Hadise: 'Bunu da Yaptım, Sırada Ne Var' Diyorum!

-

Hadise: 'Bunu da Yaptım, Sırada Ne Var' Diyorum!

Hadise: 'Bunu da Yaptım, Sırada Ne Var' Diyorum!

Belçika'dan gelip bir anda hayatımıza giren, özellikle Eurovision'da yarıştıktan sonra attığı her adımı takip edilen ve neredeyse her gün gazetelerde haberi yayınlanan Hadise ile ilk kez buluştum. Bu kadar çok haberini yazdığımız ve okuduğumuz genç bir şarkıcıyı tanımaya çalışırken kararlı ve olgun açıklamalar yaptı. Sonsuz bir başarı hevesi var, daha göstermediği yeteneklerinin farkında ve bunu kendini yenileyerek yapacağını biliyor. Zaman zaman 'ağır'a kaçan eleştirilere kendince kulak tıkama yöntemleri geliştirmiş. "Bir kere geliyorum hayata, eleştirilere takılırsam işimi yapamam." diyor. İşte Hadise'nin çok özel açıklamaları...

Avrupa'da 2006'da adını duyuran Türk kızıydın, o günden bugüne kadar nasıl bir değişim geçirdin? O zaman çok küçüktüm, 2006 yılıydı Türkiye'ye geldiğimde. Büyüyorum, olgunlaşıyorum, tecrübem artıyor. Bakış açım değişiyor, karakterim farklı boyutlara geçiyor, daha rahat ve huzurluyum. Kendimle ilgili bunu söyleyebilirim.

Kendini artık genç şarkıcı değil olgun Hadise olarak mı görüyorsun? Bazı anlar kendimi çok yaşlı hissedebiliyorum. Çok ilginç. Çok dikkatli yaşayan bir insanım. Attığım her adımın devamını görebiliyorum. Dikkatli yaşayan bir insanım. Bunun yüzde 90'ı mesleğimden dolayı. Sevenlerime, beni izleyip takip eden miniklere örnek olma gerekliliğinden kaynaklanıyor.

Bu kadar kontrollü bir hayat zor mu peki? Evet kontrollü bir hayat ama zor değil. Bunu kabul etmeniz lazım zaten yola çıkarken. Bunu kabullendiğin zaman zor değil Kendimi bazen çocuk gibi hissediyorum bazen de çok olgun hissedebiliyorum.

TÜRKİYE'DE İLK BİZ YAPTIK Senden beklenen hareketli şarkı yerine daha ağır bir şarkı!

Biraz değişik bir şey yapalım dedik. 'dup step' tarzında, 2000'li yıllarda İngiltere'de yaratılan bir sound. Bunu Türkiye'de ilk biz yapıyoruz. Kendimi de sınava sokmayı seviyorum. Farklı şeyler yapmayı seviyorum. Kendini zorlaman lazım ayrıca. Bazen tıkandığımı hissediyorum; 'Bunu da yaptım bunu da yaptım, peki waht's next-sırada ne var?' Tıkanmamak adına benim için önemli.

Tatminsizlik yaşıyorsun yani! Evet bazen tatminsizlik yaşıyorum. O yüzden farklı şeyler deniyorum. Çünkü benim için 'Herkesin alıştığı tarzda devam edeyim, böyle 15 sene beni götürür, paramı kazanayım' diye değil. Hayat bu değil. Ünlü olmak gerekmiyor herkes için geçerli. Bazı insanlar işi gücü bırakıp üç beş sene yurt dışında yaşamaya kaçabiliyorlar. Bunu ben de son zamanlarda müziğimle yaşıyorum. Zaten şimdi yeni bestecilerle tanıştım. Yeni bestecilerle, hiç çalışmadığım insanlarla çalışmak beni heyecanlandırıyor. Zaten sürekli aynı kişiye takılmak istemiyorum. Şarkı güzelse şarkıyı isterim.

Kendin yazmayı deniyor musun? Şöyle söyleyeyim. Söz yazmak başka mantık başka bir şey. Öğrenmek hissetmek belki ama kesinlikle bir matematiği var. Haddimi aşmak istemiyorum. O kadar değerli söz yazarları var. Her şeyi de ben yapmak zorunda değilim.

O bir şeyler yazdıran yoğun duyguları mı yaşaman lazım yazman için? Kesinlikle yazmak için bir şeyler hissetmek lazım. Mesela İngilizce çok rahat söz yazabiliyorum. İngilizce anadilim değil ama öyle. Ben Belçika'da doĞdum. Flamanca da öğrendim. Flamanca bir şarkı yazamam. İngilizce yaz desen şimdi 10 dakikada bir şey çıkarabilirim. Küçükken genellikle İngilizce şarkı dinledim. Annemin bana aldığı ilk albüm İngilizce bir albümdü. O albümdeki sözleri ezberler, kartonetleri okurdum. Sanırım rahatlığım o zamanlardan kaldı İngilizce ile ilgili.

İngilizce şarkı defterini kapattın mı? İlk zamanlarda, İngilizce şarkı söylüyordun? Hayır hayır kapatmadım tabi ki. Olacak inşallah o da olacak. Her şey biraz zamana bırakmak lazım. Ben de robot değilim her şeyi aynı anda yapamam. Zaman, strateji, doğru adımlar atmak, doğru işlere imza atmak önemli.

Türkiye'de Türkçe şarkılarla gördüğün ilgi yetiyor mu? Hayır ben doymuyorum. Ben yeteneklerimin farkındayım. Neler yapabileceğimi çok iyi biliyorum. Ve daha göstermediğim şeylerin farkındayım. Herkes bir alanda uzmandır ya. Ben de ne yapabileceğimi biliyorum. Bu da büyük bir hediye. Bunu tüketmeden 'Ben burada Türkçe şarkılarla mutluyum' diyebilirim. Ama hayır İngilizce şarkılar da olacak. Allah bana bu yeteneği vermiş, bunu söylemezsem Allah bana kızar. Verilen bu yeteneği kullanmadığım için.

AMERİKA İÇİN SIFIRDAN BAŞLAMAM GEREK

Tarkan ve başka sanatçılar İngilizce şarkı söylemek için yurt dışında yaşıyor, sen bu Allah vergisi yeteneği kullanmak istersin sanırım! Benim bu sıkıntım yok. İşte bu bana Allah'ın hediyesi. Bir gün olacaktır. Dünyada bir şey yapmak. Tarkan da denedi bir çoğu denedi. Demek ki o albümü herkes paketleyip çıkarabiliyor. Ama olmuyor. Burada demek ki albüm çıkarmak yetmiyor. Albüm yapıp yayınlamakla bitmiyor. Bütün ayaklarını yönetebilmek lazım. Bunun için kapanmak lazım. Hem burada olup deli gibi çalışıp hem de dünyada İngilizce albümü yapıp duyuramazsın. İmkansız. Amerika'da beni tanımıyorlar. Bunu istiyorsam sıfırdan başlamam demek.

Görsellik senin için ne kadar önemli? Görsellik işimin bir kısmı. Ben ofiste oturup masa arkasında çalışmıyorum. Sahneye insanların gözünün önüne çıkıyorum. Televizyonda, gazetelerde dergilerde olmak. Klipler çekmek fotoğraflar yayınlamak. Görselliğe çok emek ve zaman harcıyoruz.

Dışarıda spor kıyafetle geziyorsun ama sahnede mini eteğinle, danslarınla seksapeli yüksek biri oluyorsun. Kendini cesur buluyor musun? Kendimi cesur buluyorum tabi. Mini etek giymiyorlar mı başkaları sahnede, giysinler o zaman. Ben kendimi seviyorum ve sahnede rahat olmayı seviyorum. Bu benim işim. Farklı şeyler denemek. Sürekli aynı kıyafetlerle sahneye çıkarsam ben kendimden sıkılırım. Kendimden sıkılırsam bu seyirciye yansır. Zorla hiç bir şey giymem. Kendimi iyi hissetmediğim kıyafeti giymem.

Ajda Pekkan bile vinçle uçarak sahne şovlarını yakalamaya çalışıyor onun için gerekli mi? Şöyle söyleyeyim benim için sahne şovu her zaman çok önemli değil. Halil Sezai'ye sahnede bayılıyorum mesela. Ama onun ne led ekranı var ne dansçısı ne şovu var. Ajda Pekkan da kıyafetleriyle dansçılarıyla sürekli kendini yenilemek isteyen müthiş birisi. Ben özelikle bu kişiyi sürekli beğenerek izliyorum diyemem. Çünkü benim için müzik sadece şov, kıyafet, dans değil.

EUROVISION'DA BENİM KADAR KİMSE SAVAŞMADI Giydiğin kıyafet çok tartışılmıştı. TRT'nin bu nedenle senden sonra kadın şarkıcı göndermediği konuşuluyor!

Kıyafet krizi çıkmasın diye bir kadın sanatçıyı göndermediklerini düşünmüyorum. Bu saçma bence. Çizimlerimizi yaptık yolladık, onaylandı ve giydik. Benim tarafımda sorun yaşanmadı. Benim ekibimle TRT'nin arasında ilişkilerde bir bozukluk olduysa ona bir şey diyemem. Ama ben görevimi fazlasıyla yerine getirdim. Biz çok güzel bir yarışma senesi yaşadık. Rekorlara imza attık. 177 oy aldık toplamda. Bugüne kadar Türkiye'nin aldığı en yüksek oyu aldık. Müthiş promosyon yaptık, 15 ülke gezdik. Bu konuda iddialıyım. Benim kadar kimse bu şekilde savaşarak Türkiyeyi Eurovision'da temsil etmedi. Kıyafettten dolayı kadın yollamamak benden sonra gitmek isteyen kadın sanatçılara ayıp olur. Türkiye'yi temsil etmek büyük bir olay, bence değerlendirmek lazım. Ben Eurovision'u çok seviyorum. Çok ta değerli buluyorum. Tekrar teklif gelirse seve seve değerlendiririm.

YETENEK YARIŞMASINDA FİNALE KALAMAMIŞTIM O Ses Türkiye'de Murat Boz'la çok didiştiniz, çekim dışında arkadaşlığınız nasıl? Şöhretlilerin egosu arkadaşlığa engel olmuyor mu?

Sadece Murat'la değil. Mustafa'yla da Hülya Avşar'la da. Murat'la enerjimiz bir farklı tuttu. Dördümüz de birbirimizi çok seviyoruz. Oradaki arkadaşlık program dışında da devam ediyor ama çok yoğunuz. Sürekli mesajlaşırız. Egolar engel değil. Hülya Avşar ve ben farklı insanlarız. Aynı müziği yapmıyoruz, sorunumuz olamaz ki. Biz dördümüz de öyle olumsuz bir duygu yaşamadık.

Ekrandaki yarışmalarından gerçek yeteneklerin çıkacağına inanıyor musunuz? İnanıyorum ama her zaman değil. Yut dışında da görüyoruz. Bazen kazananlar kaybediyor. Ben de ses yarışmasına katıldım. Finali geçemedim mesela. Son 25'te kaldım. Ben bu önlemde çok büyük bir örneğim. Demek ki kazanmak her şey değil. Kazanmak şart değil. Bir de Allah'ın sizin için çizdiği yol. O kadar çok insan katılıyor ki. Ama herkes başarılı olamaz. Böyle bir şey yok. Dünyanın kuralı bu. Herkes çok iyi gazeteci, çok iyi avukat, çok iyi şarkıcı olamaz. Kaderinizde yoksa yok. Olmayacaksa olmayacak.

Aşk Kaç Beden Giyer şarkınızla patent başvurusundan sonra bestecisi Deniz Erten ile yollarınız ayrıldı, tekrar bir araya gelme birlikte çalışma olabilir mi? Ben bu konuyla ilgili zaten hiç bir zaman sorun yaşamadım, şöyle oldu böyle oldu diye konuşmadım, konuşmam da. Sürekli haberler çıkıyor. Hiç kimse zaten bir olayın perde arkkasını bilemez. Ben her şeyi konuşmak ta zorunda değilim. Benim hiç kimseyle sorunum yoktur. Her besteciyle de her zaman çalışabilirim. Müzik müziktir çünkü. Benim bu konuda çok rahat tarzım var.

Haberin Tamamı İçin: http://magazin.haberturk.com/ozel-roport...

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

AşkEurovisionHadiseİngiltereRobotTarkanTürkiye Radyo ve Televizyon Kurumu
Görüş Bildir