John Kerry: ''Ahmet Sen mi Açıklarsın Yoksa Ben mi?''

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

'Ahmet Sen Mi Açıklarsın, Ben Mi?'

'Ahmet Sen Mi Açıklarsın, Ben Mi?'

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile ABD'li mevkidaşı John Kerry'nin Paris'teki ortak basın toplantısının Türk basınına fazla yansımayan bir bölümü dikkat çekiciydi. Özellikle Kerry'nin Davutoğlu'na dönerek, 'Ahmet; Türkiye, ABD ve iç siyasetle ilgili yaptığımız sohbet hakkında kısaca bir şeyler söylemek ister misin bilemiyorum. Yoksa ben mi söyleyeyim?' dedikten sonra sarf ettiği sözler, Washington'ın 17 Aralık sürecindeki hassasiyetini de gözler önüne serdi.

Hükümetin 17 Aralık'ta yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarıyla başlayan süreçte, ABD'yi sorumlu tuttuğu açıklamaları ve bazı medya organlarının yayınlarının Washington'da yarattığı rahatsızlık önceki gün kamuoyuna çok ilginç bir şekilde yansıdı.

Hafta sonunda, Dışişleri Bakanı Davutoğlu Suriye'nin Dostları toplantısına katılmak için Paris'e gitti. Pazar günü de ABD Dışişleri Bakanı Kerry ile bir görüşme yaptı.

İki bakan görüşmenin ardından kameraların karşısına geçti.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın internet sitesinde yayımlanan basın toplantısının yazılı dökümüne göre, iki bakan arasında basının önünde ilginç bir diyalog yaşandı.

Toplantıyı Kerry açtı. Birkaç cümlelik selamlamanın ardından sözü Davutoğlu'na verdi.

‘SEN BAHSET, GEREKİRSE BEN DE ANLATIRIM’

Sözlerine "Tarihi bir dönemden geçiyoruz" diye başlayan Davutoğlu, baş başa görüşmenin içeriğine ilişkin bilgi verdi. Toplantıda, Suriye'deki iç savaşa çözüm bulmak için toplanacak olan Cenevre 2 toplantısının, İsrail ile Filistin arasındaki barış sürecinin, İran ile varılan nükleer anlaşmanın, Kıbrıs'ın ve iki ülkenin stratejik işbirliğinin ele alındığına değindi.

Sonra "Bu fırsat için çok ama çok teşekkür ederim, John" diyerek sözü Kerry'ye bıraktı.

Normalde, Kerry'nin birkaç cümle sarf ettikten sonra sorulara geçmesi beklenirdi.

Ancak öyle olmadı. Kerry tekrar Davutoğlu'na dönerek, "Çok teşekkürler Ahmet. Türkiye, ABD ve iç siyasetle ilgili yaptığımız sohbet hakkında kısaca bir şeyler söylemek ister misin bilemiyorum. Yoksa ben mi söyleyeyim?" sorusunu yöneltti.

Davutoğlu da, "Sen bahset, gerek olursa ben de anlatırım" yanıtını verdi.

“SAYIN BAKAN DA BİZİ ANLADI”

Kerry, sözü aldığında kısaca aşağı yukarı Davutoğlu'nun bahsettiği konuların tamamına değindi. Ancak önemli bir fark vardı, zira Kerry, "iç politika meselelerine bulaşma" konusuna özel dikkat çekti:

"Ayrıca, her iki ülkenin de hukukun üstünlüğü ve demokrasiye bağlılığının ve her ülkenin de diğerinin siyasi süreçlerine saygılı olmasının önemini de ele aldık. Ve, Sayın Dışişleri Bakanı'nın ABD'nin Türkiye'nin iç siyasetine ve seçim sürecine hiçbir şekilde bulaşmak ya da dahil olmak istemediğini anladığını ve bunu açıkça ifade ettiğini düşünüyorum. Ve biz de bu süreçlere dahil olmuyoruz. Sanırım Sayın Dışişleri Bakanı da bunu anlıyor."

Kerry sözlerini tamamlarken de aynı konuya tekrar vurgu yaparak, "suları dindirmeleri ve her iki tarafın da fark yaratmak istediği konulara odaklanmaları" gerektiğini ifade etti.

DAVUTOĞLU ‘BÖLGE’, KERRY ‘TÜRKİYE’ DİYOR

Kerry'nin basın toplantısının kendisine ayrılan bölümünde ısrarla ABD'nin Türkiye'nin iç işlerine karışmadığını ve Davutoğlu'nun da bunu anladığını söylemesi büyük önem taşıyor.

Zira, Davutoğlu'nun açıklamalarına bakıldığında, Türk tarafının ikili görüşmeyi "bölgesel konulardaki işbirliği" eksenine oturtma çabası dikkat çekiyor.

Ancak, Kerry'nin açıklamaları ABD tarafının kapalı kapılar ardında ağırlıklı olarak Türkiye'deki süreçle ilgili kendilerine yöneltilen iddialardan duyduğu rahatsızlığı aktardığını gösteriyor.

Bu basın toplantısı, 17 Aralık'tan bu yana ABD'nin kamuoyu önünde Türkiye'ye yönelik en yüksek perdeden rahatsızlığını dile getirdiği platform oldu.

RICCIARDONE DAVUTOĞLU İLE RANDEVUYU İPTAL ETTİ

Esasen ABD'nin rahatsızlığını daha önce de dile getirdiği olmuştu, bu süreçte. Aralık sonlarında Türk basınına konuşan ABD'li bir yetkili, "Bazı Türk medyasında Amerikan Büyükelçisi, diğer üst düzey ABD yetkilileri, uluslararası basın temsilcileri, özel Amerikan vatandaşları ve grupları hakkında süregiden iftira ve doğru olmayan saldırılar derin bir rahatsızlık veriyor" demişti.

Hemen hemen aynı dönemde de New York Times'da ilginç bir haber yer almıştı. Habere göre, Davutoğlu, bir aracı vasıtasıyla ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Francis Ricciardone ile görüşme talebini iletti.

İkili, 21 Aralık Cumartesi günü için randevulaştı. Ancak tam görüşmenin olacağı gün Türk basınında Ricciardone’nin AB büyükelçileriyle yediği bir yemekte söylediği iddia edilen sözlerle ilgili haberlerin çıkması üzerine ABD tarafı rahatsız oldu.

Ve, yine New York Times'daki habere göre, Ricciardone'nin bu haberler üzerine Dışişleri Bakanlığı'na gidip Davutoğlu ile görüşmesinin "Türkiye, ABD Büyükelçisi'ni Dışişleri'ne çağırdı" izlenimi yaratacağı gerekçesiyle ABD tarafı görüşmeyi iptal etti.

ABD’NİN ÖNCELİĞİ BAŞKA

Ricciardone'nin 17 Aralık'tan bu yana Dışişleri Bakanlığı'yla kamuoyu önünde herhangi bir temasının olmadığını da ayrıca not etmekte fayda var.

ABD, hükümetin iddialarından duyduğu rahatsızlığı Kerry tarafından bizzat Davutoğlu da şahit gösterilerek açık ve net bir şekilde dile getirdi.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ahmet DavutoğluAmerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiFilistinİranİsrailRüşvetSuriye
Görüş Bildir