Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

"Ben Bugün Bi'şey Öğrendim" Grubunda Ufuk Açan 17 Minik Bilgi

450PAYLAŞIM

Facebook'ta herkesin öğrendiği enteresan bilgileri paylaştığı bir grup var: "Ben bugün bişey öğrendim". Grubun kuralları çerçevesinde komple alıntı yapmadan öğrendiğiniz şeyi kısa anlatıp, kaynak linkini paylaşıyorsunuz. Kimisi sizin zaten bildiğiniz şeyler olabilse de, her gün onlarca kişinin paylaşımı arasında ufkunuz açılıyor, genişliyor, büyük bir hava sahasına dönüşüyor!

Gruba dahil olmak isteyenlerin, arama çubuğuna "Ben bugün bişey öğrendim" yazarak gruba katıl demesi yeterli!

Editörün notu: Açıklama metinleri, grup içerisinde paylaşım yapan kişiden doğrudan alıntılanmış, müdahale edilmemiştir.

1. Deniz yunuslarının uzaktan akrabası pembe nehir yunusları

Ben bugün çoğunlukla nehirlerde(Amazon nehri) yaşayan beş yunus türünden biri olan Boto, Boutu yada Amazon nehri yunusu olarak adlandırılan rengi pembe olan bir yunus türü olduğunu ve denizde yaşayan yunuslarla uzaktan akraba olduklarını öğrendim.
Okyanus Yunusları Delphinidae Pembe Yunuslar ise Platanistoidea ailesine aittir.amazon pembe yunusları nehirde yaşayan diğer türlerinden daha zekiler. ağırlıklı olarak pembe olmalarına rağmen açık gri ve kahverengive albino de olabiliyorlar.yengeç küçük nehir balıkları ve küçük kaplumbağalarla besleniyorlar.Pembe yunuslar Amazonun yüksek su sezonunda tek başlarına avlanıp beslenme stratejileri uygulamaktadırlar. Diğer zamanlarda dominant bir erkek yönetiminde 5 ila 8’li gruplar halinde bulunmaktadırlar.ve nesli tükenme tehlikesi altında bu tatlı hayvanların yoğun kirlilik nedeniyle......ve renginin neden pembe olduğu ise tam olarak bilinememektedir...

Pembe yunus balığı - Video Dailymotion

Yazan: Hülya Saçılanateş

2. Rock'tan ninni mi olurmuş demeyin!

Ben bugün, el kadar bebelere "danalar girmiş bostana" türevi ninniler yerine Björk, Coldplay, Beatles, Metallica, The Cure, Pink Floyd , Nirvana ve daha bir çok rock grubunun / şarkıcısının şarkılarını ninni formatında dinletilebileceğini ve hatta aynı şeyleri dinlemekten sıkılan ve ninnilerin kâr etmediği bebeler için Baby Rock Records 'un bu albümlerden 22 adet yayınladığını öğrendim. Ekşi sözlükteki bir kaç entry'den alıntıyla sizleri ninnilerle baş başa bırakıyorum.
"ben bebeğimi çekirdekten yetiştiricem diyorsanız başvurabileceğiniz bir muzik albümleri serisidir."
"bunun dışında nirvana'dan Smells like teen spirit'i dinledim, kurt cobain'nin hissettiklerini hissettim sanki.çömüp ağlayacaktım o derece."
Rockabye Baby!

Yazan: Zeynep Sırımoğlu

3. Bir hal değil, halsiz...

Ben bugün "Şu adama 'kahveye her akşam her akşam gitme, bak çocuklar seni bekliyor' diye diye bir hal oldum kız ayol" cümlesindeki 'bir hal olmak' ifadesinin bir galat-ı meşhur olduğunu ve doğrusunun ise 'halsiz kalmak' anlamdaki 'bîhal olmak' olduğunu öğrendim.
Farsça kökenli bî- öneki, önüne geldiği kelimelere -sız anlamı katıyor.

Yazan: Ozan Sezgin

4. Kim demiş hava bedava?

Ben bugün "Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava."
Diyen Orhan Veli'nin bir kez daha haksız çıktığını öğrendim...
"Ne alaka ya kanki" dediğinizi duyar gibiyim. Alakayı anlatayım Efenim.Kanadalı uyanık girişimciler hava kirliliğinin alarm verdiği Çine temiz dağ havası(talebe göre göl havası da var çeşit bol yani) sattığını öğrendim.
Kutusu 14-20 Dolar arasında satılan "temiz hava" şişelerine Çin de talep yoğunmuş.İşin ilginç yanı olay bir şaka ile başlamış Öylesine siteye konan temiz havaya 99 cent fiyat biçilmiş ve Çin den yüzlerce talep gelmiş.
Kanada'dan Çin'e teneke kutuda temiz hava sattılar

Yazan: İronik Penguen

5. Caz terimi ne zaman var oldu?

Ben bugün müzik literatürüne 1913'te giren jazz teriminin başlangıcının tam olarak bilinemediğini ama new orleans’a gelip yerleşen fransız göçmenleri arasında kullanılan bir argo olabileceğini (ve 'hızlandırmak' anlamına geldiğini) veya afrika’nın vahşi ve karanlık bölgelerinde kabilelerin çılgın dini ayinlerinde yaptıkları danslardan doğmuş olabileceğini öğrendim..
..
bir de "chaz" efsanesi var.. buna göre, mississipi nehri civarında vicksburg şehrinde yaşayan charles adlı müthiş yetenekli bir piyanist varmış.. küçük bir barda çalarken arkadaşları parçanın ortasında;
-hadi chaz, hadi.. derlermiş.. charles’da solo ve doğaçlamalarıyla ortalığı coştururmuş.. işte, charles adının kısaltılmış şekli olan bu "chaz" kelimesi dilden dile dolaşarak değişime uğramış ve bugünkü "jazz" adı buradan gelmişmiş..!
..
charlie "bird" parker'dan gelsin öyleyse...

Yazan: Hüsnü Karşın

6. W şeklinde oturmak iyi değil, kötü!

Ben bugun W seklinde oturmanin cok zararli oldugunu ogrendim. Detaylar linkte. (Ilk ogrenisini paylasti, cevirmeye usendi.) Edit: Hala useniyordu, yine de daha fazla dayanamadi... Cocuklarda sikca gorulen ve esneklikle ilgili oldugu dusunulen W seklinde oturma pozisyonu, vucut agirligini dengelemeyi ve hareket kabiliyetini engellemesinden dolayi ciddi ortopedik rahatsizliklara neden olabilir. Uzun donem sonuclari ise zincirleme olarak vucudun motor kabiliyetlerini olumsuz etkilemekte. Refleksleri etkilemesinin yani sira, uzun sure bu sekilde oturuldugunda vucudun cift tarafli motor koordinasyonu bozuluyor ve sonu yazi yazmada sorunlara dahi varan diger motor becerilerinde de dogru gelisme engellenmis oluyor. Kalca ve bacak kaslarinda kisalma, eklemlerde zorlanma, sirt agrilari, durus bozukluklari gibi nahos sonuclara yol acabiliyor. Ozellikle gelisme cagindaki cocuklarda hic tavsiye edilmiyor. Linkteki videoda cici ablamizi minigimize "hayir oyle oturma" demeden nasil oturmasi gerektigini uygulamali gosterirken izleyebilirsiniz.
[Sun Gazing - Now you know..

Pass it on | Facebook](https://www.facebook.com/sungazing1/posts/758180771003421)

Yazan: Güneş Pekyalçın

7. O minik oluk, her şeyin başı.

Ben bugun dudagimiz ve burnumuzun arasindaki minik olukun varolus nedenini ogrendim. Yuzumuzun olusmasinda ve sekil almasindaki ana noktaymis... 
Why Do We Have A Little Groove Under Our Nose?

Yazan: Hcr Gms

8. Bursa'da bir lahit, çöp olarak kullanılıyor...

Ben bugün Bursa Alaattin Bey Mahallesi'nde (eski adı Fotura, halk arasında adı Fodra Köyü) taş bir lahitin köyde çöp kutusu olarak kullanıldığını öğrendim ve hemen oracıkta fotografını çektim.
Efendim benim teyzem bu köye 50 sene evvel gelin gelmiş iken bu lahit köydeymiş, vaktiyle birilerinin tarlasında çıkınca dombey (manda) arabasıyla lahiti köye taşımışlar.
Lahitin ön cephe fotografında lahit dibinde gördüğünüz delikleri açıp, uzuuuun bir süre bu lahiti köyün tarihi camisinin önündeki çeşmede yalak (!) olarak kullanmışlar.
7-8 sene evvel köyün tarihi camisi bir kundaklamaya kurban gitmiş, içindeki antika halilar kilimler vs. çalınmış idi. O caminin gıcır yenisini inşa ederlerken bu lahiti de vinçle köyün bakkalının önüne taşımışlar, orada şimdi çöp kutusu olarak iş görüyor. Lahitin ne olduğu, yaşı, kimlerden kaldığı ile ilgili bugüne kadar kimse gelip araştırma yapmamış, menşei bilinmiyor.
Bursa Alaattin Bey Mahallesi ya da Fotura köyü, Bursa 1326 da fethedilmeden önce de var olan bir köy ve adından da anlaşılacağı gibi bir Rum köyü. 1890larda geniş bağları var, pekmezi, şarabıyla meşhur. Ayrıca burası Orhan Gazi'nin taht hakkından feragat eden ağabeyi Alaattin Bey'e vakfedilmiş bir köy, yani gelirleri Bursa Hisar bölgesi içindeki Alaattin bey camisi ve vakfa ait diğer hayır işlerine gidiyor. 19.yy itibarıyle köyde büyük bir çiftlik olduğunu görüyoruz. Köyün bugünkü nüfusu mübadele muhacirleri değil, bu çiftlikte çalışanların torunlarının torunları. Bu da olay mahalliyle ilgili kısa bilgi size.

Yazan: Elcin Arabaci

9. En pahalı sığır eti Japonya'day"mış"

Ben bugün dünyanın en pahalı sığır etinin Japonya'nın Wagyu bölgesindeki sığırlara ait olduğunu öğrendim.kilosu 1000-1500 dolar olan bu eti bu kadar pahalı kılan ne peki?
öncelikle et çok yağlı( ne kar yağ o kadar lezzet) ve ete bu özelliği vermesi için bu sığırlar doğdukları andan itibaren hareketsiz tutulup günde birkaç kişi tarafından uzun saatler masaj yapılıp özel bir birayla besleniyorlar.tabi ki bu masajla yağın eşit bir şekilde vucuda dağılması sağlanıyormuş bu ise onu pahalı hale getiriyormuş...
burdada videosu...

Yazan: Hülya Saçılanateş

10. Denizdeki çöpleri toplayan müthiş icat!

Ben bugün Andrew Turton ve Pete Ceglinski adlı 2 Avustralyalının "seabin" adında bir deniz çöp kutusu icat ettiklerini öğrendim. Seabin denize daldırıldığında etrafında bulunan tüm çöpleri içine çekiyor. İşlerini bırakıp kendilerini daha temiz bir deniz yaratmaya adayan Turton ve Ceglinski'nin ilk amacı seabin aracılığı ile denizlere atılan plastiklerden yeni seabinler üretmekmiş. İkinci ve en temel amaçları ise bu icatları ile hem insanlarda farkındalık uyandırmak ve daha temiz denizlere ulaşabilmekmiş. Linklere tıklarsanız seabinin nasıl çalıştığını görebilirsiniz.
Seabin Project : Cleaning our oceans one marina at a time.

Yazan: Ayda Sabuncuoğlu

11. İnsanat Bahçesi diye bir gerçek varmış...

Ben bugün eskilerde, hayvanat bahçesi konseptinin insanlara uyarlandığı "human zoo" denen yerlerde çoğunlukla afrikalı insanların sergilendiğini öğrendim ve sinirlerimi bozdum. ("insanat bahçesi"ni ironi filan sanırdım...)
fotoğraf belçika'dan, 1958.

Yazan: Saniye Boran

12. Üniversite gibi üniversite!

Ben bugün Münih Üniversitesi'nde öğrencilerin üst katlardan eğlenerek inebilmesi için kaydıraklar olduğunu öğrendim, kıskançlıktan ağladım.

Yazan: Rauf Kösemen

13. Nimet Abla deyip geçmeyin...

Ben bugün milli piyangonun 'büyük yılbaşı ikramiyesi size de çıkabilir' mevsimine girdiğimiz şu günlerde akla ilk gelen isim olan nimet abla'nın; 1928'te eşinin işlerinin bozulması sebebiyle, o günkü adıyla tayyare cemiyeti piyango bayisi olduğunu, 1931 yılında sattığı bir bilete büyük yılbaşı ikramiyesi olan yüzbin lira çıkması sonrası basının bu durumu fotoğraf ve röportajlarla kamuoyuna sunması sonucu ünlendiğini, bilet alanlara kazandırdığı paralar için gazetelere ilan vermeye devam ederek ününü arttırdığını, 1970 yılında esentepe'de kendi adını vermiş olduğu bir cami hizmete açtığını, bu camiye gelir kaynağı olması için 1971 yılında boğazdaki villasını satarak hacı nimet isminde bir vakıf kurup tüm gayrimenkullerini bu vakfa bağışladığını öğrendim..
..
bir de, hacı nimet özden cami, bir dönem kumar parasıyla yapıldığı gerekçesiyle cemaatsiz kalmış..

Yazan: Hüsnü Karşın

14. Türk Noel Baba!

Türk Noel Baba!
Türk Noel Baba!

Ben bugün Türklerin de tarihinde/mitolojisinde bir çeşit Noel baba karakterinin yaşadığını ve isminin Ayaz Ata olduğunu öğrendim. Ayaz Ata soğukta kalan kimselere yardim eden bir varlik olarak biliniyormuş. Noel Baba'dan farklı olarak mavi kürkü, uzun düz beyaz sakalları var ve tabii ki çekik gözlü. Ancak olayin farkli bir boyutu daha var. Resmin ve anlatılan hikayenin birebir aynısı bir karakter Ruslarda da var. Onun ismi ise Ded Moroz. Bu ismin Türkçe karşılığı ise tamamen Ayaz Ata ile ayni. Orta Asya'yi bir şekilde paylaşmamızdan mütevellit kültür alişverisi olduğu aşikar bu iki karakterde de. Çünkü ikisinin de bir de torunu vardir. Bunun ismi ise Kar Kızı'dır. Yalniz Ruslar bu Noel Baba karsilastirmasindan rahatsizlar sanirim ki arada 10 fark cıkarmıslar bir de.

Yazan: Buse Özel

15. 400 bin fidan, bir kişinin elinden can bulmuş!

Ben bugün, Çorum'un Sungurlu ilçesinde ikamet eden, Türkiye'nin ve dünyanın çeşitli yerlerine diktiği fidanlarla doğal yaşama büyük hizmetler etmiş Çakır Dayı'nın varlığını öğrendim. 89 yaşındaki doğa dostu Çakır Dayı'nın gerçek adı Mehmet Kurman. 23 yılda Edirne'den Kars'a otoyol kenarları, şehir merkezleri ve şehir estetiği için gerekli olabilecek her alana fidan dikmiş. Mısır, Arabistan ve Yemen dahil bir çok ülkede 
400 bin fidanı toprakla buluşturmuş.

Önünde saygıyla eğiliyorum...

Yazan: Erol Yavuz

16. 13 yaşında bir kız çocuğu, üstelik kartalıyla avlanıyor...

Ben bugün 13 yaşında bir kız çocuğunun kartalıyla avcılık yaptığını öğrendim. adı Ashol-Pan ve Moğolistan'da yaşıyor. smile emoticon 
çocuklar doğaya ne çok yakışıyor!
A 13-year-old eagle huntress in Mongolia - BBC News
Yazan: Derya Taş

17. Mucize çiçek: Bunga Patma

Ben bugün özellikle Endonezya,Sumatra ve Borneo adalarında yaşayan yerel dilde 'mucize çiçek' (Bunga Patma) (bereket anlamına geliyor) yaprakları 1metre genişliğinde fotosentez yapmayan,tohumu olmayan ve ağaçlardan beslenen dünyanın en büyük içeklerinden biri olan Rafflesia çiçeğinin varlığını öğrendim.
çiçek açmadan önce aylarca olgunlaşma sürecinden geçiyor ve çok güzel yapraklarla açıyor ancak ömrü çok uzun olmuyor 3-5 gün sonra çürümeye başlıyor.ayrıca ocak sonundan şubat ortalarına kadar görülebiliyor.ayrıca çiçek solduktan sonra aynı yerde bir daha açmadığı için farklı yerlerde aramak gerekiyormuş...

Yazan: Hülya Saçılanateş

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
lilianaezo

mucize çiçeğin mucizesini göremedim! fotosentez yapamıyor,aynı yerde açmıyor,ömrü uzun değil...

bilqekaradeniiz

4- temiz hava almak ister misiniz ?

lxx

Rockabye Baby'ye ba-yıl-dım. Adamlar Highway to Hell'i ninni yapmışlar yahu.

lxx

Facebook sayfalarındaki Listen Now uygulamasından veya kendi web siteleri üzerinden de dinleyebilirisiniz. Ayrıca Deezer ve Spotify'da da var.

cansu-yavas

1) albino yunus balığı o

Gizli Kullanıcı

Ve minik bilgiler...

Görüş Bildir