"Kürtler Türkler'e Yakın Akraba"

-

"Kürtler Türkler'e Yakın Akraba"

"Kürtler Türkler'e Yakın Akraba"

Terör meselesinin çözümü için çalışan Orhan Gencebay, bayramda Alevi semahı tarzında rock bir parça çıkaracak. Baba, şarkı için tatilini bir hafta erteledi

Batsın Bu Dünya, Dil Yarası, Vazgeç Gönlüm diyen, bine yakın şarkının sahibi, müziğin babası Orhan Gencebay, bu kez Türkler'in tarihinden, Roma İmparatorluğu'nu kuruluşuna, evrenin varoluşundan astro fiziğe kadar metafizikten telekinezi'ye farklı konularda uzmanlığın gösterdi. Amatör tarihçi, Orhan Gencebay ilginç saptamalar sunuyor: "Roma imparatorluğu'nu Türkler kurdu, Bizans diye bir devlet hiç olmadı, Kürtler Türkler'e yakın akraba"

Tatil programınızı bir şarkı için ertelediniz nedir o şarkının önemi?

Yeni yaptığım 'Bedensiz Aşk' adlı türkü formunda bir eser. Yaz tatilimi bu eseri bayramda piyasaya çıkarmak için erteledim. Çevremden talep geldi, acil olarak stüdyoya girme kararı aldım. Alevi semah karakterinde bir eser. Eserin iki versiyonunu yayınlayacağım. Birisi klasik halk müziği karakterinde olacak. İkinci versiyonu da rock tarzında olacak. O bestenin içinde çok zengin bir ritm var. Rockçıların çok hoşuna gidecek

Alevi semahı tarzında bir şarkı ilk kez mi yapıyorsunuz?

Çocukluğumdan itibaren alevi karakterini bilen ve çalan biriyim. Aleviliği 7 yaşından beri bilirim. Alevi kültürü Türk kültürüdür. Binlerce yıldan beri gelen kültürümüzü nüvesinde barındıran Müslüman olmuş ve Hz. Ali'ye sahip çıkmış Türkler'dir. Türk adetlerini benimseyerek müslüman olmuşlardır. Müziğimizdeki aşık edebiyatı da alevi felsefesiyle bütünleşir.

Şarkı üretkenliğinin nedeni müziğe 6 yaşında başlamanız mı?

Aileme müteşekkirim bu konuda beni çok desteklediler. Çok mutlu bir aileydik. Babam Türk müziğin çok severdi. Müziğe 6 yaşında klasik batı müziğiyle mandolin, keman çalarak başladım, 7 yaşında halk müziğinde sazı kucakladım. 12 yaşımda tambur çalmaya başladım, sonra rock caz devam etti. Şükürler olsun bugüne dek 70 milyon albüm satmışız. Korsanla 300 milyonu aşıyor. Bu benim için gurur verici. Benim yaptığım tarz Türk müziğidir. Son 50 yıla damgamızı vurduk.

Sizin o derin anlamlı şarkılarınız bu meselelere kafa yorarken mi çıktı yoksa şarkılar bu araştırmaların ürünü mü?

Daha iyi tanıyabilmek için okuyoruz, takip ediyoruz, düşünüyoruz ve tüm bu etkinliklerden dolayı araştırınca ne kadar bir şey bilmediğini görüyor. Öğrendikçe ne kadar eksik olduğumuzu görüyoruz.

O yüzden hoş görülü olmalıyız. Fakat insanlarımızın çoğu zalimce davranıyor. Bilimin keşfettikleriyle Kuran'da yazanlar örtüşüyor. Benim araştırmalara başladığımda her hangi bir hedefim yoktu. Fakar merak edip inceemeye başladığınızda ordan oraya gidiyorsunuz ve konu daha da derinleşiyor.

Hobi olarak araştırdığınız konular şarkılarınıza ne kadar yansıdı?

Eskiden beri şarkılarımda var. 'Ben topraktan canım' 1973 yılında yaptığım bir şarkıydı. Hepimiz birer enerjiyiz aslında. Taoizm der ki; Var olan ne varsa kainatta çifttir. Bu bana çok doğr gelir. Boşun karşısında dolu, aydınlığın karşısında karanlık. Müspet bilimcilerin araştırdığı konuyaın biri de enerji maddeye nasıl dönüştü bunu araştırıyorlar CERN'de.

Uzay araştırmaları merakınız ne zaman başladı ve orada nereye vardınız?

Astrofizik diyelim. 15 yaşımda başladım uzayla ilgli araştırmalara. Evreni araştırırken zaman zaman bunaldım. Ama bilgilendikçe daha iyi kavradım. Soruların cevabını bulamayınca bunalıyordum. Sonraları bazı soruları sormanın anlamsız olduğuna karar kıldım. Bu arada ben nereye vardım. O zaman da yakındım da ben Allah'a Yaradan'a kayıtsız teslim olan biriyim. O ne derse o olur diyorum. Güneş, galaksimizin içindeki milyarlarca yıldızdan biridir. Bizim Samanyol u Galaksisi nebulaların içindeki milyarlarca galaksiden biri. Bunu düşünmeyi bizim hafsalamız almaz. Almadığı yerde durmamız lazım. Onun sisteminin anlamaya çalışıyorum. Yaradanın sistemi içinde olması gerekeni yaşıyoruz ve bu kaderdir.

Teleskoplarınızı neden kaldırdınız?

Onlar mütevazi teleskoplardı artık benim için. Aslında Silivri'de yeni bir yazlık alıp onun çatı katına büyük bir rasathane kuracaktım. Yarım tonluk aküyle çalışan, 40-50 cm çapında lensleri olan . Ne görecektik o ayrı konu da merakımızdan. Bu hayalyden vazgeçmedim, yazı ertelendi ama o gözlem evini kuracağım.

'AKİL TEPKİSİ KALP RİTMİMİ BOZDU '

Akil insan heyetindeydiniz, aldığınız sert tepkiler sizi nasıl etkiledi, Devlet Bahçeli'nin tepkisi sert oldu?

Sayın Bahçeli'nin tepkisi beni çok üzdü böyle söylememesi lazımdı. Ben iyi bir şey yaptığıma inanıyorum. O siyasi konuştu. Gönlümü kırdı açıkçası: Doktora gittim, tansiyonum 25-26'lara çıktı. Kalp ritmim zaten bozuktu daha da bozuldu. Ben vatanını öyle seven bir insanım ki Devlet Bey'le vatan sevgisinde bir yerde buluşuruz ters düşmeyiz, anlaşırız. Ama şu anda yöntemlerimiz farklı. Beni 50 yıldır bilen biliyor. Vatan sağolsun, Diriliş diye besteler yapmışım. Ama milliyetçi hamaset yapmıyorum. Bunu başka bir parti söyleseydi ve isteseydi yine şerefle onurla yapardık. Burada particilik geri plandadır. Ben Orhan Baba'ysam bende insan ayrımı hiç bir zaman olmadı olmaz da.

Atatürk der ki 'Maksat vatansa gerisi teferruattır'

CEMEVİ İBADETHANEDİR

Aldığınız tepkiler bir sanatçı için riskli de sayılabilir.

Riskli de değildi aslında ama birileri bunu kullanmak istedi, tersini kullanarak. Savaş olmalı mı diyelim. Barış olsun dedik. Vatandaşlar devletin karşısında eşit. Bu eşitlik uygulanmıyorsa burada devletin bir eksikliği vardır. TC vatandaşlığı hepimizi birleştirir. Dilimiz, cinsimiz, ırkımız ne olurla olsun. Alevi sünni ayrımıyla ilgili sorunlar var ortadan kalkmalı. Roman vatandaşlarımız eziliyor. Kürtler zaten şarkısını söyleyemiyordu. Cemevlerinde ibadet yapılıyor, 'Olur mu?' diyor bazıları. Olur tabi, niye olmasın. İslami zemin üzerinde kişilerin sosyal hayatını yaşadığını değerlendirdiği bir yer. Ben ilahiyatçı değilim ama cami bile kültürümüze sonradan girmiştir. Peygamberimizin zamanında herkesin mesciti vardı. Cemevi de bir ibadethanedir ve aynı zamanda sosyal bir yerdir. Bu Türk geleneğinde var. Köylerde ihtiyar meclisi odaları vardı. Bu ülkenin insanları burada binlerce yıl önce yaşayan insanların torunları, devamı. Türkler buraya 1071'de gelmedi. 13 bin yıldır burada. 7-8 bin yıldır burada. 4 bin yıldır burada. En son gelen İslam kafilesi 1071 Malazgirt'ten sonra geldi.

TÜRKLE KÜRT AYNI SOYDAN

Amatör tarihçi Orhan Gencebay olarak Türkler'in Anadolu'ya yerleşme tarihinin çok daha eski olduğunu mu ortaya koyuyorsunuz?

Tabi çok daha eski binlerce yıl. İskitler, Sakalar var. Hunlar, frigler, Akalar Türk kavimleri. Avarlar, Peçenekler, Kumanlar... dolu. Türkmenler, Baraklar, Kıpçaklar, Oğuzlar zaman içinde gelmiş. Atatürk'ün söylediği gibi 7-8 bin yıl önce gelmiş. Bana göre 12-13 bin yıldan beri de burdayız. Anadolu'ya zaten sürekli geliniyordu. Önçce gelen sonrakini tanımıyor. 43 tane Türkçe lehçesi var. Dünyada Türkçe ilk beşte. Türklerle Kürtler kesinlikle akrabadır. Çok büyük çoğunluğu aynı soydandır. Ama zamanla bulundukları yerlerde Asimile olmuşlar değişmişler. Ama aidiyet meselesi farklı. İnsanlar kendilerini farklı farklı aidiyette ifade edebilirler. M. Ö. 522'de Türk genel kurmay başkanı ve tarihçi Onre Bına Başı Van, Gevaş, Soran'a Üç Karluklular'ı yerleştirmiş. Bunlar taşlarda yazar. Onlara o zaman özerkli verilmiş. O muhtariyete o zaman 'equert' diyorlar Proto Türkçede. Kuert, yani Kürt. Onlar böyle. O zaman orada Asurlular, Babilliler, Elamlılar var. Siyasal denge için bunlar buraya yerleştirilmiş. Daha sonra göçler sürmüş. 1071 en sonuncusu. Macarlar da Hun Türkleri'dir. Etrüskler de asimile olmuş. 3 bin 500 yıl önce kuzey İtalyada Toskana şehrinde yerleşmiş kabile devleti kurmuş Türkler. 'E' harfini kaldır 'Trüsk' kalır; Trükskler. Azınlıklar ama uygarlar. Avrupa'da o zaman feodal yapı bile yok.

'TÜRKLER İTALYANMIŞ '

İtalya'yı da Türkler mi kurdu yani?

Roma şehrini ve Roma Devletini kuran da Etrüskler yani Türkler'dir. İtalya'nın ortasında Etrurya diye bir bölge vardır. Latince'nin kökeninde onlar vardır. Latin harflerinin oluşumu onlarla bağlantılıdır. Latin alfabesinin ilk harfi de Türkçe'nin de ilk harfi 'A'dır. Bu at, ata, ana'dır. Aslında A harfi 8-10 bin yıllık bir tamgadır. (damga) Etrüskler orada asimile olmuş İtalyanlaşmıştır. Gen havuzlarında yapılan araştırmalarda Etrüskler, kemik araştırmasıyla yüzde 97 Türk çıktılar.

Bu konularla ilgilenmek size göre ırkçılık mıdır?

Artık bunları araştırmanın söylemenin ırkçılıkla alakası yok. Kültürle aakası var. Bir zamanlar çok iyi oan Türk kültürü dünyayı etkilemiş açıkçası. Bu göçleri biliyorlar ama bu boyutuyla bilmiyor insanlar.

'BİZANS DİYE BİR DEVLET YOK '

1071 tarihi bilinçli olarak mı vurgulanıyor?

Bu bir batı senaryosuydu. Art niyetli bu senaryo Sevr'e kadar geldi orada reddedildi. Yani şunu diyorlardı: '1071'den önce siz yoktunuz. Burası sizin değil.' diye bizi hapsetmişlerdi. Frigler'in Türk kültürüne sahip oldukları yazılarının okunmasıyla ortaya çıktı. Akalar var. Bunlar zamanla Yunanistan'a da taşındı. Bir kültür var ortada bunu anlatmaya çalışıyorum. Ben ırkçılıktan nefret ederim. Bu anlatıklarım tarihi bakış. Ama ülkemizde Türk Milleti kavramı önemli bundan vazgeçilmemeli. Bu kavram bir ırkı değil kültür bütünlüğünü ifade eder. Türkiye'de yaşan insanları kapsar. Türkiye adı da Osmalı döneminde batılıların buraya verdiği bir addır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettiğinde burası Doğu Roma'ydı. Bizans diye bir şey yoktu. Osmanlı burayı İtalyanlar'dan aldı. O günden beri bizi 'Alla Turca' olarak tanımladılar.

'Bizans yoktu' diyerek Yunan milliyetçilerini kızdıracaksınız

Yoktu bunu yıllar önce de söyledim ben. Fatih'ten önce burası Bizans olarak anılmıyordu. Buranın adı Rum, Romalı demek. Yunanla ilgisi yok. Doğu Roma'nın içinde şu anki 36 etnik yapının hepsi vardı. Grek de vardı, Türk, Kürt, Arap da vardı. Sadece yönetim değişti. Roma gitti Osmanlı geldi. Yani halk Osmanlı hanedanıyla gelmedi buraya binlerce yıldır yaşıyordu burada. Anadolu böyle bir beşik. Yol geçen hanı adeta. Bizans ismi Yunan'ın buralara sahip çıkmak için bulduğu bir isim. Byzas diye birinin millatan önce buraya gelip yerleştiğini idda ederler.

Yenikapı'da bulunan Bizans öncesi kalıntıları da incelemişsiniz?

Oraya geleceğim. Yeni bir şey bulunca çocuklar arıyor beni 'Baba koş' diyorlar. Profesör, arkeolog arkadaşlarım var. Yine çağırdılar yeni buldukları zaman çağırdılar Yenikapı'ya gittim inceledim. 8 bin 500 yıllık kültür buldular. Bizans iddialarını da çürüttü bulgular. 1561 yılında İstanbul'a gelen Alman bir tarihçi Yunanistanlı bir hovadan aldığı bilgilerle gidip Almanya'ya Bizans diye anlatıyor. Bizans uydurma öyle bir devlet yok. Bizim kitaplarımızda hala öyle geçiyor üzülüyorum.

Sizin sadece tarih değil uzay ve astro fizik araştırmalarınız da varmış.

Tarihçi bakışıyla bunları anlattam astro fizikçi olarak ta anlatırım. Bana dersen ki küresel iklimci gözüyle anlat dersen anlatırım. O de benim hobim. O zaman derim ki son buzul dönemi 13 bin yıl önce bitti. Bu süreç içinde neler olmadı ki . Bütün insanlar yaşama kaygısındaydı. Ondan sonra bir araya toplanıp dünyaya sonra yayıldılar. 2 buçuk milyon yıl önce başlayan buzul dönemi 13 bin yıl önce bitiyor. Dünya buz içinde kim yaşabilir ki o koşulda.

Ne olmuş peki, tespitiniz nedir?

Kimyacılar farklı söylüyor ama kitabımıza göre Adem ile Havva'dan çoğaldık. Adem ile Havva'nın sırrı hala çözülmemiştir. Havva Adem'in kaburga kemiğinden oluştu diyor. Bu konuyu şimdiki bilimsel gelişmelerle iyi düşünmek lazım. Biz tam söyleyemiyoruz ama şimdi bakıyorsun koyun Dolly'nin memesinden hücre alıp koyun ürettiler. Yani şurandan bir hücre alıp (kaburgasını gösteriyor) kopyalama yapabilirler. Bu düşünce nerelere götürür. Kopyalamaya götürür. Bu konular yanlış anlaşılmaya müsait. Soru işaretleri kutsal kitabımız Adem ile Havva derken bir şey gösteriyor ve bu bilimle açıklanabilir. Bir gün insanlar şöyle bir odakta mutlu olacaklar. Aklın, inancın ve bilimin birleştiği odakta mutlu olacaklar ve bir gün birleşecek bütün olarak karşımıza çıkacak. O zaman insanlar 'vay canına bu bu muydu?' diyecekler. Ben baktığımda bu genişlikleri görüyorum.

GÜN GELECEK DÜŞÜNCE GÜCÜYLE İLETİŞİM KURACAĞIZ

Bu kadar bilimsel konuya kafa yormuşken, metafizik konulara eğildiniz mi?

Metafizik te vardır. Düşünce gücüyle etkileme, hareket ettirme telepati, telekinezi vardır. Cep telefonuyla şu an Amerika'daki biriyle görüntülü görüşüp, konuşuyoruz. Bu bilgiyle, insanın aklıyla oluşmuş. Bir gün gelecek, cep telefonunu yapan insan cep telefonsuz Amerika'yla konuşacak, görüşecek, düşünce gücüyle. Telepatiyle olacak. Seneler önce Fransız televizyonunda gösteri yapan ilüzyonust masayı kaldırıyormuş. O kanalı izleyen evlerdeki masalar da havaya kalkmış. Bunun gibi olaylar karşımıza çıkıyor. Düşünce gücü bilgiyle ortaya çıkacak. Bilgi mutlaktır, mutlak tekdir, tek de Allah'tır. Varılacak yer O'dur.

Haberin Tamamı İçin: http://magazin.haberturk.com/herkes-bunu...

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

AleviAlmanyaAşkFransaİstanbulİtalyaTerörUzayVanYunanistan
Görüş Bildir