alakalı söylüyorum. Sen kanunsuz bir eyleme nasıl destek verirsin? Sen hastaneleri boşaltma içine nasıl girersin yahu? Sizin insan sevgisi nerede? Hastalarla ilgilenme aşkınız nerede? Bunlarda insan diye bir dert yok. Bunların herşeyi menfaate dayalıdır. Aklı selim gaip geldi ve beklediklerini alamadılar. Bunlar güya solcu, emeğin alın terinin halkın yanındalar.

ERGENEKON EYLEMİNDE ÖN SAFTA

Aidatlarıyla besledikleri bu örgütlerin üst yönetimlerinin her toplumsal olayda nerede durduklarına dikkat etsinler. Ergenekon eylemlerine dikkat edin, en ön saftalar. Cumhuriyet mitinglerinde en ön saftalar. Demokrasiye milli iradeye yönelik her girişimde bunlar en ön saftalar. Bunlar baş provokatörler, bunlar baş piyonlardır. Banka reklamlarında oynayıp kapitalizmi eleştirenler ne kadar solcuysa, işte bunlar da o kadar solcudur.

Faiz lobisinin kuklası olanlar ne kadar emek taraftarıysa bunlar da o kadar emek taraftarıdır. Neyse ki maske artık düştü. Kimin ne olduğunu artık milletçe gördük.

ALKOL KULLANDILAR CAMİLERİMİZDE

Dün asla bir araya gelemeyeceklerin, nasıl bir araya geldiklerini hem Türkiye hem dünya görmüştür.

Ulusalcılarla bölücülerin kardeşliğiyle, sözüm ona dindarlarla din düşmanlarının ittifakının aynı hedefe saldırdıklarını herkes görmüştür.

Bir tarafta ellerinde Türk bayraklarını sallayanlar, diğer tarafta Türk bayrağını alçakça yakanlar bir araya geldiler. Bir tarafta Gazi Mustafa Kemal’i istismar ettiler, bir tarafta bölücülerin paçavralarıyla yanyana getirdiler. Bir tarafta güya namaz kıldılar, camiye ayakkabıyla girdiler ve alkol kullandılar camilerimizde. Başörtülü kızlarımıza el uzattılar.

AĞAÇLARI TARUMAR ETTİLER

Bir tarafta ağaç dediler, hak dediler, demokrasi dediler. Ağaçları tahrip ettiler, o ağaçları tarumar ettiler. Gezi Parkı’nda kaldırım genişletmede 12 ağaç söz konusuydu. Ama bunların onlarca yıktıkları ağaç söz konusu. Yaktılar, yıktılar, saldırdılar ve herkesi rahatsız ettiler.

Buyurun işte Pazar günü üniversiteye giriş imtihanı vardı. O gece sabah 4’e kadar tencere tava. Öyle devam ettiler. Bu ifademden çok rahatsız

Beni sen üçe dörde kadar rahatsız etme hakkın var mı? O yavruları rahatsız etmeye hakkın var mı? Kadıköy’den al, İstanbul’un her yerinde aynı şeyi yaptılar. Senin böyle bir hukuk okuman söz konusu mu? Böyle bir hukuk var mı yahu? Sen beni nasıl rahatsız ediyorsun.

Hala tencere tava çalmayı bile özgürlük olarak niteleyenler var. Bunların özgürlük anlayışı da farklı. Bu oyun artık bozulmuştur. Önce millet, milletin hükümeti, milletin partisi olan AK Parti bozmuştur.

HALK 'HAYIR DERSE VAZGEÇECEĞİZ' DEDİK

En başından itibaren masum, sivil, demokratik hak arayışlarıyla art niyetli şiddet kullanan demokrasiye hükümete yönelik hareketleri birbirinden ayırdık.

Gezi Parkı'nda gerçekten ağaç için eylem yapanlarla, bunları kullananlar arasında çok net çizgi çizdik. Gezi parkı eylemlerine katılanlarla oturduk, saatlerce istişare ettik. Bazı sanatçılarımızı dinledik. Hem bazı sanatçıları hem de STK temsilcilerini kabul ettik. Kararımızı çok anlaşılır biçimde açıkladık. Yargı kararını bekleyeceğiz dedik. Lehimize çıksa bile halk oylaması yapacağız dedik. Gezi Parkı projesini halkın onayından sonra yapacağız dedik. Halkımız kalkar da hayır derse biz bundan vazgeçeceğiz dedik.

2011 Haziran seçimlerinde biz bunları halkımıza sunduk. Halkımız bizi destekledi. Diğerlerinde zaten proje falan yok ki. Diğerleri sadece hakaret edecek sadece vuracak. Var mı bir projen? Yok.

GEZİ PARKI'NI İŞGALCİLERDEN TEMİZLEDİK

Ama biz Gezi Parkıyla alakalı şehir müzesini açıkladığımız zaman, üçüncü havalimanını, Yaslıada'yı, Sivriada'yı açıkladığımız zaman. Galataport'u, Haydarpaşa port’u açıkladığımız zaman İstanbul halkı çok farklı bir heyecanı yaşadı. Bunları nasıl görmemezlikten gelirsiniz.

Gezi Parkı halkın olsun diyorlardı. Çark etmeye başladılar. Bize orayı boşaltma sözü verenler anında çark ettiler. Eyleme devam ettiler. Hukuk devletinde yapılması gerken neyse, Taksim’i, Gezi Parkı’nı bu işgalcilerden temizledik. Şimdi oralardaki o ağaçlar yeniden dikiliyor. Çiçeklendirme çalışmaları yapılıyor.

Dün utandım. Bir profesör çıkmış utanmadan sıkılmadan, Gezi Parkı diyor çöplükten geçilmiyordu, Anıt aynı şekilde geçilmiyordu. Ayıptır, ya İstanbul’u tanımıyorsun, temizlikse bu AK Partili belediyelerin en büyük başarısıdır ya. Sen bunu nasıl söylersin? Ama kirlilik bunların ruhunda var. Biz diyoruz ki işte burası halkındır. Gezi Parkı sahibine teslim edilecek diyoruz. Tekrar Gezi Parkı'nı sahibine, halka teslim ettik. Yaptığımız iş bu. Taksim Meydanı, meydan olarak 103 bin metrekare. Burada Topçu Kışlası, yeni proje olarak şehir müzesi 11 bin metrekare. Yani yaklaşık yüzde 10’a oturacak. Bunun dışı yine halkın çok rahat kullanabileceği bir düzenlemeyle en ideal bir projeyle halkın hizmetine sunulacak. Şehir müzesinin içinde kalan ağaçlar yine kalacak. Sökülen 70-80 ağaç şehir müzesinin çevresine dikilecekler. Şehir müzesi de, yok ciddi bir müzemiz Türkiye’de. Şehir müzesi olarak yok.

MÜSAMAHA GÖSTERİLMEZ

Yargıyı bekliyoruz zaten. Halk oylamasını da yapacağız. Şimdi bu aşamadan itibaren şiddet kullanan, bir araç olarak benimseyen, hiç kimseye hiçbir örgüte müsamaha gösterilmesi söz konusu değildir. Bütün bu olayların ilk tespitlere göre 100 trilyonu aşmış vaziyette. Kimin parası bu? Milletin değil mi? Burada fakir fukaranın hakkı yok mu? Hani ya siz fakir fukaradan yanaydınız? Sizi rahatsız eden neydi ya? Bu huzurlu ülkeyi ne oldu da siz böyle karıştırdınız? Kimin oyununa gelerek bu milletimi huzursuz ettiniz? Esnafımı tüccarımı niçin rahatsız ettiniz?

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAdalet ve Kalkınma PartisiAdanaAnkaraBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanBiber GazıCumhuriyet Halk PartisiErgenekonErzurumFransaGezi ParkıHakkariİstanbulİzmirKayseriKemal KılıçdaroğluMilliyetçi Hareket PartisiÖğretmenPolisRecep Tayyip ErdoğanReyhanlıSamsunSosyal MedyaSuriyeTerörTopkapı SarayıTürk KızılayıTürkiye Büyük Millet Meclisiiçerdeolayoyun
Görüş Bildir