Temas ve Diyalog Grubu: ‘Ölümler Olmadan Çözüm İstiyoruz’

-

Direnişimizden Vazgeçmeyeceğiz | Özgür Gündem

Direnişimizden Vazgeçmeyeceğiz | Özgür Gündem

Siirt Cezaevi’nde bir ayı aşkın süredir açlık grevinde olan kadın tutsaklardan kamuoyuna mesaj: “Taleplerimiz karşılanana kadar ölümü göze alma kararlılığındayız. Varlığımız ancak anlamlı bir barış ve anadilde eğitim hakkımız sağlanınca anlamlı olacaktır; grevimizi sonuna kadar devam ettirecek ve geri adım atmayacağız.”

Hayri’lerin direğiniş bayrağı kadınlarda

Amed E Tipi Cezaevi’nde bulunan ve 12 Eylül’den bu yana PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlüğünün sağlanması ile Kürt halkının demokratik haklarının verilmesi talebiyle süresiz dönüşümsüz açlık grevine giren 9 PAJK’lı kadın tutsağın eylemi bir ayını geride bıraktı. Açlık grevinde olan Sara Aktaş, Mizgin Arı, Taybet Belge, Seve Demir, Pero Dündar, Zeynep Kaplan, Herdem Kızılkaya, Besime Konca ve Nihayet Taşdemir açlık grevlerine ilişkin tek tek görüşlerini arkadaşları aracılığıyla kamuoyuna duyurdu.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) çalışmalarında yer alan ve 14 Nisan 2009 tarihinde “KCK” adı altında yapılan operasyonlarla gözaltına alınarak tutuklanan Herdem Kızılkaya, “5-6 yaşlarımda Mazlum’ların, Ferhat’larn, Kemal’lerin yaşamlarını direnişlerini dinleyerek büyüdüm. Şimdi zulme karşı direnişin başladığı yerde, direnişe devam ediyoruz” diyen Kızılkaya, taleplerinin hayati önem taşıdığını ve bu taleplerin karşılanana dek eylemlerine devam edeceklerini belirtti. Tutsaklardan Zeynep Kaplan ise, Kürt halkının 30 yıldır bir mücadele yürüttüğüne dikkat çekerek, “Savaşın bu kadar uzun sürmesi insan doğasına aykırıdır. Bu savaşı sürdürmekte ısrarcı olan T.C. devletinin maddi, manevi hiçbir şeyini kabul etmediğimizi göstermek ve ona karşı gittikçe büyüyen mücadelenin zaferle sonuçlanması için açlık grevine girdim” dedi.

Bir Kürt kadını boyun eğmediğini gösterdi

14 Nisan 2009’dan bu yana tutuklu bulunan Sara Aktaş, bir devrimci ve Kürt kadını olarak direnen insana boyun eğdirebilecek hiçbir gücün olmadığını göstermek amacıyla açlık grevi eylemine katıldığını belirtti. Aktaş, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın muhatap olarak tanınması gerektiğine dikkat çekerek, “Bu kan ve zulüm deryasını durduracak iradesi, gücü ve yaşam perspektifi olduğuna inandığımızdan Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, bu süreçte rolünü oynayabileceği koşulların yaratılmasını istiyoruz” diye kaydetti.

Taleplerimiz hayati önemdedir

14 Nisan 2009’dan bu yana KCK adı verilen operasyonlar ile gözaltına alınarak tutuklanan bir diğer siyasi kadın tutsak Pero Dündar ise, taleplerinin haklı ve hayati önemde olduğunun altını çizerek, “Savaşın en ağır bedelini biz kadınlar ödüyoruz. Evlat acısını en fazla kadınlar çekiyor. Bu nedenle savaş ve çatışmalı ortamın sona ermesini de en çok biz kadınlar istiyoruz” diye belirtti. Talepleri için insanların bedenlerini ölüme yatırdığı tek ülkenin Türkiye olduğuna vurgu yapan Dündar, kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptı. Aynı tarihte yapılan operasyonda tutuklanan bir diğer kadın tutsak Seve Demir ise, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Kürt kadınının özgürlük mücadelesinde büyük emeklerinin olduğunu belirterek, “Sayın Öcalan şahsında tutuklanan Kürt halkının iradesi ve özgür düşüncesidir” diye kaydetti.

17 Eylül 2011 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Taybet Belge de, eylemin kendisi için çok anlamlı olduğunu vurgulayarak, “30 yıl sonra Amed zindanında tekrardan böyle bir eyleme katılmak, onur vericidir” diye bildirdi. BDP Kadın Meclisi çalışmalarında yer aldığı sırada 2012 yılının mayıs ayında tutuklanan Mizgin Arı ise, PKK Lideri Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlüğünün sağlanması gerektiğini belirterek, talepler gerçekleşene kadar eylemlerinin süreceğini aktardı.

Onurlu direniş çığlığına sahip çıkın

Cezaevlerinde PKK ve PAJK’lı tutsaklar tarafından başlatılan süresiz dönüşümsüz açlık grevi 1. ayını doldurdu. Açlık greviyle ilgili yazılı bir açıklama yapan KJB Koordinasyonu, zindanlardaki direnişi selamladı. AKP hükümetinin saldırılarını, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ı merkeze alarak sürdürdüğünü kaydeden KJB Koordinasyonu, tasfiye politikasında yeni uygulamaların gündeme getirildiğinin altını çizdi.

Koordinasyon, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın bir yıl üç aydır ağırlaştırılmış tecrit altında “tarihi bir direniş” sergilediğini ve Kürt halkının temel gündeminin Öcalan’ın özgürlük, sağlık ve güvenlik koşullarının oluşturulması olduğunu belirtti. Bu taleple bir aydır cezaevlerinde başlatılan süresiz dönüşümsüz açlık grevine de dikkat çeken Koordinasyon devamla şu çağrıda bulundu: “Bir ayı aşkındır bedenlerini ölüme yatıran yoldaşlarımıza karşı tek kişilik hücrelere atma, işkence, hakaret ve koşulları daha da ağırlaştıran uygulamalar geliştirilmektedir. Bu uygulamalarla direnişleri kırılmaya ve teslim alınmaya çalışılmaktadır.

Direniş büyüyor

Tüm bu saldırılara rağmen zindanlarda direniş her geçen gün güçlenerek, büyüyerek yükselmektedir.

Dört duvar arasında, tüm imkansızlıklara karşı çıplak bedenini ölüme yatırarak bu konsepte karşı duran ve özgürlük, sağlık ve güvenlik taleplerine kilitlenmiş bu direnişin güçlü sahiplenilmesi gerekmektedir. Mevcut durumda yoldaşlarımızın sağlık koşulları kritik aşamaya gelmiştir. Ve bundan sonrası artık hayati riskin olması anlamına gelmektedir.

Zindanlardan yükselen bu onurlu direniş çığlığına kendine insanım diyen herkes kulak vermeli ve bu direnişi sahiplenmelidir.

Bu temelde başta kadınlar olmak üzere, gençlik ve tüm halkımızı zindan direnişi ve talepleri etrafında kenetlenmeli ve mücadeleye duyarlı olmalıdır. Tüm duyarlı, aydın, demokrat, insan hakları örgütlerini ve emekçi kamuoyunu da bu direnişe duyarsız kalmamaya ve zindan direnişini sahiplenmeye çağırıyoruz.”

Yüreğimizdeki büyük maneviyatla direniyoruz

30 günü aşkındır Siirt Cezaevi’nde açlık grevinde bulunan kadın tutksaklar kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu. Gülistan Abdo, Gulan Kılıçoğlu, Dilşa Kocakaya ve Emel Gültekin, açlık grevinin en kritik aşamasında bulunan kadınlardan... Talepleri karşılanana kadar bedel ödemeye hazır olduklarını ifade ettikleri mektubu olduğu gibi yayınlıyoruz:

“21. yüzyılın yarattığı maneviyatların içini boşaltma ve yerini mekanik, duygusuz, bencil insanlarla doldurma politikaları, bugün Kürt halkını gerek dört parçada, gerekse Avrupa’da yoğun kültürel, fiziki soykırıma tabii tutmaktadır. Bu anlamda manevi bir kırım olarak gördüğümüz Bilge’nin yoğun bir tecrit altında tutulması, bizlerin dilimizle, kültürel zenginliğimizle tanınmaması, 21. yy.’ın çarklarına kurban edilme çabasıdır. Otuz yılı aşkın bir süredir devam eden mücadelemiz bu final yılında Beytüşşebap’lardan Zagros’lara, Botan’lara kadar, dört bir parçada yoğun halk hareketleriyle taçlandırılmaktadır. Fiziki soykırıma karşı fiziki direniş; kültürel soykırıma karşı anadilde yaşam için yoğun bir mücadele, 7’den 70’e tüm halkta cereyan etmekteyken, bizler de Hayri’lerin, Kemal’lerin direnişinin sürdürücüsü olarak zindanlarda 12 Eylül itibariyle başlattığımız süresiz dönüşümsüz açlık grevlerinin 31. günündeyiz. Taleplerimiz salt Kürt halkının değil, tüm dünya halklarının 21. yy.’ın sistemik krizden kurtulması içindir, evrenseldir. Bu anlamda Bilge’nin tüm dünya halkları için yarattığı yaşam alternatifinde ısrardır. Yıllardır mücadele etmiş tüm dünya devrim şehitlerinin uğruna savaştığı değerlere bağlılığın bir ifadesidir. Özgürlüğe ulaşmada bir irade olarak gördüğümüz Bilge üzerindeki tecridin son bulması ve özgürleşmesi için girmiş olduğumuz bu açlık grevi eyleminde, günden güne kendimizden eksilen her bir parça, yüreğimizde büyüyen maneviyatla dolmaktadır.

Bu anlamda devrimsel süreçlerin devrimsel duruşlarını göstermeye çalışmanın çabasıyla tüm yoldaşları selamlıyoruz. Mücadelemize bağlılığın bir ifadesi olarak bedel de verebiliriz; ama taleplerimiz karşılanana kadar ölümü göze alma kararlılığındayız. Böylesi yoğun inkar ve imha sürecinde her türlü bedeli ödemeye hazırız, varlığımız ancak anlamlı bir barış ve anadilde eğitim hakkımız sağlanınca anlamlı olacaktır; yoksa süresiz-dönüşümssüz açlık grevini sonuna kadar devam ettirecek ve geri adım atmayacağız.

Bizler dört duvar arasında özgürlük mücadelemize bir nebze de olsa katkı sunabildiğimiz için moralliyiz, güçlüyüz. Sizleri, tüm kamuoyunu, aydınları, insanlığınızın gerektirdiklerini yapmak adına duyarlılığa çağırıyoruz.---

Çocuklarımızın kararlarının arkasındayız

KCK adı altında 14 Nisan 2009 tarihinde başlatılan operasyonda gözaltına alınan ve 3 buçuk yılı aşkın süredir Diyarbakır E Tipi kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Seve Demir, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması ile Kürt halkının demokratik haklarının verilmesi için süresiz dönüşümsüz açlık grevine girdi.

Tutuklu yargılanan ve bir ayı aşkın süredir açlık grevinde olan Demir’de de açlık grevi nedeniyle sağlık sorunları görülmeye başladı. Demir’in annesi Sakine Demir, bir anne olarak çocuğunun açlık grevine destek verdiğini belirterek, “Başkanımız için üstümüze ne düşüyorsa yapmaya hazırız. Çocuklarımızın aldığı bütün kararların arkasındayız. Çocuklarımız bedenini siper etmiş, biz de kanımızın son damlasına dek mücadele edeceğiz” dedi.

‘Ben de burada bir çadır kurarım’

Çocuğunun 30 günü aşkın süredir açlık grevinde olduğu belirten Demir, çocuklarının ölüme direndiklerini belirterek, “Bir an önce bir çözüm bulsunlar, biz de evimizde rahat bir şekilde bir lokma yiyebilelim. Bir aydır ağzımızdan ne yemek ne de su geçiyor. Bu şekilde devam ederse ben de burada bir çadır kurarım. Yoksa çocuklarımız komaya girecekler” dedi.

Haberin Tamamı İçin: http://www.ozgur-gundem.com/?haberID=522...

Açlık Grevindeki Tutsakların Tam Listesi | Amed News Agency

Açlık Grevindeki Tutsakların Tam Listesi | Amed News Agency

Abdullah Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması ve Kürtlerin demokratik haklarının tanınması talebiyle 12 Eylül’den bu yana sürdürdükleri süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemler giderek yayılıyor. Bugün de PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, 39 cezaevinde 380 tutsak ile süresiz dönüşümsüz açlık grevinin 15 Ekim’den itibaren tüm cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsaklarla devam edeceğini duyurdu.

Hiçbir güç ve iradenin başlattıkları süresiz dönüşümsüz açlık grevinden geri adım attıramayacağını kaydederek, “Önderliğimiz ve hareketimiz dışında hiç kimsenin sesini duymayacak ve işitmeyeceğiz” diyen Kaya ayrıca tüm halkı cezaevleri önünde nöbet tutmaya çağırdı.

Açlık grevindeki tutsaklara ait en son edindiğimiz listeyi huzurlarınıza sunuyoruz;

Diyarbakır D Tipi Cezaevi

1- Ersan Nazlıer

2- Ferhat Önder

3- Mazlum Tekdağ

4- Ercan Şengül

5- Tayip Temel

6- Ramazan Başarı

7- M. Şerif Aslan

9- Ramazan Yıldırım

10- Fırat Bilir

11- Sami Geylani

12- Davut Polat

13- Erdal Emeç

14- Cihat Bekir

15- Osman Ötün

Diyarbakır E tipi Kadın

1- Sara Aktaş

2- Mizgin Arı

3- Nihayet Taşdemir

4- Herdem Kızılkaya

5- Pero Dündar

6- Besime Konca

7- Seve Demir

8- Taybet Belge

9- Zeynep Kaplan

Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi

1- Ömer Faruk Çalışkan

2- Fehmi Arslan

3- Mahmut Güçin

4- Yusuf Keskin

5- Cevdet Halim

6- İbrahim Aykurt

7- Nihat Baran

8- Necat Saci

9- Aydın Tunç

10- Hakan Yalçınkaya

Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi

1- Muhammet Mahmo

2- Şehmus Öncel

3- Yasin Yılmaz

4- Ersin Yolu

5- Erol Şen

6- Suphi Yalçınkaya

7- Emrah Kaplan

8- Nazmi Doğan

9- Abdullah Rüzgar

Siirt E tipi Kadın

1- Gülistan Abdo

2- Gülan Kılıçoğlu

3- Emel Gültekin

1- Kevser Akçelik

2- Semire Direkçi

3- Harika Peker

Siirt E tipi Erkek

1- Rızgar (Ecevit) Turhan

2- Burhan Eviz

3- Tevfik Özdemir

4- Erdi Çelik

5- Abdurrahman Budak

6- Lokman Karaşi

1- Aziz Kutlu

2- Fesih Kaya

3- Emrah Kelekçiler

4- Mustafa Gündüz

5- Yusuf Öztürk

6- Fahrettin Ecer

Bolu F Tipi Cezaevi

1- Sakıp Hazman

2- Abdullah Oral

3- Maruf Türka

4- Aydın Şaka

5- Muzaffer Akengin

6- Murat Avcı

7- Hasan Ateşçi

8- Ali Şek

9- Ali Adıman

10- Ahmet Akkurt

Erzurum H Tipi

1- Haci Sincer

2- Selman Gülbahçe

3- Sinan Gencer

4- Ömer Çelik

5- Adem Yılmaz

6- Muzaffer Yılmaz

7- Kani Çelik

8- İbragimov Vezir Abbassaviç

9- A. Kadir Irmak

10- Veysi Akgönül

Rize Kalkandere

1- Sedat Çayır

2- Mehmet İnatçı

3- İlhan Dayan

4- Mazhar Tümen

5- Şerif Erten

6- Recep Bal

7- H. Mesut Çelebi

8- Edip Erdem

9- Mahsum Kahraman

10- Metin Toprak

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi

1- Fatma Koçak

2- Ayşe Oyman

3- Melek Dolaz

4- Ayşe Güney

5- Semra Tekin

6- Çimen Türk

7- Canan Güler

8- Nurcan Can

9- Hacire Tanırgan

10- Hanım Çelik

Antep H tipi Cezaevi

1- Mehmet Çelik

2- Cevzet Derse

3- Müslüm Demir

4- Necmettin Ayhan

5- Murat Gümüş

6- Eyüp Çelik

7- Mülazım Manyak

8- Şaban Şahin

9- Mübarek Aku

10- İlyas Arzu

Hakki Aygün

Ümit Beyaz

Cevat Yurdagül

İsa İpekli

Ali Demir

Mehmet İpek

Silivri 2 Nolu L tipi Cezaevi

1- Mümtaz Aydeniz

2- Rıdvan Balku

3- Erdal Avcı

4- Aslan İşçioğlu

5- İsmail Adalmış

6- Arif Yılmaz

7- Osman Koşut

8- Mehmet Selim Çelik

9- Mehmet Baki Bingöl

10- Şeyhmus Kalkan

11- Abdulvahap Nas

12- Talip Mikailoğulları

13- Abdullah Tayboğa

14- Ubeyt Kutum

15- Akgül Bozdağ

İkinci grup

KUTBETTİN YAZBAŞI

ŞEMSETTİN DÜLEK

FELEMEZ ERKAN

AHMET ECE

MEHMET BEYAZIL

MUSTAFA POLAR

NİHAT OĞRAŞ

Midyat M tipi Kadın

1- Derya Moray

2- Ayşe Kara

Midyat M tipi Erkek

1- Mustafa Ayhan

2- Kemal Bahtiyar Hasan

3- İlyas Demir

4- Beyhan Gözmen

5- Gıvara Atıko

Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi

1- Yunus Durdu

2- Musa Arslan

3- Fırat Arzu

4- Mehmet Yavuzel

5- Cumhur Karuman

6- Hiriş Menberi

7- Emin Gezer

8- Şirin Şahin

9- Züleyha Yılmaz

10- Behice Tanrıverdi

1- Nihat Varlı

2- Tahir Temel

3- İzzet Eren

4- Sedat Avcı

5- Bayer Uğurlu

7- Bülent Akar

Muş E Tipi Cezaevi Erkek

1- Atilla Coşkunözer

2- Hüseyin Batubay

3- Muhammed Ahmet

4- M.Sıddık Ayaz

5- Osman Pinç

6- Murat Bütün

7- Haydar Savar

8- Sebahattin Tekin

9- Fusih Paş

10- Erhan Aydın

Bayburt M Tipi Cezaevi Erkek

1- Bozan Açlan

2- Ali Emirhani

3- Haşim Özdaş

4- Ömer Tutuş

5- Lokman İnce

6- Emrah Aba

Batman M Tipi Cezaevi Erkek

1- Şeyhmus Bülbül

2- Ali Adıbelli

3- Nizam Arzık

4- Delil Yılmaz

5- Şafak Çelen

6- Adnan Yiğittekin

7- Serdar Şahin

8- Atilla Öztür

9- İskan Egüz

10- Ahmet Eski

BİNGÖL M- TİPİ KADIN

Hanım Çeşme

BİNGÖL M- TİPİ ERKEK

1- Saffet Durmaz

2- Ahmet Korhan

3- Edip Yalçınkaya

4- Osman Kılıç

5- Baran Günona

6- Diyar Kaydu

7- Emrullah Kurcan

8- Aslan İbicik

ANKARA SİNCAN KADIN

1- Naime Encü

2- Güler Özbay

3- Zeynep Kınacı

4- Azize Yağız

5- Emine Demir

6- Adile Dağal

7- Berivan Elter

8- Yağmur Keskin

9- Ayşegül Ayaz

SİNCAN KAPALI CEZAEVİ 2 GRUP 17 EKİMDE

1-Nilifer Şahin

2-Songül Enüştekin

3-Meltem Çoban

ANKARA SİNCAN 2 NOLU F TİPİ

1- Özkan kart

2- Reşat Özdil

3- Cabbar Palabıyık

4- Bedri Temizyüz

5- Bülent Güneş

6- M. Emin Akkuş

7- Resul Muhammed

8- Ahmet Akgün

9- Süleyman Hamdo

10- M. Can Oğuzsoy

KIRIKKALE HACILAR F TİPİ

1- Şeyhmus Özsubaşı

2- Tahir Kızıldemir

3- Aram Akyüz

4- Murat Baludan

5- Velat Esen

ADANA KÜRKÇÜLER F TİPİ

1- Mehmet Şahin

2- Mehmet Halit Oruç

3- Mehmet Dal

4- Mehmet Erbey

5- Murat Gül

6- Abdurrahman Çınar

7- Ahmet Bağdu

8- Aziz Kılıç

9- Barış Yiğit

10- Cengiz Nergiz

EDİRNE F TİPİ

1- Nasrettin Merter

2- Tuncay Genç

3- Ersin Kazhan

4- Hasan Kızılkan

5- Fırat Vural

6- Zait Şahin

7- Barış Mete

8- Kerem ırmak

9- Nizam Özlük

10- Yıldırım Turgut

İZMİR ALİAĞA ŞAKRAN 2 NOLU T TİPİ

1- Murat Bilge

2- Faruk Baysu

3- Erdoğan Uçar

4- Habip Güler

5- Reşit Çağlı

6- İsmail Yaman

7- Emin Yıldız

8- Nurettin Atınç

9- Mahmut Aba

10- Abdullah Nas

11- Vahyettin Sarı

12- Murat Aktaş

13- Mehmet Durak

14- Mustafa İke

15- Ali Alp

İZMİR ALİAĞA ŞAKRAN 3 NOLU T TİPİ

1- Suat Gürbüz

2- Hakkı Yorulmaz

3- Agit Bilir

4- Mevlüt Tekin

5- Mirza Öztekin

6- A. Rahim Çetinkaya

7- Vahap Kuzu

İZMİR ALİAĞA ŞAKRAN 4 NOLU T TİPİ

1- Ubeydullah Tokay

2- Sedat Dalga

3- Mehmet Işık

4- Ziver Mete

5- Hamit Aydın

6- Osman Çağlar

İZMİR ŞAKRAN KADIN KAPALI

1- Ayfer Ayçiçek

2- Şükran Aydın

3- Müzeher Bulut

4- Gülistan Seçkin

5- Hatice Çakmak

KOCAELİ GEBZE KADIN KAPALI CEZAEVİ

1- Gülistan Üstün

2- Mülkiye Doğan

3- Gülbahar Aydoğan

4- Bilge Kahraman

ADIYAMAN E TİPİ

1- Naci Ataman

2- Umut Çamlıbel

3- Sabri Acar

Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi Kadın

1- Aysel Doğan

2- Selver Yıldırım

Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi Erkek

1- Erdal Laçin

2- Kemal Demirbaş

3- İsmail Tüzün

4- İ. Hakı Tursun

5- Adil Abi

6- Abdullah Hasan

7- Hüseyin Toronoğlu

8- Muhammet Bablis

Amber Kurtgözü Bakıray

Ahmet Turan

M. Emin Mutlu

Mahfuz Dündar

Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi

1- Cesim Yıldırım

2- Ferhat Tağay

3- Yakup Erdoğan

4- Turan Günana

5- Zafer Acar

6- Mehmet Nezir Duru

7- M. Şirin Abay

8- Şehmuz Avcı

9- Cengiz Atsız

TEKİRDAĞ 2 NOLU F TİPİ

1- Ali Karataş

2- Mahsum Ortaç

3- Sinan Sezen

4- Ahmet Solgun

5- Harun Karataş

6- Turgay Ural

7- Haşim Özpolat

8- Necati Öztekin

9- Mazlum Özağar

10- Mazlum Dikmen

11- M. Ayetullah Baytarkan

Giresun E tipi Cezaevi

1- Mehdi Ay

2- Faruk Beyter

3- Zülküf Gezen

4- A. Menaf Gezer

5- Fuat Bor

6- Ubeyt Şen

7- Mahmut Demir

8- Aydın Akış

İzmir Kırıklar 1 Nolu F tipi Cezaevi

1- Necdet Kaya

2- Serdar Taşkın

3- Deniz Atlı

4- Yakup Yalçın

5- Cengiz Doğan

6- Mustafa Sevim

7- Ozan Esen

8- Mehmet Halis Vural

9- Bünyamin Sürme

10- Mesut Özcan

11- Zeki Bulut

12- Mekan Aslan

13- Ferhat Çökmen

İzmir Kırıklar 2 Nolu F tipi Cezaevi

1- Sertaç Kılıçarslan

2- Şenol Koç

3- Nevzat Kılıç

4- Mehmet Yayan

5- Turgut Koyuncu

6- Özkan Yaşar

7- Ekrem Altay

8- Hurşit Kütler v

9- Ahmet Kaya

Amasya E Tipi Kapalı

1- Bahattin ALPBOĞA

2- Erdal TAŞKIRAN

3- Devran BALKAŞ

4- Ayhan BAYAR

5- Derviş İSMAİL

6- Meydin ATHAN

7- Taner ŞİRP

Van F Tipi Cezaevi

1- Şerafettin Demir

2- Kahraman Muslu

3- Sedat İke

4- Fırat Bor

5- Önder Al

6- Abdo Şeyti

7- İsmet Karak

8- Özkan Doğan

9- Tahir Umiyican

Trabzon E Tipi Cezaevi

1- Ahmet Koç

2- Jiyan Fırat Esin

3- Yahya Güneş

4- Abdulkadir Yurcu

5- Tuncer Aratan

Gümüşhane E Tipi Cezaevi

1- Yaşar Alat

2- Vahit Aslanhan

3- Hacı Aslan

4- Adem Yıldız

5- Medeni Durak

İbrahim Oğur

Suat Sansur

ÇANKIRI E TİPİ KAPALI CEZAEVİ

Mahmut Balkaş

Rojhat Özkan

Kader İdin

BOLU T TİPİ

10 ARKADAŞ GİRMİŞ ANCAK HENÜZ ELİMİZE İSİM ULAŞMAMIŞTIR.

1- İbrahim Doğan

2- Murat Çiftçi

3- Mahsum Özdemir

4- Faruk Budak

5- Mehmet Güler

6- Metin Korkmaz

7- Yılmaz Yıldız

8- Recep Doğan

14 EKİMDEN SONRA

Adana Karataş Kadın Kapalı Cezaevi

1- Gamze Erol

2- Aycan Özdoğan

3- Deniz Abukan

4- Ceylan Akgül

5- Kadriye Gülter

Hatay M Tipi Kapalı Cezaevi

1- Cihan Çoban

2- Cemil Sayın

3- Mahsum Sağlam

4- Murat Şimşek

5- Nevzat Etiz

6- Suat Günbeyi

Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi

1- Bazi Aslan

2- Mehmet Akar

3- Osman Bozkurt

4- Reşit Taş

5- Mazlum Kapan

Silifke M Tipi Kapalı Cezaevi

1- Adnan Özbey

2- Yunus Simir

3- Vasfi Hoştaş

4- Ayaz Çete

5- Hüseyin Aslan

Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi

1- Deniz Kurtay

2- Tahsin Barutçu

3- Lokman Coşkun

4- A. Rahim İzgin

5- Alihan Bayar

6- Cengiz Çelik

7- Hakan Adıgüzel

8- İsmail Çelik

9- Mehmet Gücin

10- Mahmut Bali

11- M. Emin Dağlı

Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi

1- Metin İnce

2- Kahraman Akacık

3- Murat Öztürk

4- Bilal Nargile

5- Ömer Yılmaz

6- Mahsun Büyükkaya

7- Mahsun Dıma

8- Sercan Avşar

9- Ömer Çapın

10- Erkan Özdemir

Antalya L Tipi Cezaevi

Mehmet Şirin Tekmenuray

Ali Özmen

Denizli D Tipi cezaevi

Zeki Demirhan

Hasan keleş

Ramazan Nazlıer

Amed News Agency

Haberin Tamamı İçin: http://www.amednewsagency.com/aclik-grev...

Cezaevlerindeki Açlık Grevi İçin Eylem | CNN Türk

Cezaevlerindeki Açlık Grevi İçin Eylem | CNN Türk

İnsan Hakları Derneği İstanbul tüm Marmara şubeleri ile Batman ve Siirt şubeleri, cezaevlerinde 36'ıncı gününde olan açlık grevlerine ilişkin eş zamanlı açıklamalar yaptı. İstanbul'daki açıklama Taksim Gezi Parkı merdivenlerinde gerçekleştirildi.

Grup, "Cezaevlerinde ölüm istemiyoruz" pankartı ve "Biz barış istiyoruz" yazılı Türkçe ve Kürtçe döviz taşıdı.

Grup sık sık, "Hapishaneler ölüm evleri olmasın","Tecritleri kaldırın ölümler durdurun" şeklinde sloganlar attı. Daha sonra oturma eylemi gerçekleştiren grup adına basın açıklamasını İHD İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe okudu.

Cezaevlerinde bulunan PKK ve KCK davalarının tutuklu ve hükümlülerinin 'de başlattığı süresiz açlık grevinin 36'ıncı gününde olduğunu belirterek, "Açlık grevlerinin temel istemlerinin Abdullah Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının yaratılması, anadilde savunma ve eğitim hakkının tanınması gibi talepler olduğu kamuoyunda bilinmektedir. 36'ıncı gününde olan açlık grevcisi sayısının giderek arttığı tüm PKK ve KCK davaları tutuklu ve hükümlülerinin kapsayacağı bilgileri gelmektedir. 1980 yılından bu tarafa cezaevlerinde 144 kişi açlık grevleri ve ölüm oruçları nedeni ile yaşamını yitirmiştir. Türkiye'de yeni ölümlerin yaşanmaması için Adalet Bakanlığı'nı sorumlu davranmaya ve süreci zorlaştırmamaya davet ediyoruz" dedi.

Haberin Tamamı İçin: http://www.cnnturk.com/2012/guncel/10/17...

Açlık Grevinde Ölüm Uyarısı | Radikal

Açlık Grevinde Ölüm Uyarısı | Radikal

İHD Hakkari Şubesi, Türkiye'deki çeşitli cezaevlerinde açlık grevi başlatan hükümlü ve tutuklulara dikkat çekmek için Hakkari Kapalı Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı.

Hakkari Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu, BDP il Başkan Vekili Rahmi Kurt, KESK, Kurdi-Der, Mazlum-Der ve belediye meclis üyelerinin de destek verdiği basın açıklamasını İHD Hakkari Şube Başkanı İsmail Akbulut okudu.

Akbulut, Türkiye ’deki cezaevlerinde bulunan PKK ile PJAK davalarından tutuklu ve hükümlülerin 12 Eylül ’de başlattığı süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinin 36’ncı gününe girdiğini belirtti.

Haberin Tamamı İçin: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?a...

Cezaevlerindeki Açlık Grevi TBMM'de | T24

Cezaevlerindeki Açlık Grevi TBMM'de | T24

'36 gündür, açlık grevinde bulunanların bugünden itibaren sağlıkları ve yaşamları tehlikeye girmektedir. Bu duruma ve ölümlere seyirci kalmamak gerekir'

Yaklaşık bir buçuk ay önce başlatılan ve giderek birçok cezaevine yayılan açlık grevlerini Meclis gündemine taşındı. BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel , BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ve İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel düzenledikleri basın toplantısında “Bu duruma ve ölümlere seyirci kalmamak gerekir” çağrısı yaptı.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi, bugün düzenlenecek olan basın toplantısı duyurusunda, “Basına sınırlı yansıyan bilgilere göre 12 Eylül 2012’den beri çeşitli cezaevlerinde 400’e yakın mahkûm sınırsız-dönüşümsüz açlık grevinde” dedi.

BDP’li milletvekilleri düzenledikleri basın toplantısında şu değerlendirmelerde bulundu:

"Cezaevlerinde, 63 Kürt siyasetçi tutuklu tarafından 12 Eylül’de başlatılan ve bugün binlerce tutuklunun katıldığı, açlık grevinin bugün otuz altıncı günüdür. 36 gündür, açlık grevinde bulunanların bugünden itibaren sağlıkları ve yaşamları tehlikeye girmektedir. Giderek telafisi mümkün olmayan sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalacaklardır. Bu duruma ve ölümlere seyirci kalmamak gerekir.

Kürt halkının ana dili zamanında yasaklanmasaydı, bu acıların hiçbiri yaşanmayacaktı. 'Kürtleri inkâr etmiyoruz' diyerek, ana dili yok saymak tutarsızlık, birlikte yaşamı yok etmektir. Anadili, her insanın doğuştan sahip olduğu temel haklardan biridir ve hiç kimse bu haktan yoksun bırakılamaz. Anadilinde eğitim ülkemiz halklarını bölmez, birleştirir. Türkiye yurttaşları olarak bizler, Kürt kardeşlerimizin kendi anadilinde eğitim almasından neden rahatsız olalım? Tam tersine, ülkemizde yıllardır dayatılan dilde ve dinde tekçi anlayış terkedilmelidir. Halklar, diller, inançlar arasında eşitlik, özgürlük; ülkemizde demokrasi ve barış tesis edilmelidir.

Hükümet içerde ve dışarda savaş kışkırtıcılığı yapmaktadır. Kendi içinde barış sağlayamayan, yurttaşlarının eşitlik ve özgürlük taleplerine kulaklarını tıkayan bir Hükümetin, Orta Doğu’da barışı sağlayamayacağı açıktır. Siyasi iktidar, öncelikle kendi Kürtleri olmak üzere, bölge ülkelerindeki Kürt Halkının taleplerine, kendi geleceklerini belirleme hakkına saygı göstermelidir.

Hükûmet, halklar ve mezhepler çatışmasına sürüklenmek istenen Orta Doğu’yu Türkiye’ye taşımamalı, çözüm ve müzakere için çalışmalıdır. Cezaevinde açlık grevinde bulunan Kürt siyasi tutukluların açlık grevleri ciddi sağlık sorunlarına ve ölümlere yol açmadan, Hükümet harekete geçmelidir.

İktidarı ve muhalefetiyle tüm siyasi partiler, Kürt sorununun çözümü konusunda sorumluluk almalıdır. Kürt sorunu, çözümsüz bırakıldıkça, halklarımızın acılarını arttırmaktadır. Cezaevlerinde açlık grevi yapan binlerce siyasi tutuklunun talepleri Kürt halkının talepleridir. Bu taleplerinin önündeki engellerin kaldırılması için, sorunun çözümü için vakit geçirilmeden harekete geçilmelidir."

T24

Haberin Tamamı İçin: http://t24.com.tr/haber/cezaevlerinde-ac...

Açlık Grevleri İçin TTB Devreye Girmek İstiyor | Milliyet

Açlık Grevleri İçin TTB Devreye Girmek İstiyor | Milliyet

Türk Tabipleri Birliği (TTB), 12 Eylül günü çeşitli cezaevlerinde başlayan ve 400 kişinin katıldığı belirtilen açlık grevlerine ilişkin Adalet Bakanlığı’ndan randevu talep etti

15 Ekim günü yapılan başvuruya henüz yanıt gelmezken, gönderilen yazıda, “Muayene birimlerimize cezaevi ziyaretleri için gerekli izinlerin ivedi verilmesi ve çok geç olmadan kamu vicdanını yaralayan bu sürece dair Bakanlığınız ile beraber yapabileceklerimizin gözden geçirilmesi hususunda bir ...

Haberin Tamamı İçin: http://gundem.milliyet.com.tr/aclik-grev...

BDP Milletvekili Sarıyıldız Açlık Grevinde | DİHA

BDP Milletvekili Sarıyıldız Açlık Grevinde | DİHA

Tutuklu bulunduğu Mardin E Tipi Cezaevi'nden, tedavi amacıyla Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne getirilen BDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, danışmanı aracılığı ile açlık grevine girdiğini duyurdu.*

Danışmanı ile yaptığı görüşmede, PKK'li ve PAJK'lı tutsaklar tarafından PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması ile Kürtlerin demokratik taleplerinin tanınması talebi ile başlatılan süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemlerine karşı duyarsız kalamayacağını belirten Sarıyıldız, "Her gün eriyen bedenler karşısında sessiz kalamazdım" dedi. Sarıyıldız'ın 3 gündür açlık grevinde olduğu öğrenildi.

Cezaevinde yükselen direnişe kenetlenmeyi ahlaki ve vicdani bir sorumluluk olarak gördüğünü belirten Sarıyıldız, şunları aktardı: "Kürt halkının yiğit, devrimci evlatlarının her gün ölüme yaklaştığı bu süreçte sessiz kalan, yüreği nasırlaşmış hükümet yetkililerine sesleniyorum. Yaşanacak ölümlerin sorumluluğu başta hükümet olmak üzere bu direniş karşısında sessiz olan herkese ait olacaktır." Kürt halkının kendine lider olarak gördüğü PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik ahlak dışı ve çatışmaları derinleştiren tecrit politikasına karşı sessiz kalamayacağını belirten Sarıyıldız, yaşanacak ölümlerin vebalinin hükümet ve Başbakan'a ait olacağını dile getirdi.

Haberin Tamamı İçin: http://www.evrensel.net/news.php?id=3842...

Tutuklu Vekil de Açlık Grevinde | Bianet

Tutuklu Vekil de Açlık Grevinde | Bianet

BDP'nin tutuklu Şırnak Milletvekili Sarıyıldız da üç gün önce açlık grevine girdiğini açıkladı ve ölümlerin sorumlusunun, "sessiz kalanlar olacağını" belirtti.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), tutuklu Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız'ın da süresiz ve dönüşümsüz açlık grevine başladığını açıkladı.

BDP'den gelen açıklamaya göre, Sarıyıldız "Her gün eriyen bedenler karşısında sessiz kalamazdım" diyerek PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik tecridin son bulması ve anadil üzerindeki baskıların sonlandırılması talebiyle yapılan açlık grevlerine katıldı.

15 Ekim'de Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi'nden Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne getirilen Sarıyıldız, BDP aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada, yaşanacak ölümlerin sorumluluğunun başta Hükümet olmak üzere bu direniş karşısında sessiz kalan herkese ait olacağını söyledi.

Üç gündür açlık grevinde olan Sarıyıldız açıklamasında şunları söyledi:
"Cezaevlerinde yükselen bu direniş karşısında kenetlenmeyi ahlaki ve vicdani bir sorumluluk olarak görüyorum. Kürt halkı varoluş gerekçelerinden biri olan anadil hakkının gasp edilmesi karşısında da sessiz kalmayacaktır."

PKK'li ve PAJK'lı mahpuslar, 12 Eylül'de açlık grevine başlamıştı. İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) son verilerine göre şu anda 53 cezaevinde 423 kişi açlık grevinde.

Haberin Tamamı İçin: http://www.bianet.org/bianet/toplum/1415...

Açlık Grevindeki Mahpuslar Ölüm Sınırında

Açlık Grevindeki Mahpuslar Ölüm Sınırında

76 hapishanede binlerce Kürt siyasi mahpus PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması ile Kürtlerin demokratik taleplerin kabul edilmesi açlık grevinde. 37 gün önce eyleme başlayan 63 mahpus ciddi sağlık sorunları yaşamaya başladı. Kapıda duran ölümleri durdurmak mümkünken Adalet Bakanlığı ve hükümet sessizliğini koruyor.

AKP hükümeti 10. yılında en büyük hapishane direnişiyle karşı karşıya.

1980 yılından bu yana 144 mahpusun açlık grevlerinde hayatını yitirdiği Türkiye hapishanelerinde şu an 132 binden tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Her yüz mahpustan 8'i süresiz dönüşümsüz açlık grevinde.

Talepleri karşılanmadığı takdirde açlık grevleri ölüm orucuna dönüşecek. Olası her ölüm Kürtlerin öfkesini artırırken AKP hükümetinin sessizlik politikası sonucu savaş daha da şiddetlenecek.

Destek eylemleri yayılıyor

PKK ve PJAK üye mahpuslara destek eylemleri yayılıyor. Onlarca siyasi mahpusun ölüm sınırına yaklaştığı 36. günde Batman, Diyarbakır E Tipi, Hakkari Kapalı, Diyadin Kapalı, Siirt E Tipi hapishanelerinin önünde basın açıklamaları gerçekleştirildi. İstanbul, Adana ve Van'da sokak eylemleri yapıldı. Bir çok protesto örgütlenirken İnsan Hakları Derneği ve Tabip Odaları Başbakan'a soruyor: 'Gerekirse biz İmralı ve Kandil ile de görüşürüz' diyorsun, neden bu gün hapishanelerdeki onlarca tutuklunun ölümüne sessiz kalıyorsun?" Doktorlardan Adalet Bakanlığı'na çağrı

Türk Tabipler Birliği, açlık grevindeki mahpusların durumunu şöyle anlatıyor:

"Ne yazık ki cezaevlerinde katı bir açlık grevi yapıldığı, geri dönüşümü olmayan nörolojik sekellerin önüne geçmek için alınması gereken vitamin preparatlarının bile alınmadığı, grevcilerden yaklaşık 70 kişinin sağlık durumunun kritik eşiğe yaklaşmış ve uzun süreli açlığın insan bedeni üzerindeki olumsuz ve yıkıcı etkilerinin ortaya çıkmış durumda olduğuna dair mahkum yakınları ve avukatlarından üzücü bilgiler alıyoruz. Kırkıncı güne yaklaşılan bu süreçte durumun gittikçe daha kritik bir hal alması kaçınılmaz gözüküyor."

15 Ekim'de Adalet Bakanlığı'na yaptıkları başvuruya henüz yanıt verilmediğini açıklayan TTB, "Muayene birimlerimize cezaevi ziyaretleri için gerekli izinlerin ivedi verilmesi ve çok geç olmadan kamu vicdanını yaralayan bu sürece dair Bakanlığınız ile beraber yapabileceklerimizin gözden geçirilmesi hususunda bir görüşmenin yararlı olacağına inanıyoruz" dedi.

Haberin Tamamı İçin: http://marksist.org/haberler/8626-aclik-...

BDP'li Vekil Sarıyıldız Açlık Grevine Başladı | ensonhaber.com

BDP'li Vekil Sarıyıldız Açlık Grevine Başladı | ensonhaber.com

BDP'nin tutuklu Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız'ın teröristbaşı Abdullah Öcalan'a yönelik sözde tecridin son ermesi ve anadil üzerindeki baskıların sonlandırılması amacıyla süresiz, dönüşümsüz açlık grevine başladığı bildirildi.

BDP'den yapılan açıklamada, 15 Ekim günü tedavi amaçlı Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi'nden Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne getirilen Sarıyıldız'ın burada açlık grevine girdiği ifade edildi. Üç gündür açlık grevinde olan Sarıyıldız, danışmanı aracılığıyla şu ifadeleri kullandı: "12 Eylül'den bu yana süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olan arkadaşlarımızın her gün eriyen bedenleri karşısında sessiz kalamazdım. Cezaevlerinde yükselen bu direniş karşısında kenetlenmeyi ahlaki ve vicdani bir sorumluluk olarak görüyorum. Kürt halkının yiğit devrimci evlatlarının her gün ölüme yaklaştığı bu süreçte sessiz kalan, yüreği nasırlaşmış hükümet yetkililerine sesleniyorum. Yaşanacak ölümlerin sorumluluğu başta hükümet olmak üzere bu direniş karşısında sessiz olan herkese ait olacaktır."

İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) son verilerine göre şu anda 53 cezaevinde 423 kişi açlık grevinde; sayının her gün arttığı belirtildi. 12 Eylül'de greve başlayan ilk grubun grevi bugün 37. gününe girdi.

Geçtiğimiz salı günü BDP parti gurubu toplantısında cezaevlerindeki açlık grevlerine dikkat çeken BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, kendisine gönderilen bir mektubu hatırlatmış ve göz yaşlarına boğulmuştu.

Haberin Tamamı İçin: http://www.ensonhaber.com/bdpli-vekil-sa...

Binlerce Kürt Tutuklu Açlık Grevinde | T24

Binlerce Kürt Tutuklu Açlık Grevinde | T24

Başlığı yanlış okumadınız. Bir abartı da yok. Sayıları binlerle ölçülen Kürt siyasi tutuklu ve hükümlüleri açlık grevindeler. Geçen ay, 12 Eylül’de önce 63 tutuklu Kürt siyasetçisi açlık grevine başladı. Onları binlercesi izledi.

Kimilerinizin -belki de çoğunuzun- haberi bile yok. Medyamız binlerce yurttaşımızın açlık grevinde olmalarında bir “haber değeri” bulmadı. Kimileri görmezden geldi, kimileri ıkına sıkına tek sütunluk, ayrıntıdan yoksun haberlerle yasak savdılar.

Açlık grevini başlatanlar bugün 37. günü doldurdular.

Yolu mapus damına düşmüş, en doğal haklar için açlık grevine yatmak zorunda kalanlar “37. günü doldurdular” cümleciğini “irkilerek” anlayacaklardır.

Böyle bir yaşam (evet yaşam) deneyimi olmayanlar 37 gün, su dışında hiçbir şey yememenin, çayı şekersiz içerek “hileli açlık grevine” tenezzül etmeyenin bedeninde ne gibi sakatlanmaların baş gösterdiğini bilemeyebilirler.

Birazı kişisel deneyimlerimden, çoğu dolaysız tanıklıklarımdan aktaracağım:

Mide adeta kurur. Aynaya bakmamaya çabalarsın, çünkü gözlerin her gün biraz daha “çukura” inmektedir. Unutkanlık, sözcükleri bulamama ilk belirtilerdir. Bir süre sonra ağızda hafiften hafiften bir anason kokusu duyulmaya başlar. Önce sadece sen duyarsın, sonra yanındakiler de…

Anason kokusu geri dönüşsüz aşamaya yaklaşmanın en somut kanıtıdır.

Yaşamaya devam edersin. Ama eriyerek.

Son aşamaya tıp dilinde “Wernicke-Korsakof” deniyor. Siz “yaşayan ölü” diye anlayın…

Binlerce Kürt tutuklu ve hükümlü ülkenin dört bir yanındaki hapishanelerde açlık grevinin 36. gününü tamam ettiler. Bugün 37. gün.

Ne istiyorlar peki?

O kadar yalın ki!

Bir Kanın durması, barışçıl bir çözümde somut adımlar atılabilmesi için Abdullah Öcalan’a uygulanan yoğun tecrit’in (yalıtılmışlığın, izolasyonun) kaldırılması.

İki Mahkemelerde Kürtçe savunma hakkının tanınması…

Bu kadar. Evet bu kadar!


Farkında mısınız, tuhaf bir çelişki yaşanmıyor mu ?

Açlık grevlerinin 36. gününde Başbakan Erdoğan konuştu: Kanın durması için gerekirse MİT, Öcalan ile görüşür…

“Gerekirse” öyle mi ?

İyi de Başbakan o sözleri telaffuz ederken haber ajansları yine “ölü sayımı” haberleri geçiyorlardı: Çukurca’da 15 PKK’li öldürüldü…

Bir gün önce aynı bölgede bir üstteğmen, iki er yaşamını yitirmişti…

Yani kan durmuyor ve Başbakan “gerekirse” parantezi açıp aklımız ve algımızla alay ediyor.

“Gerekmesi” için ne kadar daha kan akması gerek acaba?

Gelelim açlık grevindekilerin ikinci talebine: Mahkemelerde Kürtçe savunma hakkının tanınması.

İyi de daha bir hafta önce, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi bir KCK tutuklusunun Kürtçe savunma talebini kabul etti. Tutuklu kendini Kürtçe savundu ve avukatı Emin Aktar da Türkçeye çevirdi. Dünyanın sonu filan da gelmedi; güneş yine doğudan doğdu ve batıda battı…

Peki Kürt tutuklulara Kürtçe savunma hakkının tanınması ya da tanınmaması yargıçların keyfine mi kalmıştır, yoksa yargı ülkenin dört bir yanında aynı ilkelerle mi yürür.

İstanbul KCK duruşmasındaki yargıçlarla Diyarbakır’dakiler farklı yasalara mı bağlılar acaba?

Aydın Engin / T24

Haberin Tamamı İçin: http://t24.com.tr/yazi/binlerce-kurt-tut...

Ankara Üniversitesi Öğrencileri Açlık Grevinde

Ankara Üniversitesi Öğrencileri Açlık Grevinde

Ankara Üniversitesi öğrencileri cezaevlerinde süren açlık grevlerine destek olmak amacıyla Cebeci Kampüsü'nde bugün 12 saatlik açlık grevi düzenliyor.

Öğrencilere Barış ve Demokrasi Partisi ( BDP ) Muş Milletvekili Demir Çelik ile Tutuklu Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu ( TUHAD-FED ) Ankara Temsilcisi Mehmet Baytekin de destek veriyor.

Açlık grevine katılan ve ismini vermek istemeyen bir öğrenci açlık grevinin toplumda bir duyarlılık yaratmadığını söylüyor ve ekliyor: "Çünkü toplum Kürt Sorunu'nu görmezden geliyor."

"Örgütlü mücadeleyi önemsediğim için açlık grevine katıldım. Kürt Sorunu'nu görmezden gelerek bir yere varamayız."

"Biz daha özgür ve demokratik bir ülkede yaşayalım diye bedenlerini ölüme sunanları kamuoyu görmezden geliyor" diyen Çelik bu sese kulak verilmesi çağrısı yaptı.

"AKP, toplumu 'ileri demokrasi' söylemleri ile aldatmakta bir beis görmüyor. Başbakan toplumun ihtiyaçlarına cevap vermek yerine kendi istikbalini düşünüyor."

38 gündür süren açlık grevinde kritik eşiğe gelindiğini belirten Çelik "Onların taleplerinin karşılanması yalnızca ölmelerini engellemeyecek aynı zaman da Kürt Sorunu'nun çözümünü de sağlayacak" diye konuştu.

Saat 9.00'da başlayan açlık grevi bu akşam saat 21.00'da sona erecek. (SK/EKN)

Haberin Tamamı İçin: http://bianet.org/bianet/insan-haklari/1...

Açlık Grevinde Kritik Eşiğe Gelindi | BBC Türkçe

Açlık Grevinde Kritik Eşiğe Gelindi | BBC Türkçe

Türkiye genelindeki 58 cezaevinde PKK ve PJAK'lı tutuklu ve hükümlülerin gerçekleştirdiği "süresiz-dönüşümsüz" açlık grevi 38. gününde. 63 hükümlü ve tutuklunun sağlık durumlarının ise kritik eşiğe ulaştığı bildirildi.

PKK ve PJAK davalarından hükümlü ve tutukluların eylemi 12 Eylül'de Abdullah Öcalan'a yönelik tecridin kaldırılması, Kürtçenin anadil olarak kamusal alanda kullanılması talepleriyle 7 cezaevinde bulunan 63 kişi tarafından başlatılmıştı.

Eylem, 38. gününde 483 tutuklu ve hükümlünün katılımıyla 58 cezaevine yayılmış durumda.

Cezaevlerindeki PKK davası hükümlü ve tutuklularının sayısının yüksekliği nedeniyle ay sonuna kadar eylemci sayısının 1000'i aşabileceği belirtiliyor.

Eylemciler, açlık grevlerinin bitirilmesi için ya 2 taleplerinin karşılanmasını ya da bizzat oluşturulacak bir heyet aracılığıyla Öcalan'ın çağrı yapmasını şart koşuyor. Eyleme, tutuklu BDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ile Van Belediye Başkanı Bekir Kaya'nın da katıldığı gelen haberler arasında. Hükümlü ve tutukluların ailelerinin derneği TUAD-FED ise eylemlerin fiilen ölüm orucuna dönüştüğünü belirterek, şu iddialarda bulunuyor: Birçok cezaevinde mahkumlara B1 vitamini verilmiyor. Bazı mahkumlar da B1 vitaminini kendisi almıyor. Silivri ve Şakran cezaevlerinde, eylemciler tek kişilik hücrelere konuldu. Adalet Bakanlığı bürokratları, bunun nedenini, 'bilinçleri kaybolunca müdahale edeceğiz' diye açıklıyor. Tekirdağ Cezaevi'ndeki eylemcilere yönelik çıplak arama, saldırı gibi eylemler oldu. Türk Tabipleri Birliği, uzman bir heyetle, bütün cezaevlerindeki eylemcileri muayene etmek için Adalet Bakanlığı'a başvurdu. Ancak olumsuz yanıt aldı.

10 kişinin öldüğü, 1996 yılında cezaevlerinde gerçekleştirilen ölüm oruçlarında, B1 vitamini, tuz ve şeker kullanılmaması, eylemin 60'lı günlere ulaşmasının ardından ölüm olayları başlamıştı.

Uzmanlara göre, Hayata Dönüş Operasyonu'ndaki ölümlerle birlikte 132 kişinin yaşamını yitirdiği 2000 yılındaki ölüm oruçlarında ise B1 kullanımında ölüm vakaları daha sonra gerçekleşti.

B1 kullanmayan mahkumların, 40 ila 60 gün arasında, bir çeşit sinir hastalığı olan, tedavisi bulunmayan Wernicke Korsakoff hastalığına yakalanma riski bulunuyor.

Özellikle eyleme başlayan ilk gruptaki 63 kişinin bazılarında hafıza kaybı, burun kanaması, sese karşı aşırı hassasiyet gibi şikayetlerin görülmeye başlandığı da cezaevlerinden gelen bilgiler arasında.

Adalet Bakanlığı ise, özellikle Tekirdağ'daki açlık grevindeki eylemcilerin avukatlarıyla görüştükten sonra çıplak aramaya hedef oldukları, itirazlarda ise darp edildikleri, kendilerine B1 vitamini verilmediği, ayrıca eylemle ilgili mektup, faks ve yayın organlarının kendilerine ulaştırılmadığı iddialarını reddetti.

Bakanlık, tutuklulardan birinin avukatının güvenlik cihazının uyarı vermesi üzerine, elle arandığını belirtti. Aynı tutuklunun üzerinde de örgütsel yazı bulunduğu gerekçesiyle savcılığın bilgilendirildiği kaydedildi.

Adalet Bakanlığı, mektupların da okunduktan sonra sakıncalı bulunanlar dışında sahiplerine iletildiğini de savundu.

Haberin Tamamı İçin: http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/201...

'Başbakan Bir An Evvel İmralı'nın Kapılarını Açmalı' | CNN Türk

'Başbakan Bir An Evvel İmralı'nın Kapılarını Açmalı' | CNN Türk

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "Başbakan'ın buna bir an önce son vermesi gerekir. Bir an evvel Başbakan İmralı'nın kapılarını açmalıdır, tecrite son vermelidir. Bunu yaptığı taktirde giderek kritikleşen bu sürecin önünü açabilir" dedi.

İstanbul- Mardin ve Diyarbakır cezaevlerinde 12 Eylül'de açlık grevine giren PKK'li tutuklu ve hükümlülerle görüşen BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan , açlık grevlerinde kritik bir aşamaya girildiğini söyledi. Mardin'de 17 kişinin Eylül ayının başından, Diyarbakır'da ise 27'kişinin 12 Eylül'den beri açlık grevinde olduğunu belirten Kaplan, "Ayın 15'inde beri Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız da açlık gerevine başladı. Talepleri karşılanabilir taleplerdir. İmralı'daki tecride son verilmesi, Abdullah Öcalan'ın aile ve avukatı ile görüştürülmesi doğal hakkıdır. Diğer talepler ise ana dilde eğitim ve savunmadır. AKP kongresinde bunun sözü verildi ve tez vakitte bununla ilgili adımların atılacağı söylendi" diye konuştu.

Haberin Tamamı İçin: http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/10/2...

Selim Sadak Açlık Grevinde... | Radikal

Selim Sadak Açlık Grevinde... | Radikal

Siirt'in bağımsız Belediye Başkanı Selim Sadak, PKK/KCK'lıların cezaevlerinde başlattığı açlık grevine dikkat çekmek için 24 saatlik açlık grevine girdi. Sadak, açlık grevinde bulunanların taleplerinin dikkate alınmasını istedi.

Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak, tutuklu ve hükümlü PKK / KCK’lıların cezaevlerinde sürdürdüğü açlık grevlerine dikkat çekmek için dün gece belediye bahçesinde 24 saatlik açlık grevine girdi. ’Bu çığlığı duyalım, ölümleri durduralım. Vicdan ve yaşatma nöbetindeyiz’ yazılı pankartın önünde tek başına açık grevinde bulunan Sadak, açlık grevindekilerin taleplerinin dikkate alınmasını istedi. Sadak, şöyle dedi:

Haberin Tamamı İçin: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?a...

Odtü'de Açlık Grevlerine 24 Saatlik Destek

Odtü'de Açlık Grevlerine 24 Saatlik Destek

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde kütüphane önünde 21 öğrenci açlık grevi yaptı. Alana destek için gelenler, selam verenler eksik olmuyor. Ne yapıyor bu insanlar? Ne istiyorlar?

Ankara'nın çeşitli üniversitelerinden yurtsever ve demokrat üniversite öğrencileri, 12 Eylül'den beri Türkiye'nin çeşitli cezaevlerinde kademeli olarak başlatılmış olan açlık grevlerinin destekçisi.

"448 gündür ağır bir tecrit altında olan Kürt halkı önderi Abdullah Öcalan'ın üzerindeki tecritin kaldırılmasını ve özgürlük koşullarının sağlanmasını istiyor, anadilde savunma ve eğitim talepleriyle her geçen gün derinleşen savaşa karşı duran açlık grevindeki devrimci tutsakları selamlıyoruz" diyorlar.

18 Ekim Perşembe saat 17:00'de başlayıp tam bir gün devam eden ODTÜ'deki açlık grevindeki öğrencilere, bugün 9:00'da Ankara Üniversitesi'nin Cebeci Yerleşkesi'ndeki öğrencilerin de açlık grevine başladığı haberi geldi.

10 bin tutsağın 39 gündür devam eden açlık grevini görmezden gelen medyaya seslenen öğrenciler; diğer üniversite yerleşkelerinde de başlayacak grevleri destekleyeceklerini belirtiyorlar.

Kürt halkı üzerindeki tüm baskıların kaldırılıp, demokratik özerklik talebinde her alandaki haklarının tanınmasını isteyen öğrenciler; ölümlere varmak üzere olan devrimci tutsakların açlık grevlerini görmezden gelen medya nedeniyle duruma duyarsız kalan kamuoyuna seslerini duyurmak için grevde olduklarını belirtiyorlar. "Savaş derinleşiyor, kayıplar artıyor. Cezaevindeki tutsaklar direnişte, halk bunu sahipleniyor. Bir tarihi eşikteyiz bugün. Bu bir barış sürecine evrilmezse, Türk ve Kürt halklarını olumsuz etkileyecek bir hale gelecek. Her geçen an, kaybedilen insanlar demektir. Bu bir kopuşla alakalı. Barışı erteleyemeyiz" diyorlar. "Elimizdeki olumsuz koşulların olumlu bir hale evrilmesi, ancak kamuoyunun duyarlılığını arttırmasıyla mümkün olacaktır." derken, ODTÜ ve Ankara Üniversitesi'nde başlayan destek açlık grevlerinin yaygınlaştırılması yönünde çağrı yapıyorlar. (bianet)

Haberin Tamamı İçin: http://www.baskahaber.org/2012/10/odtude...

“Henüz Vakit Varken… Açlık Grevleri Ölümlere Dönüşmeden” | Yeşil Gazete

“Henüz Vakit Varken…  Açlık Grevleri Ölümlere Dönüşmeden” | Yeşil Gazete

Abdullah Öcalan’a bir yılı aşkın süredir uygulanan tecride son verilmesi ve anadilde eğitim ve savunma hakkı talepleriyle cezaevlerinde tutuklu bulunanPKK’lı ve PAJK’lılar tarafındana 12 Eylül’den itibaren başlatılan süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerinin bayram tatili öncesinde sonlandırılmasına yönelik olarak aralarında çok sayıda akademisyen, gazeteci ve sanatçının da yer aldığı bir grup aydın bir çağrı yayınladı.

Açlık Grevlerinin 41. gününe gelmesi, kritik aşamaya geçilmeden önce grevlerin sona erdirilmesi gerektiğinin altının çizildiği “ Henüz vakit varken, açlık grevleri ölümlere dönüşmeden ” başlığını taşıyan çağrıda, Hükümet’ten bayram öncesinde somut bir adım atması talep ediliyor. Bildirinin tam metni ve imza koyanların tam listesi şöyle:

HENÜZ VAKİT VARKEN…

AÇLIK GREVLERİ ÖLÜMLERE DÖNÜŞMEDEN…

Türkiye yine bir kabusun eşiğinde… Binlerce tutuklu açlık grevinde … Bugünleri daha önce yaşadık. On altı yıl önce yaşadık; on iki yıl önce bir kez daha yaşadık. Şimdi bir kez daha böyle bir utancı yaşamak istemiyoruz.

Tutuklular, mahkemelerde anadillerinde savunma yapmak istiyorlar. Gerek Başbakan, gerekse değişik hükümet yetkilileri tarafından da dillendirilmiş olan İmralı ile müzakere sürecinin barışla sonuçlanabilmesi için Abdullah Öcalan’ın tecrit koşullarının kaldırılmasını istiyorlar.

Bu taleplerini toplumun gündemine getirmek için yaşamlarını ortaya koyuyorlar. Seçtikleri yöntemi onaylayıp onaylamamamız, karşı karşıya bulunduğumuz insanlık dramını değiştirmiyor. Bizi bekleyen kabus ortadadır: Hükümet yetkililerinin duyarsızlığı devam ettikçe bini aşkın genç adım adım ölüme yaklaşıyor. Bu kabusa sessiz kalamayız.

Önümüz bayram tatili! Oysa siyaset tatile çıktığında da cezaevlerinde hayat devam edecek. Bayram sonrasında, bu açlık grevi 7. haftayı doldurduğunda artık “geri dönülmez” aşamaya ulaşılmış olacak. Henüz vakit varken, toplumsal tarihimize ve vicdanlarımıza başka bir kara lekenin daha sürülmesini engelleyebiliriz.

Bizler aşağıda imzası bulunanlar Hükümeti, öncelikle bu talepleri duymaya, çözümüne ilişkin iyi niyet göstermeye ve somut adımlar atmaya çağırıyoruz.

İMZACILAR:

Adnan Özyalçıner (Yazar) – Ahmet Abakay (Gazeteci) – Ahmet Demirel (Prof. Dr.) – Ahmet Dindar (Avukat) – Ahmet İsvan (İstanbul eski Belediye Başkanı) – Ahmet Kardam (Yazar) – Ali Nesin (Prof. Dr.) – Ali Saysel (Doç. Dr.) – Ahmet Telli (Şair) – Alper Görmüş (Gazeteci) – Aydın Cıngı (Siyaset bilimci) – Aydın Çubukçu (Yazar) – Aydın Engin (Gazeteci) – Ayla Zırh Gürsoy (Prof. Dr.) – Ayşe Berkman (Prof. Dr.) – Ayşe Erzan (Prof. Dr.) – Ayşe Gözen (Prof. Dr.) – Ayşe Gül Altınay (Öğretim üyesi) – Ayşe Hür (Gazeteci) – Ayşen Uysal (Doç. Dr.) – Aytekin Yılmaz (Yazar) – Barış Çakmur (Dr.) – Bekir Ağırdır (Yazar, araştırmacı) – Beral Madra (Küratör, sanat eleştirmeni) – Betül Tanbay (Prof. Dr.) – Betül Yarar (Doç. Dr.) – Bülent Atamer (Kimya mühendisi) – Bülent Bilmez (Doç. Dr.) – Can Candan (Öğretim görevlisi) – Cem Öz – Cem Sey (Gazeteci) – Cüneyd Ozansoy (Doç. Dr.) - Çağatay Anadol (Yayıncı) – Çiğdem Kafesçioğlu (Prof. Dr.) – Deniz Kavukçuoğlu (Yazar) – Dilek Gökçin (Sinemacı) – Elçin Macar (Doç. Dr.) – Elvan Ergut (Doç. Dr.) – Ercan İ. Sadi (Arş. Gör.) – Erdem Yörük (Yrd. Doç.) – Erinç Erdal (Dr.) – Ergun Gümrah (Reklamcı) – Erol Katırcıoğlu (Prof. Dr.) – Ersin Salman (Reklamcı) – Ertuğrul Mavioğlu (Gazeteci) – Esat Bozyiğit (Yazar) – Esra Mungan (Yrd. Doç.) – Fatma Gök (Prof. Dr.) – Fatoş Evyapan – Ferdan Ergut (Doç. Dr.) – Ferhat Kentel (Doç. Dr.) - Ferhat Tunç (Müzisyen) – Ferhunde Özbay (Prof. Dr.) – Filiz Kardam (Doç. Dr.) – Garo Paylan (Aktivist) – Gençay Gürsoy (Prof. Dr.) – Gülsüm Cengiz (Şair) – Hacer Ansal (Prof. Dr.) – Hakan Aksay (Yazar) – Halim Bulutoğlu (Adalar Vakfı) – Hasan Gürkan (Em. Öğretmen) – Hidayet Tuksal (Yazar) – Hülya Gülbahar (Avukat) – İnci Altürk – İpek Çalışlar (Yazar) – İpek Seyalioğlu (Öğretim görevlisi) – Karin Karakaşlı (Yazar) – Kemal Yalçın (Yazar) – Levent Soy (Sanatçı) – L. Doğan Tılıç (Gazeteci) – Mehmet Bekaroğlu (Prof. Dr.) – Melek Göregenli (Prof. Dr.) – Mesut Yeğen (Prof. Dr.) - Metin Boran (Tiyatro yönetmeni) – Metin Solmaz (Yayıncı) – Mihail Vasiliadis (Gazeteci) – Mithat Sancar (Prof. Dr.) – Murat Koyuncu (Yrd. Doç.) – Murat Özbank (Yrd. Doç.) – Murat Paker (Yrd. Doç.) – Müge Karalom - Müge Yamanyılmaz – Nadire Mater (Gazeteci) – Nazan Üstündağ (Prof. Dr.) – Nazım Alpman (Gazeteci) – Necmiye Alpay (Yazar) – Nil Mutluer (Dr.) – Okan Akhan (Prof. Dr.) – Orhan Alkaya (Şair) – Osman Okkan (Belgesel sinemacı) – Orhan Silier – Oya Baydar (Yazar) – Oya Gözel (Arş. Gör.) - Öktem Kalaycıoğlu – Ömer Madra (Yayın Yönetmeni) – Özgür Sarıoğlu (Prof. Dr.) - Raşit Kaya (Prof. Dr.) – Rober Koptaş (Gazeteci) – Sefa Feza Arslan (Doç. Dr.) – Sema Bayraktar (Yrd. Doç.) – Semih Bilgen (Prof. Dr.) – Senih Özay (Avukat) – Sennur Sezer (Şair) – Sevim Belli (Yazar, çevirmen) – Sezai Temelli (Doç. Dr.) – Sezin Öney (Gazeteci) – Suavi (Müzisyen) – Süha Ünsal (Tarihçi) – Şanar Yurdatapan (Müzisyen) – Şükrü Erbaş (Şair) – Teoman Pamukçu (Doç. Dr.) – Tevfik Taş (Şair) – Tuğyan Aytaç Dural (Yrd. Doç.) – Ufuk Uras (23. dönem milletvekili) – Uygar Gültekin (Gazeteci) – Ümit Kıvanç (Yazar) – Ümit Şahin (Hekim) – Vangelis Kechriotis (Yrd. Doç.) – Vedat Türkali (Yazar) – Vedat Yıldırım (Müzisyen) – Yahya Madra (Dr.) – Yasin Ceylan (Prof. Dr.) – Yavuz O. Ataman (Prof. Dr.) - Yavuz Önen (Mimar) – Yusuf Uludağ (Doç. Dr.) – Zafer Ünal – Zeynep Danende (Hapiste Sağlık Girişimi) – Zeynep Kadirbeyoğlu (Yrd. Doç.) – Zeynep Tanbay (Dansçı)

( Yeşil Gazete )

URL : http://www.yesilgazete.org/?p=65200

Haberin Tamamı İçin: http://www.yesilgazete.org/blog/2012/10/...

Adalet Bakanlığından Yanıt Yok | Bianet

Adalet Bakanlığından Yanıt Yok | Bianet

Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) , açlık grevdekilerin sağlık durumunu tetkik etmek için Adalet Bakanlığı'na başvurusuna hala yanıt gelmedi.

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın tecridinin son bulması ve anadil üzerindeki engellerin kaldırılmasını talebiyle cezaevlerinde 63 kişinin 12 Eylül'de başlattığı açlık grevi 41. gününde.

Son bilgilere göre, grevdekilerin sayısı 58 cezaevinde 615 kişiye ulaştı.

"Açlık grevi bir intihar biçimi değildir. Bir protesto biçimidir" diyen TTB yaptığı açıklamada, yaşamsal risklerin başlayacağı günlere gelindiğini belirterek yetkilileri sorumlu davranmaları konusunda uyardı.

"Grevlere ilk başlayan grupta belirgin olmak üzere uzun süreli açlığın olumsuz etkilerinin görülmeye başlandığına dair duyumlarımız artıyor. Kimi açlık grevcilerinin B1 vitamini almayı reddettiği, kimi cezaevlerinde ise grevcilerin yalnızlaştırmaya ve tecrite tabii tutulduğu, sağlıklı içme suyu, tuz, şeker ve B1 vitamini verilmediği yönünde haberler alıyoruz.

"Bir an önce sonlanmasını dilediğimiz bu sürecin can kayıplarına yol açmaması için herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Vitamin almayı reddeden açlık grevcileri durumun bedenlerinde yaratacağı geri dönüşü olmayan zararları hakkında bilgilendirilmeli, bu katı tutumdan vazgeçmeleri yönünde çaba gösterilmeli, gerekli tıbbi takip ve muayeneleri hassasiyetle yapılmalıdır.

"Cezaevleri yönetimlerince yalnızlaştırma ve tecrit benzeri uygulamalar asla dayatılmamalı, yaklaşan bayram tatili öncesi ivedi olarak sağlıklı içme suyu, tuz, şeker ve yaşamsal önemi olan B1 vitamini mutlaka temin edilmeli ve grevcilere ulaştırılmalıdır." (NV)

Haberin Tamamı İçin: http://www.bianet.org/bianet/siyaset/141...

Af Örgütü: “Açlık Grevine Katılan Mahkumlar Cezalandırılıyor mu?” | Yeşil Gazete

Af Örgütü: “Açlık Grevine Katılan Mahkumlar Cezalandırılıyor mu?” | Yeşil Gazete

Uluslararası Af Örgütü 43. gününe giren açlık grevleri ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada Türkiye’deki cezaevlerinde açlık grevine katılan mahkumlara kötü muamelede bulunulduğu haberlerinden duyulan endişe dile getirildi ve açlık grevine girenlerin cezalandırıldığı iddialarının soruşturulması istendi.

Örgütün bugün yayınlanan açıklaması şöyle:

“Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerinin açlık grevi yapan mahkumların haklarına saygı duyulmadığı yönündeki haberlerden dolayı endişe duymaktadır. Bazıları 12 Eylül’den bu yana olmak üzere ülke çapındaki onlarca cezaevinde yüzlerce mahkum hala açlık grevinde. Açlık grevleri PKK lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesine uzun süredir izin verilmemesini protesto etmek ve ana dilde eğitim hakkı talebi ile başlamıştı.

Açlık grevleri barışçıl bir protesto şeklidir ve Türkiye yetkililerinin, bu yöntemle protesto etme hakkı dahil olmak üzere, mahkumların ifade özgürlüğü hakkına saygı duyma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Uluslararası Af Örgütü Silivri ve Şakran cezaevlerinde açlık grevinde olan mahkumların hücre hapsine konmaları ve Tekirdağ Cezaevi’ndeki gardiyanların, açlık grevine katıldıkları için mahkumlara kötü muamelede bulunduğu konusundaki haberlerden de endişe duymaktadır. Cezaevi yetkililerinin, kimi zaman, mahkumların içme suyuna ve bu suya eklenen şeker, tuz, vitamin ve diğer takviyelere erişimini kısıtladığı yönünde haberler bulunmaktadır.

Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerine açlık grevindeki mahkumlara yönelik cezalandırıcı hiçbir tedbirin alınmaması ve işkence ile diğer kötü muamelelerin mutlak bir şekilde yasaklandığının güvence altına alınması çağrısında bulunuyor. Açlık grevindeki mahkumlara, nitelikli sağlık görevlilerine yeterli erişim ve ihtiyaç duydukları her türlü tedavi sağlanmalı. Türkiye yetkilileri Silivri, Şakran ve Tekirdağ cezaevlerindeki mahkumların kötü muamele gördükleri ya da açlık grevine katıldıkları için cezalandırıldıkları iddialarını hızlı, derinlemesine, bağımsız ve etkili bir şekilde soruşturmalı.”

(Yeşil Gazete)

URL : http://www.yesilgazete.org/?p=65281

Haberin Tamamı İçin: http://www.yesilgazete.org/blog/2012/10/...

Açlık Grevleri İnsani Bir Krizdir | Radikal

Açlık Grevleri İnsani Bir Krizdir | Radikal

Kişinin isteği dışında açlık grevini sonlandırmaya çalışmak, zorla besleme gibi yolları düşünmek çok büyük bir hata olur. Hükümet yetkililerinin bu yönde beyanları olduğu görülüyor.

Türkiye yeniden cezaevlerinde yapılan açlık grevleri kriziyle yüzyüze. Son bilgilere göre 58 cezaevinde yaklaşık 483 tutuklu veya hükümlü, süresiz ve dönüşümsüz biçimde açlık grevi yapıyor. İlk başlayan 63 kişinin, bu yazı yayınlandığında, açlık grevindeki 40’ıncı günleri dolmuş olacak.

Çok geç olmadan

Açlık grevlerinin hangi şartlarda yapıldığını bütün detaylarıyla bilmiyoruz. Ancak her tür açlık grevinin sağlık üzerine kısa ve uzun vadede ciddi sonuçlara yol açacağına dair yeterince bilgi ve tecrübemiz var. Bu nedenle bu açlık grevlerinin çok geç olmadan, müzakereler ve insani çözüm yollarıyla sona erdirilmesi için her kesimin seferber olması gerek. Yani açlık grevlerinin yeni bir insani trajediye dönüşmesine izin vermemeliyiz.

Peki açlık grevleri ne gibi sağlık sorunlarına, hangi hastalık ve sakatlıklara yol açıyor? Bu soruların cevaplarını vermeyi amaçlayan bu yazı biraz soğuk ve tıbbi olacak. Ama amacım, meselenin ciddiyetiyle ve unutulmakta olduğu görülen bazı gerçeklerle ilgili olarak hafızaları biraz olsun tazelemek. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nda işkence mağdurlarının yanı sıra yıllarca açlık grevi mağdurlarını da tedavi etmeye çalıştık. Ben 1996’dan beri vakfın gönüllü hekimlerinden biriyim. 2000’lerin başındaki açlık grevi dalgasında da rehabilitasyon uzmanı olduğum için TİHV İstanbul Şubesi’nde bir dönem profesyonel olarak çalıştım ve açlık grevlerinden dolayı sakat kalan yüzlerce insanın önemli bir kısmının tedavisini bizzat üstlendim veya takip ettim.

Ekim 2000 ile 2002 yılı sonları arasında yaşanan bu son büyük açlık grevi dalgasının sonunda, cezaevinden çıkıp bize başvuran açlık grevi mağdurlarının karşı karşıya kaldıkları sağlık sorunlarıyla ilgili bir bilimsel derleme de yaptık. Açlık grevi yapan mahkumların 59’u bu eylemler nedeniyle hayatını kaybetmişti. Ancak 2002 sonrasında açlık grevine devam eden kişilerden de ölenler oldu. Hayatını kaybeden bu 59 kişiye daha sonra ölenler ve grevleri bahane edilerek yapılan 19 Aralık cezaevi operasyonlarında öldürülen 32 kişi dahil değil. Operasyonlar sırasında kullanılan bombalar ve kimyasal maddeler nedeniyle yanan, sakat bırakılan insanları da unutmamak gerek.

Büyük ve uzun

2000-2002 eylemleri dünyada bilinen en büyük ve en uzun süreli açlık grevleri olduğu için, Paris’te 2005’te yapılan Uluslararası Hukuk ve Ruh Sağlığı Kongresi’nde sunduğumuz çalışma da, -ne yazık ki- dünyada bu alanda derlenmiş ve analizi yapılmış en geniş açlık grevi serisi idi.

Haberin Tamamı İçin: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?a...

Musluk Suyuyla Açlık Grevi! | Bianet

Musluk Suyuyla Açlık Grevi! | Bianet

Barış ve Demokrasi Partisi ( BDP ) Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü Mersin ve Adana'daki cezaevleriyle ilgili bianet'e yaptığı açıklamada, özellikle Karataş Kadın Cezaevi'nde aşırı derecede hijyen sorunu olduğunu ifade etti.

Gazeteci Tayyip Temel 'in avukatı Cemil Özen de ciddi sağlık sorunlarının başladığını, Temel'in duymada, konuşmada ve yürümede zorluk yaşadığını söyledi.

Temel ve Diyarbakır D ve E Tipi cezaevlerinde açlık grevi yapan tutuklu ve hükümlüler vitamin alamıyorlar.

Kürkçü, Mersin ve Adana'da açlık grevi yapan mahpuslarla ilgili şu bilgileri verdi:

"Adana Kürkçüler Cezaevi'nde 20, Karataş Kadın Kapalı Cezaevi'nde beş kişi açlık grevinde. Mersin E Tipi Cezaevi'nde de çocuk tutuklulardan yedisi açlık grevine başlamış durumda."

"Kürkçüler Cezaevi'ndeki açlık grevcilerinin hepsi hükümlü, yarısı 5 Ekim'den, diğerleri 15 Ekim'den bu yana açlık grevinde. 5 Ekim'de açlık grevine başlayanların sağlık durumunda bozulmalar başladı. Henüz hastaneye kaldırılan kimse yok."

Kürkçü, buradaki cezaevi yönetiminin olumsuz bir tutumu olmadığını, Karataş'ta ise yönetim ile açlık grevi yapan kadınlar arasında bir gerginlik olduğunu belirtti.

"Karataş Cezaevi'nde açlık grevi yapan kadınlar ayrı koğuşa alınmış durumda. Açlık grevi yapanlar görüşe de çıkmıyorlar, aldığımız bilgilere göre bir tecrit durumu söz konusu değil bu bölgedeki cezaevlerinde, yanlarında refakatçi kalıyor."

"Doktor kontrolü olup olmadığını" sorduğumuz Kürkçü, Karataş'ta istediklerinde muayene olabilecekleri bir doktorun olduğunu, Kürkçüler Cezaevi'nde de aile hekimi olduğunu söyledi.

Açlık grevindeki bazı mahpusların musluk suyuna mecbur bırakıldığı iddiasıyla ilgili de şu açıklamayı yaptı:

"Karataş Cezaevi'nde zaten ağır bir hijyen sorunu vardı, suları akmıyor. İtfaiye su getiriyor cezaevine ama bu da içme suyu değil, temizlik suyu. İnfaz koruma memurları da bu suyu kendilerinin içmediğini söylediler. Ancak içme suyu alacak parası olmayan mahpuslar bu suyu içmek zorunda kalıyorlar."

Karataş Cezaevi'nde tek kişilik yerde iki kişinin kaldığını söyleyen Kürkçü, hapishanede fare ve haşerat problemi de olduğunu söyledi.

"B1 vitamini ya da vitamin kompleksi alınıyor mu" diye sorduk, şöyle yanıtladı:

"Meyve suları içerek doğal yollardan vitamin almaya çalışıyorlar. Ancak ilaç kullanımına ihtiyaç var, hekimler süreci izlemeli."

Kürkçü, bu meselenin sanıldığından çok daha ciddi sonuçlara gebe olduğunu, "Hükümet'in mahpusların kararlılığını test etmemesi gerektiğini" söyledi, can kaybı yaşanabileceğini ifade etti.

"Şu an grevin neden ve nasıl başladığını konuşmak yerine yaşam riski ve haklı talepleri olan insanlarla ilgili çözüm için çaba gösterilmeli."

Diyarbakır ve Diyarbakır D ve E Tipi cezaevlerinde 12 Eylül'den beri açlık grevi yapan müvekkilleri olan Avukat Özen, sağlık durumu ciddi şekilde bozulanlar olduğunu açıkladı.

"Baş ağrısı, baş dönmesi, eklem rahatsızlıkları, kusma, ishal, uyku bozukluğu, uyku düzensizliği, algıda zayıflık gibi şikayetleri var."

Bianet / Ayça Söylemez

Haberin Tamamı İçin: http://www.bianet.org/bianet/insan-hakla...

Anter Kardeşler Açlık Grevinde | Birgün

Anter Kardeşler Açlık Grevinde | Birgün

Türkiye cezaevlerinde 12 Eylül tarihinden itibaren başlatılan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 42. gününe girerken, Musa Anter'in çocukları açlık grevindeki tutsaklara destek olmak amacıyla 1 günlük açlık grevi eylemi başlattı.

Öldürülen Kürt aydın ve yazar Musa Anter'in oğlu Dicle Anter Batman'da, kızı Rahşan Anter de İzmir'de 42. gününe giren PKK ve KCK mahkûmlarının açlık grevine destek amacıyla eylem başlattı. Dicle Anter'in destek amaçlı açlık grevi için Batman'da kurduğu çadıra polis müdahalesi oldu. Polis Anter'in çadırı kaldırmasını ve eylemini bitirmesini istedi. Polisler, Dicle Anter'in Batman Sineması'nın bahçesine kurduğu çadırı kaldırdıktan sonra, Anter'in, "Çadır yok, şu anda yağmur altında oturuyorum, içeriye de girmeyeceğim," dediği bildirildi.

Rahşan Anter'in İzmir'deki eylemi ise, polis gözlemi altında ancak müdahale olmaksızın sürdürüyor.

İzmir'de Musa Anter'in kızı Rahşan Anter, Batman'da oğlu Dicle Anter cezaevlerinde 42’nci gününe giren açlık grevlerine destek amacıyla bir günlük eyleme başladı. Açlık grevlerine bir insan duyarlılığıyla yaklaştıklarını söyleyen Anter, "Başbakanın ’düşünmezseniz yoktur’ açıklamasına cevabımız şudur, İnsanız düşünüyoruz, siz düşünmüyorsanız sorun sizdedir" dedi.

Cezaevlerinde PKK davalarından hükümlü mahkûmlarla, KCK operasyonunda tutuklananların, ana dilde eğitim, kürtçe savunma hakkı ve Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarının iyileştirilmesi için başlattıkları açlık grevi 42’inci gününe girdi. Musa Anter’in İzmir’de yaşayan kızı Rahşan Anter de, açlık grevlerine destek vermek amacıyla, Konak Meydanı’nda bir günlük eylem başlattı.

Rahşan Anter: İnsanlar ölmesin
Rahşan Anter, oturma ve açlık grevine üzerinde "Musa Anter’in çocukları, açlık grevindeki Ape Musanın torunlarının ölmemesi için kamuoyunu duyarlı olmaya davet ediyor. Anter Ailesi" yazılı parkartın önünde başladı.

Çeşitli siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin de desteğini alan Rahşan Anter, açlık görevi eyleminin sembolik olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:

"İzmir halkının ve Türk kamu oyunun dikkatini bu noktaya çekmek istiyorum. Bizim şu anda çok sorunumuz var. Ancak acil olan bu çocuklarımızı, insanlarımızı, kardeşlerimizi, dostlarımızı her an ölme durumuna biran önce çare bulunmasını istiyoruz. Burada bulunmamın gereğini de bu. Devlet olarak Türkiye’deki tüm insanlar olarak, bu insanlarımız ölmemesi için duyarlı olalım. 5 bin kişi havvanlar için için yürüdü. Ben de bir hayvanseverim onlarında arkasında oldum. Ama duyarlı olalım. Bugün sayıları hızla artan açlık grevindekilerin talepleri de görülsün. Bu kan davasının bitmesi için, akan kanın durması için, barış olması için yapıyorlar bu açlık grevini. Kuş tüyü yastık istemiyor onlar. İleride olabilecek durumlar için bir mesaj vermek istiyorlar. Ben önce bir insan, kadın ve anne olarak Musa Anter’in kızı olarak benim vazifem bu. Ben bugün bu açlık görevini yaptım, hepimiz sorumluyuz bu olanlardan, bununla dikkat çekmek istedim. Benim yaptığım açlık grevi tamamen sembolik. Türkiye’de sorunlar çok, ’Derdim çoktur hangisine yanayım’ türküsündeki gibi. Ama acil olan bu çocukların eylemlerine son verilmesidir. Bu Türk meselesine, kürt meselesine çekilmesin. Ben buna vatandaş olarak reaksiyon gösteriyorum. İnsan olarak buradayımç"

Rahşan Anter, basına dağıttığı yazılı açıklamasında ise, "Başbakanın ’düşünmezseniz yoktur’ açıklamasına cevabımız şudur, İnsanız düşünüyoruz siz düşünmüyorsanız sorun sizdedir" görüşlerine yer verdi. Rahşan Anter’in eyleminin 24 saat devam edeceği bildirildi.

(t24)

Haberin Tamamı İçin: http://www.birgun.net/actuels_index.php?...

Açlık Grevine Destek Veren Dicle Anter'in Çadırına Polis Müdahalesi!.. | T24

Açlık Grevine Destek Veren Dicle Anter'in Çadırına Polis Müdahalesi!.. | T24

İzmir'de Musa Anter'in kızı Rahşan Anter, Batman'da oğlu Dicle Anter cezaevlerinde 42’nci gününe giren açlık grevlerine destek amacıyla bir günlük eyleme başladı

Öldürülen Kürt aydın ve yazar Musa Anter 'in oğlu Dicle Anter Batman'da, kızı Rahşan Anter de İzmir'de 42. gününe giren PKK ve KCK mahkûmlarının açlık grevine destek amacıyla eylem başlattı. Dicle Anter'in destek amaçlı açlık grevi için Batman'da kurduğu çadıra polis müdahalesi oldu. Polis Anter'in çadırı kaldırmasını ve eylemini bitirmesini istedi. Rahşan Anter'in İzmir'deki eylemi ise, polis gözlemi altında ancak müdahale olmaksızın sürdürüyor.

İzmir'de Musa Anter'in kızı Rahşan Anter, Batman'da oğlu Dicle Anter cezaevlerinde 42’nci gününe giren açlık grevlerine destek amacıyla bir günlük eyleme başladı. Açlık grevlerine bir insan duyarlılığıyla yaklaştıklarını söyleyen Anter, "Başbakanın ’düşünmezseniz yoktur’ açıklamasına cevabımız şudur, İnsanız düşünüyoruz, siz düşünmüyorsanız sorun sizdedir" dedi.

Cezaevlerinde PKK davalarından hükümlü mahkûmlarla, KCK operasyonunda tutuklananların, ana dilde eğitim, kürtçe savunma hakkı ve Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarının iyileştirilmesi için başlattıkları açlık grevi 42’inci gününe girdi. Musa Anter’in İzmir’de yaşayan kızı Rahşan Anter de, açlık grevlerine destek vermek amacıyla, Konak Meydanı’nda bir günlük eylem başlattı.

Rahşan Anter, oturma ve açlık grevine üzerinde "Musa Anter’in çocukları, açlık grevindeki Ape Musanın torunlarının ölmemesi için kamuoyunu duyarlı olmaya davet ediyor. Anter Ailesi" yazılı parkartın önünde başladı.

Çeşitli siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin de desteğini alan Rahşan Anter, açlık görevi eyleminin sembolik olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:

"İzmir halkının ve Türk kamu oyunun dikkatini bu noktaya çekmek istiyorum. Bizim şu anda çok sorunumuz var. Ancak acil olan bu çocuklarımızı, insanlarımızı, kardeşlerimizi, dostlarımızı her an ölme durumuna biran önce çare bulunmasını istiyoruz. Burada bulunmamın gereğini de bu. Devlet olarak Türkiye’deki tüm insanlar olarak, bu insanlarımız ölmemesi için duyarlı olalım. 5 bin kişi havvanlar için için yürüdü. Ben de bir hayvanseverim onlarında arkasında oldum. Ama duyarlı olalım. Bugün sayıları hızla artan açlık grevindekilerin talepleri de görülsün. Bu kan davasının bitmesi için, akan kanın durması için, barış olması için yapıyorlar bu açlık grevini. Kuş tüyü yastık istemiyor onlar. İleride olabilecek durumlar için bir mesaj vermek istiyorlar. Ben önce bir insan, kadın ve anne olarak Musa Anter’in kızı olarak benim vazifem bu. Ben bugün bu açlık görevini yaptım, hepimiz sorumluyuz bu olanlardan, bununla dikkat çekmek istedim. Benim yaptığım açlık grevi tamamen sembolik. Türkiye’de sorunlar çok, ’Derdim çoktur hangisine yanayım’ türküsündeki gibi. Ama acil olan bu çocukların eylemlerine son verilmesidir. Bu Türk meselesine, kürt meselesine çekilmesin. Ben buna vatandaş olarak reaksiyon gösteriyorum. İnsan olarak buradayımç"

Rahşan Anter, basına dağıttığı yazılı açıklamasında ise, "Başbakanın ’düşünmezseniz yoktur’ açıklamasına cevabımız şudur, İnsanız düşünüyoruz siz düşünmüyorsanız sorun sizdedir" görüşlerine yer verdi. Rahşan Anter’in eyleminin 24 saat devam edeceği bildirildi.

T24

Haberin Tamamı İçin: http://t24.com.tr/haber/aclik-grevine-de...

2 Tutsak Açlık Grevini Ölüm Orucuna Çevirdi | Sol Haber

2 Tutsak Açlık Grevini Ölüm Orucuna Çevirdi | Sol Haber

Gümüşhane E Tipi Kapalı Cezaevi'nde kalan Hacı Aslan ile Adem Yıldız, 9 Ekim'de başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemini 16 Ekim'den itibaren ölüm orucuna çevirdiklerini açıkladı.

ANF 'nin haberine göre, Türkiye cezaevlerinde bulunan PKK'li ve PAJK'lı tutsakların 12 Eylül'den bu yana PKK lideri Abdullah Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması ve anadil üzerindeki baskıların kaldırılması istemi ile sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 42. gününe girerken, Gümüşhane'de bulunan 2 tutuklu eylemlerini ölüm orucuna dönüştürdüklerini açıkladı.

Gümüşhane E Tipi Kapalı Cezaevi'nde kalan Hacı Aslan ile Adem Yıldız isimli 2 tutsak, aileleri aracılığıyla yaptıkları açıklamada, 9 Ekim'de başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerini 16 Ekim tarihinden itibaren ölüm orucuna çevirdiklerini duyurdu. Aslan ve Yıldız, taleplerin yerine getirilene kadar eylemlerinin devam edeceğini kaydetti.

Haberin Tamamı İçin: http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyase...

Açlık Grevine Hükümetten "Müdahale" Sinyali | CNN Türk

Açlık Grevine Hükümetten "Müdahale" Sinyali | CNN Türk

PKK ve KCK davaları tutuklu ve hükümlülerinin başlattığı açlık grevinde 42'inci güne girildi. 58 cezaevinde devam eden greve katılan mahkumların sayısı 635'e ulaştı. Tutuklu yakınlarına göre, 63 mahkumun durumu kritik aşamada. Adalet Bakanlığı ise henüz hayati tehlike olmadığını açıkladı ve müdahale sinyali verdi.

58 cezaevindeki 635 mahkum 'de "Öcalan'ın cezaevi koşullarının iyileştirilmesi" ve "Ana dilde savunma hakkı" talepleriyle açlık grevine başladılar.

PKK ve KCK davalarından tutuklu ve hükümlü bulunan mahkumların açlık grevi 42. gününde. Adalet Bakanlığı yetkilileri, "Açlık grevinde hayati tehlikesi bulunan mahkum yok" diyor. Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Dernekleri Federasyonu'na göre ise, 63 mahkumun durumu kritik aşamada.

Vatan gazetesine konuşan Federasyon Başkanı Zübeyde Teker, 7 cezaevindeki 63 kişinin açlık grevinde 42. güne girdiğini, sonradan başlayanlarla birlikte sayının 635 olduğunu belirtti. Teker, "içlerinde durumu ağır olanlar var. Görme bozuklukları, uykusuzluk, mide ve bağırsak kanaması, hafıza sorunları, kas ağrıları gibi belirtiler başlamış durumda" dedi. Teker, grevin ilk 10 gününde Bolu, Kandıra ve Silivri cezaevlerinde mahkumların su dışında bir şey almalarına izin verilmediğini savundu. Mahkumların cezaevi yönetimlerince ölüm orucuna zorlandıklarını ileri sürdü.

Adalet Bakanlığı ise müdahale sinyali verdi. Müsteşar Yardımcısı Sefa Mermerci, "Yaşamsal tehlike olduğu zaman devletin müdahale hakkı var, müdahale edilir" dedi.

İstanbul, Nusaybin ve İzmir'de eylemler

Bugün pekçok şehirde açlık grevlerine destek eylemleri vardı. İstanbul Esenyurt'taki eyleme polis müdahale etti.

Haberin Tamamı İçin: http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/10/2...

Ahmet Türk'ten Açlık Grevi Uyarısı

Ahmet Türk'ten Açlık Grevi Uyarısı

PKK ve KCK'lı mahkûmların "anadilde eğitim ve savunma hakkı ile Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması" talebiyle başlattığı açlık grevleri 43. gününe girdi. Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk, dün Van Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk ve BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık'la birlikte Van F Tipi Cezaevi'ne giderek açlık grevindeki mahkûmları ziyaret etti. Milletvekilleri KCK operasyonunda tutuklanan ve açlık grevi eylemine katılan Van Belediye Başkanı Bekir Kaya ile de görüştü.

Taraf'ın haberine göre; cezaevi çıkışında gazetecilere açıklama yapan Türk, açlık grevleriyle ilgili suskunluğun devam etmesi durumunda bir felaket yaşanacağını belirterek, şunları söyledi: "Cezaevlerinde 12 Eylül'ü aratacak uygulamalar var. Bugün yaşanan açlık grevleri 12 Eylül'ü bize hatırlatıyor. Sorun giderek kritik bir hâl alıyor. Ama şunu da belirteyim, bu durum karşısında büyük bir suskunluk var. Bu suskunluk devam ederse, bir felakete yol açacaktır. Tüm sivil toplum örgütlerine, aydınlara ve yaşam hakkının kutsal olduğuna inananlara çağrıda bulunuyoruz. Bu duruma ses çıkarmalarını bekliyoruz."

Haberin Tamamı İçin: http://www.ensonhaber.com/ahmet-turkten-...

Cezaevlerindeki Açlık Grevlerinin 43. Gününde Basında Değerlendirme ve Çağrılar

Cezaevlerindeki Açlık Grevlerinin 43. Gününde Basında Değerlendirme ve Çağrılar

Öcalan'a tecridin kaldırılması ve anadilde eğitim-savunma talepleriyle başlatılan açlık grevlerinin 43. gününde basında yapılan değerlendirme ve çağrılar...

Cezaevlerindeki açlık grevlerinde 43. güne girilirken ve pek çok açlık grevinin fiili olarak ya da verilen kararlarla "ölüm orucu"na dönüştüğüne ilişkin haberler gelirken, birçok gazete yazarı acil çözüm çağrısı yaptı.

Abdullah Öcalan'a tecritin kaldırılması ve anadilde eğitim-savunma hakkının tanınması talepleriyle 12 Eylül'den itibaren başlatılan açlık grevlerinde gelinen kritik noktaya ilişkin değerlendirmeler...

"Açlık grevi varken bayram yapabilmek"

Milliyet'te Mehveş Evin, "Açlık grevi varken bayram yapabilmek" başlıklı yazısında şöyle diyor:

Grev yapanların seçtiği yöntemi ve isteklerini onaylamanız, desteklemeniz gerekmiyor. Açlık grevi, bir insanlık dramı, bir çeşit intihardır. Buna kayıtsız kalmak, 'insanım' diyen için mümkün olamaz... Peki, açlık grevi yapanlar ne istiyor? Aslında bugün açık açık tartışılan, Öcalan’a tecridin sonlandırılmasını... Pek çok sivil toplum kurumunun, üniversitelerin, Anayasa Komisyonu’na sunduğu görüşler arasında yer alan, anadilde eğitim hakkını... 'Yeni bir Oslo'dan söz edilirken, siyasi tutukluların talepleri tabu muamelesi görüyor.

"Neticede herkes politika yapıyor... Peki, bu insanlarda kalıcı hasarlar olduğunda... Ölümler birer birer, onar onar başladığında... 'Politika' kimin işine yarayacak? İnsan hayatı her şeyden daha değerli değil mi? Yoksa bazı insanların hayatı diğerlerinden değerli mi?"

Türk: "Yarı açık bir cezaevine dönüştürülen bu ülkenin özgürleşmesi için direniş"

Hasan Cemal, Milliyet'teki köşesinde, Mardin milletvekili (bağımsız) ve Demokrtik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Ahmet Türk'ün gönderdiği mektubun tamamını yayınladı. Mektubunda Türk şöyle diyor:

"Yüzlerce Kürt genci 43 gündür bedenlerini neden ölüme yatırmıştır? Cezaevlerindeki Kürt gençlerinin talebi kendi yaşam koşullarının iyileştirilmesi değildir. Ülkenin giderek kötüleşen koşullarının iyileştirilmesi için bedenlerini ölüme yatırmış durumdalar. Giderek yarı açık bir cezaevine dönüştürülen bu ülkenin özgürleşmesi için direniş yürütüyorlar..."

Açlık grevindeki mahpusların taleplerinin "75 milyonu yakından ilgilendirdiğini" ve "Türkiye'nin geleceğini belirleyecek talepler" olduğunu belirten Türk, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bu yüzden bu ülkede yaşayan, bu ülkenin demokratik geleceğini düşünen, huzur arayan, özgürlük isteyen, barış talep eden, emeğinin karşılığını isteyen hiç kimse duyarsız kalamaz, seyirci kalamaz. Ama ne yazık ki bugün Türkiye bu duyarlılık noktasında değildir. Cezaevlerindeki açlık grevleri yeterince sahiplenilmiyor..."

"'Siyasi kurban' verilen bir Kurban Bayramı iyi anılmaz"

Radikal'de Cengiz Çandar'ın "Kurban Bayramı'nda 'siyasi kurbanlar'" başlıklı yazısından:

"Kurban Bayramı arefesinde 'canların sakınılması' ve insan sağlığına 'kalıcı zarar'ın önlenmesi, ancak 'açlık grevleri'ne kalkışanların tek taraflı iradeyle eylemlerine son vermesiyle mümkün olabilir... Bunu yaptıkları anda, 'açlık grevi'ne kalkışmalarının gerekçesi olan hiçbir talepleri karşılanmamış olacaktır. Ya da, hükümetin, 'Kürt sorunu'nun çözüm sürecine ilişkin gerçekten, elle tutulur ve somut adımlar atacağına ilişkin bir 'bayram mesajı' vermesi gerekir ki, 'ölüm orucu'’, bunun karşılığında bir '‘jest' olarak bitirilebilsin. Aksi halde, bu 'Kurban Bayramı' yakın geleceğimizde iyi anılmayacak. 'Siyasi kurban' verilen bir 'Kurban Bayramı' iyi anılmaz."

"Devlet adına biri çıkıp demeli ki"

Rauf Tamer, Posta'daki "Çok mu zor" başlıklı yazısında, "Açlık grevinden kim caydıracak bu çocukları?" diye sorduktan sonra önce adres olarak "tırnaklarını oynatmayan abileri ve ablaları" gösteriyor: "Ne yazık ki onları en iyi etkileyebilecek olan abileri ve ablaları, tırnaklarını oynatmıyorlar... Onlar saltanat sürecekler, gariban Kürt çocukları ise can verecekler. Kimi dağda ölecek, kimi cezaevinde."

Tamer, ikinci, adres olarak da devleti gösteriyor: "Günahın büyük kısmı da devlete ait. Duruşmalarda Kürtçe savunma hakkı’nı tanımak, büyük bir lütufmuş gibi, koskoca devlet, kasıldıkça kasılıyor. Anadil lütuf sayılır mı? Öbür mesele ne? Öcalan’a uygulanan tecrit. Bunda da mantık yok.? Her an müzakereye oturabileceğin bir mahkuma niçin hâlâ tecrit uygulanır? Devlet adına biri çıkıp demeli ki: 1) Tecrit kaldırılmıştır. 2) Anadilde savunma hakkı gayet doğaldır. Önce bu. Açlık grevlerini durdurmak."

"Olanakları görmemek... çözüm istemeyenlere özgü bir refleks"

Radikal'de Oral Çalışlar şöyle diyor: "Sorunun çözümü için yararlanabileceğimiz önemli olanakları görmemek -ki bana göre Öcalan da bu olanaklar arasında değerlendirilebilir- çözüm istemeyenlere özgü bir refleks. 'İmralı'yla görüşülebilir' diyen Başbakan var. Ölüm oruçları konusunda ve 'Tecrit kalksın' talepleri karşısında neden sessiz kalıyor? Kolayca kabul edilebilmesi mümkün olan insanî taleplerin, ölümlere yol açmaması için hepimizin bir şeyler yapması gerek."

"Devekuşu gibi kafayı kuma gömme zamanı çoktan geçti"

Eyüp Can, Radikal'deki yazısında şöyle diyor: "Açlık grevindeki mahkûmların talebi olan Öcalan'a tecrit de anadilde savunma hakkı da çözümü zor konular değil... O zaman niye bu ölüm sessizliği? Harekete geçmek için illa birilerinin ölmesi mi gerekiyor. Herkes biliyor ki ölüm oruçlarını durdurabilecek en önemli kişi uzun süredir avukatlarıyla görüşemeyen Abdullah Öcalan. Daha önce iki kez 'Bu yaptığınız çözüm sürecine katkı sunmaktan çok, zarar veriyor' diyerek durdurdu. Şimdi durdurmaması için hiçbir sebep yok. Tek sebep tecridin devam ediyor oluşu. 'Koster bozuldu, hava şartları uygun değil' bahaneleriyle tam bir buçuk yıl geçti. Ama bakın ne Kürt sorununun çözümü yolunda bir mesafe alındı ne de şiddet ve terör bitti. Devekuşu gibi kafayı kuma gömme zamanı çoktan geçti. Evet ölümü ve öldürmeyi kutsayan her türlü ideolojiye karşı çıkalım ama hangi gerekçeyle olursa olsun cezaevlerinde devlete emanet edilen bedenleri ölüme terk etmeyelim."

Haberin Tamamı İçin: http://www.imc-tv.com/haber-43-gunde-acl...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin Açlık Grevindeki Mahkûmlarla Görüşüyor | T24

Ergin'in tutuklu gazetecilere ilişkin yapılan çalışmayı da açıklaması bekleniyor

Hapishanelerde süren açlık grevi eylemi 43'üncü gününe girerken Adalet Bakanı Sadullah Ergin açlık grevi yapan mahkûmların talebini dinlemek ve bayramlaşmak için Sincan Cezaevi'ne gitti.

Ergin'in şu saatlerde açlık grevi yapan mahkûmlarla görüşüyor.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile açlık grevinde bulunan mahpusların ailelerinin Adalet Bakanlığı Müsteşarlığı'yla yaptığı görüşmenin ardından bugün Adalet Bakanı Ergin'in Sincan Cezaevi'nde açlık grevinde bulunan mahpuslarla görüşeceği öğrenildi.

Öte yandan Ergin bugün tutuklu gazetecilere ilişkin yapılan çalışmayı da açıklaması bekleniyor.

PKK ve PAJK davaları mahpusları Abdullah Öcalan'a yönelik tecridin kaldırılması ve anadilde eğitim-savunma talepleriyle 12 Eylül'den bu yana açlık grevi eylemine başlamıştı.

Haberin Tamamı İçin: http://t24.com.tr/haber/adalet-bakani-sa...

Bakan'dan 'açlık grevini bitirin' çağrısı

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, cezaevlerindeki açlık grevlerinin cezaevlerinin mevcut şartlarına yönelik olmadığını belirterek, "Cezaevi dışındaki bir takım talepleri kapsayan eylemlerdir." dedi.

Ergin, Sincan Cezaevi'nde mahkumlarla bayramlaştı. F1, F2, L1 kadın ve çocuk cezaevlerini gezen Ergin, incelemelerde bulundu. Konuya ilişkin Sincan Cezaevi'nde basın toplantısı düzenleyen Bakan Ergin, ziyaretlerde sıkıntıları dinlediğini ifade etti.

Haberin Tamamı İçin: http://siyaset.milliyet.com.tr/adalet-ba...

Bakan Ergin: 'Sesiniz Duyuldu Açlık Grevini Bırakın'

Adalet Bakanı Sadullah Ergin Sincan Cezaevi kampüsünde açlık grevi yapan hükümlü ve tutuklularla görüştü.

Bakan Ergin ziyaretinin ardından yaptığı basın toplantısında açlık grevleri konusunda şunları söyledi:

  • 680 civarında tutuklu hükümlü açlık grevi yapıyor. Büyük bir titizlikle takip edip olumsuz bir durum oluşmaması için her türlü tedbiri aldık. Parti olarak önce insanı yaşatmak için yola çıktık ve var gücümüzle çalışıyoruz.

  • Açlık grevleri cezaevlerinin koşullarıyla ilgili değil, cezaevi koşulları dışındaki konularla ilgili hepinizin bildiği taleplerdir. Türkiye evrensel demokrasi koşullarına ulaşmak için uğraşıyor ve son Ak Parti Kongresi’nde anadilde savunma hakkının 2023 yılı hedefleri içinde yer alması doğrultusunda bir çalışma başlattık. Bu çalışmaları Bakanlar Kurulu'nun dikkatine sunmak için hazırlanıyoruz.

  • Bu eylemi yapan hükümlü ve tutuklulara söylüyorum: Kendi bedenleriniz, kendi sağlığınız, sizi sevenler ve sevdikleriniz için bu bayram arefesinde bu eylemden vazgeçmelerini söylüyorum. AB sürecinde mevcut şartlarını yenileyen, irade sahibi bir hükümeti var. Bu hedef noktasında güçlü bir yürüyüş üzerinde olduğumuzu da ifade ediyorum. İmkan dahilinde olan adımlar tarafımızdan atılıyor. Savunma tarafında çalışmalar yapılıyor.

Haberin Tamamı İçin: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?a...

Demirtaş, Adalet Bakanı'nın Açlık Grevindekilerle Görüşmesine Ne Dedi?

Demirtaş, Adalet Bakanı Sadullah Ergin 'in, Sincan'daki ceza ve infaz kurumları kampüsünü ziyaretini değerlendirdi

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Adalet Bakanı Ergin'in, tutuklularla, açlık grevine girmiş olanlarla görüşmesi elbette ki olumlu bir gelişmedir. Ama asıl olumlu gelişme, taleplere olan yaklaşımla ortaya çıkacaktır" dedi.

Demirtaş, Midyat M Tipi Kapalı Cezaevi önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, cezaevlerinde günlerdir ölüm orucunun devam ettiğini belirtti.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin 'in, Sincan'daki ceza ve infaz kurumları kampüsünü ziyaret ettiğini, çıkışta nasıl bir açıklama yapacağını bilmediklerini kaydeden Demirtaş, şunları söyledi:

“Umut ediyoruz ki tutukluların bu haklı meşru taleplerinin milyonlarca Kürdün talebi olduğunu bilecek, bunu idrak edecek ve bunun gereklerini yerine getirecek bir açıklama yaparlar. Beklentimiz budur.

Adalet Bakanı Ergin'in, tutuklularla açlık grevine girmiş olanlarla görüşmesi elbette ki olumlu bir gelişmedir. Ama asıl olumlu gelişme, taleplere olan yaklaşımla ortaya çıkacaktır. Çünkü bir devlet göz göre göre anayasayı, kanunu, hukuku çiğneyerek 455 gündür koster bozuk, hava bozuk yalanı ile İmralı 'da tecrit uygulayamaz. Bu nedenle tutsak arkadaşlarımızın başlattığı ölüm orucu, kendi kişisel istekleri, kendi cezaevlerindeki koşullarıyla ilgili değil, dışarıda gerillanın, askerin, polisin anasının, babasının yüreğinin yanmaması için kendi bedenlerini ölüme yatırma gibi onurlu bir duruştur, onurlu bir direniş.”

Kürt haklının, her yerde, gece gündüz demeden, en yüksek sahiplenmeyi ortaya koymak gibi vicdani, ahlaki bir siyasi sorumlulukla karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Demirtaş, “Partimiz bu konuda gerekli programı planlamayı çıkarmıştır. Bizler yarın Bingöl Cezaevi önünde olacağız. Bizim bayram kutlamamız bayramı sevinç içinde karşılamamız imkansızdır. Dışarıda, dağlarda, şehirlerde kan akarken, cezaevlerinde arkadaşlarımız genç bedenlerini ölüme yatırmışken biz bayram kutlayamayız. Böylesi bir bayramı Kürt halkı sevinçle karşılayamaz. Herkesin buna saygı duyması saygı göstermesi lazım” diye konuştu.

Açıklamanın ardından Demirtaş ve beraberindekiler, cezaevinde açlık grevine destek veren Reşat Kaymaz ve Abdullah Oral'ın Kızıltepe ilçesinde yaşayan ailelerini ziyaret etti.

T24

Haberin Tamamı İçin: http://t24.com.tr/haber/demirtas-adalet-...

'Diyarbakır Formülü' Gündemde

Adalet Bakanı Ergin'in Sincan Cezaevi'ndeki açlık grevcilerini ziyareti ve yaptığı açıklamalar umut ışığı oldu. Bakan ile 'Temas Grubu' arasında Öcalan'la görüşme konusunda Diyarbakır Barosuna kayıtlı bir avukat formülünde uzlaşıldığı öğrenildi.

Türkiye ’nin en önemli gündem maddesine dönüşen açlık grevlerinin çözümünde önemli gelişmeler yaşandı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin , tarihi bir adım atarak dün Sincan Cezaevi’nde açlık grevindeki tutuklularla görüştü ve “Mesaj alınmış, eylem amacına ulaşmıştır” dedi. Ergin görüşmeden sonra Radikal ’e de “Biz de çözüm istiyoruz ama her şey bizim elimizde değil” değerlendirmesini yaptı.

Ergin, açlık grevlerini bitirmek için yoğun bir mesai içindeydi. Ergin, önceki akşam, aralarında Gençay Gürsoy, Avni Özgürel , Fetiye Çetin, Hidayet Tuksal, Osman Kavala, Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, GÜNSİAD Başkanı Şah İsmail Bedirhanoğlu, İHD Başkanı Öztürk Türkdoğan gibi isimlerin bulunduğu ‘Temas Grubu’ ile görüştü. Öcalan ile görüşme konusunda Adalet Bakanlığı ’nın tek karar mercii olmadığına dikkat çeken Ergin, sorunu çözmek için yapıcı olduklarını ortaya koydu. Görüşmede, Öcalan’ın bayramda kardeşi ve bir avukat tarafından ziyaret edilmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Ancak Ergin, avukatın Öcalan’ın vekâleti bulunan Asrın Hukuk Bürosu’ndan bir isim olmaması şartını koydu. Temas Grubu, Diyarbakır Barosu’ndan bir avukatın İmralı ’ya gitmesini önerdi.

Uzlaşma sağlandı

Görüşmede olumlu bir sonuç çıkınca, Ergin dün Sincan Cezaevi’ne sürpriz ziyaret gerçekleştirdi ve eylemci mahkumlarla görüşerek gelişmeler hakkında bilgi verip, eylemi bitirme çağrısı yaptı. Eylemcilerle görüşlerini paylaştığını, taleplerini dinlediğini, kendisi için de yararlı bir görüşme olduğunu söyleyen Ergin, daha sonra yaptığı basın toplantısında şunları kaydetti: “Şu anda Türkiye’de 680 civarında hükümlü ve tutuklu açlık grevi yapmakta. İdareye bu şekilde beyanları var ve bunu uyguluyorlar. Bu eylemin başladığı ilk günden, bugüne kadar büyük bir titizlikle olay bakanlığımız ve kurumlarımız tarafından takip ediliyor. Olumsuz herhangi bir sonucun oluşmaması için her türlü tedbiri özenle aldık, almaya devam ediyoruz. Parti olarak, anlayış olarak yola çıktığımız bugüne kadar önce insan diyerek yola çıktık. Bunun gereklerini yerine getirebilmek için var gücümüzle çalıştığımızı ifade etmeliyim.”

Anadilde savunma

Eylemcilerin taleplerinin cezaevi koşullarıyla ilgili olmadığına dikkat çeken, Bakan Ergin şöyle konuştu: “Bu talepleri tarafınızdan bilinen talepler. En son yapılan 2023 vizyonuna dönük olarak bir takım taahhütlerde bulundu AK Parti . Kamuoyuyla paylaştığımız taahhütlerle arasında hepinizin bildiği gibi, ana dilde savunma hakkını da içeren taahhüdümüz var. Bu hedef, bizim için bir talimat olarak değerlendirilmiş ve bakanlık olarak bu noktada çalışmalar yapmış durumdayız. Bu çalışmaların olgunlaştırılması ve ceza, infaz ve usul hukuku uzmanlarının katkılarının alınmasıyla beraber Bakanlar Kurulu’nun görüşüne sunulacağını da buradan ifade etmek istiyorum.”

Haberin Tamamı İçin: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?a...

‘Ölümler Olmadan Çözüm İstiyoruz’ | Milliyet

Diyalog ve Temas Grubu, cezaevlerinde ölümler başlamadan hükümetin diyalog sürecinin başlatılması gerektiğini açıkladılar

“Diyalog ve Temas Grubu” cezaevlerindeki açlık grevlerinin sona erdirilmesi ve Kürt meselesinde müzakerelerin başlatılması için önceki gün Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüştü. Ölümler yaşanmadan diyalog sürecinin başlatılmasını talep eden grup üyeleri, Milliyet’e konuştu:

Mehmet Emin Aktar (Diyarbakır Baro Başkanı): Ölümler yaşanmadan açlık grevlerinin sonlanmasını istiyoruz. Temas heyeti bir takvim hazırlayacak, randevular alacak. Temelde arzuladığımız siyaset kurumunun, diyalog sürecinin işlemesini sağlamak ve ortak dil oluşturabilmek. Arabulucu ya da yol haritası sunacak heyet değiliz. Ortak kaygımız, ölüm olmadan Kürt sorununun çözümüne ilişkin diyalog yolu açmak.

Prof. Dr. Gençay Gürsoy (Eski Türk Tabipleri Birliği Başkanı): Başından beri açlık grevleri ile ilgili sorunun çözülmesini istiyoruz. Bununla ilgili temaslara devam ediyoruz. İnsanların yaşamı söz konusu. Kürt halkının talepleri karşılanması mümkün talepler. Dolayısıyla çatışmalar ne kadar gergin ortam yaratırsa yaratsın, hakların verilmesiyle ortamı yumuşatacak adımlar olmalı. Müzakereler başlamalı.

Akın Özçer (Emekli diplomat): Görüşmeye açlık grevleri için gittik. Ölümleri durdurabiliriz düşüncesiyle görüşme yaptık. Gençay Bey, açlık grevlerinde ölüme giden süreci anlattı. Kürtçe savunma, yasal değişiklik gerektirmeyen bir talep, kısa zamanda yapılabilir. Adalet Bakanı anadilde savunma hakkı ile ilgili bir paket hazırlandığını, çalışmaların tamamlandığını söyledi.

Haberin Tamamı İçin: http://gundem.milliyet.com.tr/-olumler-o...

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
muratavsar391
Murat Avşar

Sayın Bakan sorunu çözme mevkidesiniz neden çözümü söylemek yerine uzun cümleler kuruyorsunuz...Bu ülkeye ve halklarına bayramı zehir etmeyin...Siyaseti değil vicdanınızı dinleyin...

muratavsar391
Murat Avşar

Tutukluların öne sürdüğü üç talepte rahatlıkla karşılanabilecek taleplerdir. Hükümetin duyarsızlığını anlamak mümkün değildir. Kürtler bir hakkı elde etmek için illede de ölmeleri mi gerekiyor?

meserretgun9
Meserret Gün

cezaevlerindeki yoldaşlarımız hem kendi halkı ve tüm baskı altında yaşamaya zorlanan halkların mücadelesini veriyoriar.. Heval Hasip heval faysal heval selma ve tüm yoldaşlara selam olsun.artık bu çıkmazdan çıkmanın zamanı geldi

abidinkabak
Abidin Kabak

daha bugün elazığda bdp ve kürtleri zerdüştlükle suçlayan başbakandan nasıl bir beklenti olur bilemem ama diliyorumki olumlu bir adım atılır ve bu ölüm orucundan ölümle değil sağ ve canlı çıkar toplum vicdanı

TWITTER'DA NE DİYORLAR?

fanalbo
fanalbo@fanalbo

@CNNSonDakika en nihayet hadi bakalım

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAçlık greviAdalet ve Kalkınma PartisiAdanaAhmet KayaAnkaraAntalyaAvrupa BirliğiAydınBarış ve Demokrasi PartisiBingölDiyarbakırDövizFormula 1Gezi ParkıGültan KışanakHakkariHatayİmralıİntiharİstanbulİzmirKurban BayramıMersinMuşÖğretmenÖlüm OrucuÖmer ÇelikOrta Doğu Teknik ÜniversitesiOsmaniyeRecep Tayyip ErdoğanSelahattin DemirtaşŞırnakTekirdağTerörTiyatroTürkiye Büyük Millet MeclisiVan
Görüş Bildir