Aklın Ayak Parmaklarının Ucuyla Dansı - Filiz Gazi

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

“Aklın Ayak Parmaklarının Ucuyla Dansı” | Filiz Gazi

“Aklın Ayak Parmaklarının Ucuyla Dansı” | Filiz Gazi

“Eylem düş görmenin aracıdır

Düş(ünce)lere dalmış bakış uyanık kalmanın aracıdır.”

Ölüm döşeğindeki insanın ne dediğine kulak kesilinir. Narkozlu hastanın neyi mırıldandığına. Sarhoşun hangi konu üzerinde dönüp dönüp turladığına. Uyurkonuşanın ne konuştuğuna. Şuuru yerinde olan insan, insandan gelecek her şeyi hesaplar, hesaplayabileceği kadar. Bakabildiğine, görebileceği kadar bakar. Otosansür sınırlarının çizdiği dairenin içinde döne döne yaşar. Ne dönüşlerin rutinliğinden sarhoş olur ne de manzarasızlığından.

“Herkesçe bilinir ki, gözlerinizi kapayıp üzerlerine hafifçe bastırırsanız şekillerini kontrol edemediğiniz dekoratif figürler görmeye başlarsınız. Esrarın etkisi altında gördüğünüz uzamın mimarisi ve düzenlenişi de, aslında az çok buna benzer” diyor Walter Benjamin, İmge Kitabevi Yayınları’ndan çıkan Esrar Üzerine adlı kitabında.

Almanca bir kavram olan “Rausch” sözcüğü üzerinden yola çıkmış altı insanın düşsel serüveninden notlar düşüyor, Benjamin. Nedir Rausch? “ ‘Yaratma sarhoşluğunun tüketilmesi’ fikri, en yüksel entelektüel berraklığın somut biçimde taşınması durumu…” Kitabın çevirmeni Suat Kemal Angı, “Rausch” için esrime, sarhoşluk, yaratıcı coşkunluk, vecit hali, kendinden geçme gibi önerilerde bulunmuş. Dilin dışından, dilin içine varmanın neredeyse imkânsızlığı, çevirme uğraşısının gördüğü saygının biricik nedeni. Anlamı yakalayabilmek zor olsa da Angı, sonunda “sarhoşluk, sarhoş olma hali”nde karar kılmış. Uçuşan imgeler, nerden nereye uzandığının kestirilmesi zor tanımlamalar akla şairlerin bilinç ve bilinçdışı ile tutuştuğu dansı getiriyor. Karın gökteki “küçük pamuk kutulardan” dökülmesi, kâğıdın üzerine düşen gölgenin kâğıdı yaralayacağının korkusu, görülen sokağın bir bıçak kesiğine benzetilmesi gibi… Suat Kemal Angı bu yüzden kitabı herkesten çok şairlerin okumasını dilemiş önsöz notunda.

Benjamin kendisiyle birlikte yedi kişinin uyuşturucu deneylerinden arta kalanlar için tutanaklar tutmuş, notlar almış. Kitapta italikle yazılan tutanaklar Benjamin’in arkadaşlarına ait. Bölümlerden biri şöyle başlıyor örneğin:

“Denek: Joel

Saat: … Joel, … gram hintkeneviri aldı.”

Alınan dozların miktarına göre insanın beş duyu organı, intikam almış geçmiş tecrübelerinden. Uyuşturucu bağımlılığının amacının, varoluş mücadelesinde uygunlukları artırmak olduğunu söyleyen Benjamin, gene uyuşturucu bağımlıları arasında huysuz, buyurgan, kendini beğenmiş gibi kötü özelliklerin emildiğine dair bir genelleme yapabilecek kadar ileri gidiyor. Katartik etkinin sonuçlarının bununla ilgisinin olduğunu da belirterek.

Bakışın, bakışı var. Esrime halinde algılanan nesneler, dünyaya ayak uydurmayı bırakıp kişinin nasıl görmek istediğine yanıt oluyor. “Perdeler rüzgârın dilinin tercümanlarıdır. Rüzgârın her nefes alışına, kadınsı tavırların biçimini ve erotizmini verirler.” “Olmak ya da olmamak” arasında tercihen değişen soru, bir bakıyorsunuz “ağ ya da örtü” değişikliğine uğruyor. Kalabalığın gürültüsü, kulağa anlaşılır olmayan bir lehçe gibi geliyor. Seslerle baş edemeyen duymanın uydurduğu kılıf, hepinizi anlayamıyorsam, hepiniz birsiniz benim için demeye getiriyor.

“Rausch” sözcüğünden sonra karşımıza çıkan diğer bir sözcük “aura”. Bildiğimizi sandığımız bir sözcük. Oysa Benjamin, “aura” fikrini Van Gogh’un son dönem resimleri kadar kimsenin gösteremediğini söylüyor. Sarhoşken yaşadığı ilk deneyim olan “Audition coleree” (Renkli duyma, işitme), “aura”yı fark eden zihnin bir diğer yeteneği. Bakılanın detayları değil. Detayın arkasındaki varoluş sebebi hatta sebepsizliği. Merak duygusuyla bakmaya teşneme hali hiç değil. Kendiliğinden, tözsel varlık olmanın alameti. Metnin yapısökümüne alternatif, algının yapısökümü.

Benjamin esrar etkisinin bakıştaki verimliliğini imliyor: “Afyonkeşin ya da esrarkeşin deneyimi, tek bir yerden yüz tane yeri emecek güçte bir bakışın yaşattığı deneyimdir.” Uyuşturucu deneylerinin “Aklın ayak parmaklarının ucuyla dansı” gibi karakteri olduğunu söyleyen Benjamin, sarhoş olanın hangi “derinlikte nüfuz ettiğine değil, daima eşiğin üzerinde hareket” ediyor oluşunun farklılığını önemsiyor.

Kitabı bitirince ister istemez insan düşünüyor. Türkiye’den bir grup denek seçilmiş olsaydı bu isimler kimler olabilirdi diye. Birkaç önerim var elbette. Akademik camia duayenlerinin neyi nasıl göreceklerini merak etmekteyim örneğin.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

UyuşturucuVan
Görüş Bildir