Ankara, İzmir ve Bursa'da 2-8 Kasım haftasında Shakespeare uyarlamalarından geleneksel Türk tiyatrosuna, tek kişilik oyunlardan kara komedilere uzanan bir program var. Etekler ve Pantolonlar, Liste, Hisseli Harikalar Kumpanyası ve 7 Kocalı Hürmüz haftanın öne çıkan yapımları arasında. İşte üç şehirde haftanın tiyatro oyunları...
İstanbul tiyatro sahneleri 2-8 Kasım haftasında tek kişilik komedilerden kara komedilere, müzikli kabareden tarihi dramlara uzanan bir programa ev sahipliği yapacak. Martin McDonagh'ın siyah-beyaz sahnelenen kara komedisi Inishmorelu Yüzbaşı ile Sumru Yavrucuk, Ali Poyrazoğlu ve Pınar Güntürkün'ün yer aldığı yapımlar hafta boyunca izleyiciyle buluşacak.
İstanbul'da çocuklarınızla birlikte hem eğlenceli hem de öğretici bir hafta sonu geçirmek istiyorsanız, sizin için birbirinden keyifli rotalar oluşturduk. Çocukların sadece gezip görmekle kalmayacağı, aynı zamanda izleyerek, dokunarak ve dinleyerek öğrenebilecekleri pek çok alternatif Anadolu ve Avrupa Yakası'nda sizi bekliyor. Bilimden sanata, oyuncak tarihinden denizaltı dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunulan bu keşif duraklarını keşfedebilirsiniz. İster tiyatro, ister sinema... Müze, opera, bale, müzikal, atölyeler ya da sergiler tercihiniz olabilir. Peki, İstanbul'da bu hafta sonu çocuklarla ne yapılır? Bu hafta sonu hangi çocuk filmi vizyonda? Hangi tiyatro oyunu var? 31 Ekim - 1 Kasım'da hangi müzeye, atölyeye ya da sergiye gidilir? UYARI: Bilet almak ve etkinliğin hâlâ geçerli olduğunu teyit etmek için bilet alma uygulamalarını kullanabilirsiniz. Bu bir reklam içeriği değil, eğitici ve eğlenceli tavsiye listesidir. İşte, detaylar...
Harfleri o kadar küçük ki çıplak gözle okumak neredeyse imkansız... Eskişehirli hattat Dr. Hüseyin Fidan, büyük ustaların bile 'Çıldırmadan yazılamaz' dediği gubari hattını yaşatmaya devam ediyor. Fidan, bu zorlu sanatla İstiklal Marşı'nı Türk bayrağındaki ay yıldızın içine yazdı. İşte detaylar. İHA
Şirinler ilk kez 1958'de bir çizgi roman hikâyesinde göründü ve o günden bu yana mavi renkleriyle tanınıyor. Bu rengi seçen kişi ise karakterlerin yaratıcısı Peyo'nun eşi ve çizimlerini renklendiren Nine Culliford'du.İşte detaylar...Kaynak
Kitap fuarlarını hep gözlerimle gezmişimdir: Kapakların renkleri, stantların düzeni, rafların arasında birbirine karışan başlıklar... Bu yıl 16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı'nın kalabalık koridorlarından birinde bir an durdum ve gözlerimi kapattım. Kendi kendime oynadığım küçük bir oyundu bu. Fuar birden bambaşka bir yere dönüştü: Yeni basılmış kağıdın keskin kokusu, annesinin elini çekiştirip 'Bunu da alalım' diyen bir çocuğun sesi, birinin hızla çevirdiği sayfaların hışırtısı, uzaktaki bir söyleşiden gelen mikrofon yankısı... Gözlerimi açtığımda fuar yine aynı fuardı. Ama ben biraz değişmiştim.Bu küçük deneyin ardında, fuar öncesinde dersimi çalışırken yeniden elime aldığım bir kitap vardı: Paola Peretti'nin Kiraz Ağacı İle Aramızdaki Mesafe'si. Görme yetisini yavaş yavaş kaybeden küçük Mafalda'nın hikayesi Türkiye'de onlarca baskı yaptı, ardından Filippo, Ben ve Kiraz Ağacı ile Kiraz Ağacının Ardından'la büyüyerek sürdü. Peretti de tıpkı kahramanı gibi Stargardt hastalığıyla yaşıyor. Yani bu sayfalar, bir yazarın hayal gücünden önce kendi yüreğinden süzülmüş.Burada dikkatimi çeken şu; Peretti kaybı bir yas olarak değil, bir liste olarak anlatıyor. Mafalda, göremeyeceği bir dünyaya hazırlanırken hayatındaki önemli şeyleri tek tek yazıyor. Bence bu basit liste, hepimizin cebinde taşıması gereken bir pusula. Üstelik yazar, engellilik gibi ağır bir konuyu acıma duygusuna teslim etmeden, mizahla ve umutla anlatmayı başarıyor. Mülteci çocuklara İtalyanca öğrettiği yılların izi de kaleminde duruyor. Dürüst, yalın, insana dokunan bir dil.Fuarda Peretti'nin söyleşisini izledim. Salondaki dinleyicilerin yüzlerinde aynı şeyi gördüm. Mafalda artık yalnızca bir roman kahramanı değil, bu topraklarda da evlerin bir üyesi. Bizim söyleşimiz ise ondan önce, Peretti Kocaeli'deki okurlarıyla buluşacağı günleri sabırsızlıkla beklerken gerçekleşti. Şimdi isterseniz siz de bir an gözlerinizi kapatın, sonra sayfaya dönün ve sözü Mafalda'yı bize armağan eden yazara bırakın.* * *
Her 29 Ekim sabahı, balkonumuza bayrağı asarken içimde aynı karışık duyguyu yaşarım: Bir yanda geçmişe duyulan derin bir minnet, öte yanda geleceğe dair tatlı bir sorumluluk. Bayrağın rüzgârda dalgalanışını izlerken, bu Cumhuriyet'i yüzüncü yılından ikinci yüzyılının derinliklerine kim taşıyacak diye düşünürüm.Bu yıl o sorunun cevabına biraz daha yaklaştığımı hissediyorum. Çünkü MBA Okulları, Cumhuriyet'in 103. yılında İstanbul'da Fişekhane'de MBA Sanat Çalıştayı'nı düzenliyor. 24–29 Ekim'de 4. Cumhuriyet Yüzyılı Uluslararası Sanat Çalıştayı adıyla on ülkeden sanatçı ile MBA Okulları öğrencileri, 'Nutuk'tan İlhamla: Fikri Hür İzler' temasıyla birlikte üretiyor. Bu tablo bana bu yazının sorusunu sordurdu: Sanat, Cumhuriyet ideallerini geleceğe taşıyabilir mi?
Ressam Oksana Evdokimenko ile SohbetDünyada her şey, saniye karede yaklaşık 9,8 metrelik bir ivmeyle yere çekilir. Ağaçtan kopan bir elma, elden kayan bir bardak, bir yaprak, bir yağmur damlası. Newton bunu bir formüle döktüğünden beri biliyoruz: Hiçbir şey yerçekiminden kaçamaz. Biz de her sabah yataktan kalkarken, merdiven çıkarken, yorgun bir günün sonunda koltuğa çökerken bu ağırlığı bedenimizde taşırız. Ama bazı resimler vardır ki fizik kuralları orada geçerli değildir. Âşıklar şehrin üzerinde süzülür, bir keman gökyüzünde asılı durur, bir kadının saçları rüzgâr olmadan dalgalanır. O resimlerin önünde bir an için bedenimizin ağırlığını unuturuz. Ben bu tür resimlere bakarken hep hafiflediğimi hissederim. Bu yazı, resimlerinde yerçekimini askıya alan bir ressam hakkında: Belaruslu sanatçı Oksana Evdokimenko.Evdokimenko bu hafta İstanbul'da. Medicana Eğitim Grubu MBA Okulları'nın Cumhuriyetin 103. yılında düzenlediği 4. Cumhuriyet Yüzyılı Uluslararası Sanat Çalıştayı, 24–29 Ekim tarihlerinde Fişekhane'de toplanıyor. Türkiye, İspanya, Mısır, Meksika, Slovakya, Çin, Azerbaycan, Karadağ, Ukrayna ve Belarus'tan yirmi beş sanatçı 'Nutuk'tan İlhamla: Fikri Hür İzler' temasıyla aynı atölyede buluşuyor. MBA Okulları'nın ortaokul ve lise öğrencileri altı gün boyunca bu sanatçılarla birlikte tuval boyayacak, heykel biçimlendirecek, sonunda da Cumhuriyetin 103. yılına özel ortak bir sanat manifestosu yazacaklar. Eserler 29 Ekim akşamı bando ve koro eşliğinde açılacak bir sergiyle Fişekhane'de izleyiciyle buluşacak.Burada dikkatimi çeken şu: Evdokimenko kendi şehrinde, Mogilev'de, 'Mogilev Gözüyle Misafirler' adlı uluslararası bir sanat projesinin küratörlüğünü yapıyor. Başka ülkelerden gelen sanatçıların onun şehrini nasıl gördüğünü merak ediyor. Bu hafta roller değişiyor. Bu kez misafir olan o ve İstanbul'a kendi gözüyle bakacak. Bana göre gençler için de tersinden bir fırsat var: Kendi şehirlerine, yıllardır gördükleri sokaklara, bir yabancının şaşkın ve meraklı gözüyle yeniden bakmayı öğrenmek.
Sözlüklerde çamur, toprağın suyla karışmasından oluşan yumuşak bir hamur diye tanımlanır. Mecaz anlamları da pek iç açıcı değildir: Çamur atmak, çamura bulaşmak, çamurdan çıkamamak... Dilimizde çamur hep kaçınılması gereken bir şeydir. Ayakkabılarımızı ondan korur, çocuklarımızı ondan uzak tutarız. Sözlük yanılmıyor, ama bana kalırsa eksik söylüyor. Çünkü aynı çamur, bir ustanın elinde zamansız bir formu barındıran üç boyutlu bir düşünceye dönüşür. Bin iki yüz dereceyi aşan bir fırında saatlerce yandıktan sonra taş kadar sertleşir, yüzyıllar sonra bir kazıda hâlâ sağlam çıkar. İnsanlığın en eski sanatlarından biri, sözlüğün o mütevazı tanımının içinde saklıdır. Çamura bu ikinci anlamını her gün yeniden kazandıran bir heykeltıraşla konuştum: Fuat Kiprik.Kiprik'in Fişekhane ile tanışıklığı yeni değil. Geçen yıl, Cumhuriyetin 102. yılında Fişekhane'de düzenlenen Uluslararası Sanat Çalıştayı'nda izleyicilerin gözü önünde canlı bir heykel performansı gerçekleştirmişti. Bu yıl çalıştay dördüncü kez kapılarını açıyor. Medicana Eğitim Grubu MBA Okulları'nın Cumhuriyetin 103. yılı için düzenlediği 4. Cumhuriyet Yüzyılı Uluslararası Sanat Çalıştayı, 24–29 Ekim tarihlerinde Fişekhane'de toplanıyor. Tema: 'Nutuk'tan İlhamla: Fikri Hür İzler'. Türkiye'den ve dokuz ülkeden yirmi beş sanatçı, MBA Okulları'nın ortaokul ve lise öğrencileriyle aynı atölyede çalışacak. Gençler altı gün boyunca sanatçıların yanında tuval boyayıp heykel biçimlendirecek, sonunda Cumhuriyetin 103. yılına özel ortak bir sanat manifestosu yazacaklar. Eserler 29 Ekim akşamı bando ve koro eşliğinde açılacak bir sergiyle Fişekhane'de izleyiciyle buluştu.Burada dikkatimi çeken şu: Bu çalıştayda heykel, gençlerin en doğrudan dokunacağı sanat olacak. Bir tuvale fırçayla, belli bir mesafeden yaklaşılır. Çamura ise ellerinizle, hatta bütün bedeninizle girersiniz. Bana göre bir öğrencinin sanatla ilk gerçek temasının çamurla olması, hayat boyu unutamayacağı bir başlangıç. Kiprik'in yıllardır atölyesinde yaptığı da tam olarak bu: İnsanları çamura dokunmaya ve formu hissetmeye davet etmek.
Diyelim ki bir sabah bir davet aldınız. Bir ressamsınız, ya da bir heykeltıraş. Davet şöyle diyor: 'Sizi iki haftalığına Kızıldeniz kıyısına bekliyoruz. Yanınızda yalnızca fırçalarınızı, keskilerinizi ve merakınızı getirin. Orada, adını belki hiç duymadığınız ülkelerden gelen sanatçılarla aynı masada yemek yiyecek, aynı güneşin altında çalışacak, aynı akşam denize bakacaksınız. Kimse size hangi pasaportu taşıdığınızı, hangi dili konuştuğunuzu, ülkenizin kiminle anlaşmazlık içinde olduğunu sormayacak. Sorulacak tek şey, ne ürettiğiniz.' Kabul eder miydiniz? Ben ederdim. Ve biliyorum ki yıllar içinde dünyanın dört bir yanından yüzlerce sanatçı da böyle bir daveti kabul etti. Bu davetlerin arkasındaki isim, Mısırlı sanatçı Mohamed Farouk Hemida.Hemida bu hafta davet eden değil, davet edilen. Medicana Eğitim Grubu MBA Okulları'nın Cumhuriyetin 103. yılında düzenlediği 4. Cumhuriyet Yüzyılı Uluslararası Sanat Çalıştayı, 24–29 Ekim tarihlerinde İstanbul'daki Fişekhane'de toplanıyor. Türkiye, İspanya, Mısır, Meksika, Slovakya, Çin, Azerbaycan, Karadağ, Ukrayna ve Belarus'tan yirmi beş sanatçı 'Nutuk'tan İlhamla: Fikri Hür İzler' temasıyla aynı atölyede buluşuyor. Mısır'ı Hemida ile birlikte ressam Kareem Helmy temsil ediyor. MBA Okulları'nın ortaokul ve lise öğrencileri altı gün boyunca bu sanatçılarla birlikte tuval boyayacak, heykel biçimlendirecek ve sonunda Cumhuriyetin 103. yılına özel ortak bir sanat manifestosu yazacaklar. Eserler 29 Ekim akşamı bando ve koro eşliğinde açılacak bir sergiyle Fişekhane'de izleyiciyle buluşacak.Burada dikkatimi çeken şu: Fişekhane'deki katılımcı listesine baktığınızda, haritada aralarında gerilimler, anlaşmazlıklar, hatta yaralar bulunan ülkelerden gelen sanatçıların aynı atölyeyi paylaşacağını görüyorsunuz. Hemida'nın yıllardır Kızıldeniz kıyısında kurduğu düzen de tam olarak buydu: Siyasetin ayırdığı insanları sanatın masasında buluşturmak. Bana göre bu hafta Fişekhane, onun hayalinin küçük bir İstanbul şubesi gibi olacak. Gençler de bu şubenin en kıymetli konukları.
Birbirinden küçük farklarla çizilen sayfalar hızla çevrildiğinde gözün hareket görmesine dayanan flipbook, 1868'de patenti alınan 'kineograph' ile animasyonun en eski yöntemlerinden biri olarak biliniyor. Günümüzde dijital araçlar aynı işi saniyeler içinde yapabilse de elle çizilen sayfaların hala ayrı bir büyüsü var.'artistry.by.shiva11' isimli kullanıcı, Ra.One filminden tanınan 'Chammak Challo' şarkısına eşlik eden bir dans animasyonunu flipbook ile hazırladı. Üzerlerine numaralar yazılmış kağıt sayfalar çevrildikçe kadın figürünün kusursuz bir biçimde dans ettiği görüldü. Ortaya çıkan çalışma izleyenleri hayran bıraktı.Kaynak
İstanbul'da ekimi kasıma bağlayan hafta sonunda tiyatro sahneleri dolu bir programla seyirciyi bekliyor. 31 Ekim-1 Kasım 2026'da Avrupa ve Anadolu Yakası'ndaki salonlarda dramdan komediye, müzikallerden çocuk oyunlarına uzanan çok sayıda oyun sahneleniyor. İBB Şehir Tiyatroları Cumartesi günü yedi sahnede 15.00 ve 20.00 seanslarıyla izleyiciyle buluşacak; bu oyunların bir kısmının biletleri şimdiden tükendi. Devlet Tiyatroları da AKM, Mecidiyeköy ve Küçükçekmece'deki sahnelerinde hafta sonu boyunca oyun sergiliyor. Hafta sonunu tiyatroyla değerlendirmek isteyenler için oyunları, seans saatleri ve mekanlarıyla derledik.Kaynak: Biletinial, İBB Şehir Tiyatroları
Hafta sonunu sinemada geçirmek isteyenler için İstanbul'daki salonlarda 31 Ekim-1 Kasım 2026'da gösterimde olan filmleri derledik. Serinin ikinci filmi Çatlı 2, Javier Bardem'in başrolündeki En Sevdiğim ve Cadılar Bayramı temalı animasyon Kuzular Firarda: Gizemli Canavar, 30 Ekim'de vizyona giren yapımların başını çekiyor. Clayface, Primetime ve Gupi ve Gülmeyen Kral gibi geçen haftanın filmleri de salonlardaki yerini koruyor. Korkudan animasyona, komediden belgesele uzanan listede her yaştan izleyiciye uygun bir seçenek var.Kaynak: Sinemalar.com
Ekimi Kasım’a bağlayan hafta sonunda İzmir, Ankara, Eskişehir ve Antalya’da sahneler ve meydanlar dolu. Antalya’da 63. Altın Portakal Film Festivali ödüllerini dağıtırken Kültür Yolu Festivali kapsamında İzmir’de Serkan Kaya ile Simge, Antalya’da ise Murat Boz ile Özcan Deniz ücretsiz konser veriyor. Ankara’da İngiliz grup Blue sahneye çıkarken Devlet Tiyatrosu’nun “Sefiller”i kapalı gişe oynuyor. Sinemalarda “Kuzular Firarda: Gizemli Canavar” ve Javier Bardem’li “En Sevdiğim” dahil 10 yeni film vizyonda; şehir şehir hazırladığımız rehberde saatleri, mekanları ve bilet fiyatlarını bulabilirsiniz.
Ekim ayına muhteşem bir finalle veda edip kasım ayına enerjik bir başlangıç yaptığımız 26 Ekim - 1 Kasım haftası, çocukların unutamayacağı anılarla dolu! Bu hafta bir yanda 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın gururu ve coşkusu tüm şehri sararken, diğer yanda 'Halloween' (Cadılar Bayramı) konseptli rengarenk ve eğlenceli kostüm partileri çocukları bekliyor. Yepyeni vizyon filmleri, ufuk açan atölyeler ve tematik keşif rotalarıyla tüm haftanın yorgunluğunu silip atacak o dopdolu rehberimiz hazır.Peki, bu hafta İstanbul'da çocuklarla neler yapılır? 29 Ekim'de çocuklarla nereye gidilir? Çocuklar için en iyi Cadılar Bayramı etkinliği nerede var? İşte 26 Ekim - 1 Kasım haftasının en eğlenceli ve öğretici çocuk etkinlikleri rehberi! Uyarı: Etkinliklerin güncel durumunu kontrol etmek ve bilet satın almak için organizasyon firmalarının, etkinlik merkezlerinin ya da bilet satış platformlarının duyurularını kontrol etmelisiniz!
Art Nouveau akımının önde gelen ressamlarından Gustav Klimt'in 1915-16 tarihli Litzlbergkeller adlı manzara tablosu, Christie's'in 20. yüzyıl eserleri müzayedesinde satışa çıkıyor. Esere 60 milyon ile 80 milyon dolar arasında bir değer biçildi. Tablo, Klimt'in yaz aylarını geçirdiği Avusturya kırsalından bir göl manzarası sunuyor.
Ankara, İzmir ve Bursa'da 26 Ekim-1 Kasım haftasında Shakespeare ve Victor Hugo klasiklerinden çağdaş komedilere, müzikli oyunlardan stand-up gösterilerine uzanan bir program var. Sefiller, Kral Lear, Toz, Veda Yemeği ve Bir Adam Yaratmak haftanın öne çıkan yapımları arasında. İşte üç şehirde haftanın tiyatro oyunları ve gösterileri...
İstanbul tiyatro sahneleri 26 Ekim-1 Kasım haftasında türkülü müzikallerden klasik trajedilere, Aziz Nesin uyarlamalarından tek kişilik oyunlara uzanan geniş bir programa ev sahipliği yapacak. Fırat Tanış, Ali Poyrazoğlu, Selçuk Yöntem ve Onur Ünsal gibi isimlerin yer aldığı yapımlar hafta boyunca izleyiciyle buluşacak.
Türk sinemasının en köklü festivali Antalya Altın Portakal, 63. kez perdelerini açıyor. 24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek festival; filmler, paneller, söyleşiler ve atölyelerle sinemaseverleri ağırlayacak. Peki 62 yıllık bu yolculukta neler yaşandı? Hangi oyuncular rekor kırdı, festival hangi yıllarda yapılamadı? İşte detaylar. DHA
Empresyonizmin kurucularından Claude Monet'nin 'Iris' adlı dev tablosu, Paris'te düzenlenen Sotheby's müzayedesinde alıcı komisyonu dahil 50 milyon euroya satıldı. Bu satışla tablo, Fransa'da açık artırmada satılan en pahalı sanat eseri oldu.Kaynak