Çanakkale Boğazı Haberleri

Çanakkale Boğazı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Çanakkale Boğazı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Bilim İnsanları Uyardı: 'Ya Kanal ya İstanbul...'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘çılgın proje’ olarak lanse ettiği Kanal İstanbul Projesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere kampüsünde konunun uzmanlarınca masaya yatırıldı. Uzmanlar ekolojik dengenin bozulacağını belirterek, ''Ya kanaldan ya İstanbul'dan vazgeçeceğiz'' dedi.Prof. Dr. Naci Görür, olası İstanbul depreminde Kanal İstanbul’da yaşanacak yıkıma karşı uyardı: 'Kanal nerede yapılırsa yapılsın Marmara’ya girdiği yerde en az 10 şiddetinde etkilenecek. Daha fazla olabilir.' EKOLOJİK DENGE BOZULACAK, DEPREMİN RİSKİ ARTACAK İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Turgut Tarhanlı’nın moderatörlüğünü yaptığı ‘Hukuki, Kentsel ve Ekolojik yönleriyle Kanal İstanbul’ isimli panele Prof. Dr. Emin Özsoy, Prof. Dr. Fikret Adaman, Prof.Dr. Naci Görür, Doç. Dr. Hürriyet Öğül, Yrd. Doç. Dr. Dolunay Özbek, Dr. Nilüfer Oral, Dr. Sedat Kalem katıldı. Bilim insanları, Erdoğan’ın 2011 yılında genel seçimleri öncesinde kamuoyuna duyurduğu Kanal İstanbul projesinin ekolojik dengeleri bozacağı, İstanbul’da deprem riskini arttıracağı, maliyeti dahi hesaplanamayacak bir risk oluşturacağının altını çizdi. ''ÇATLAK PROJE DİYORUM'' Panelde konuşan Orta Doğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Emin Özsoy projenin olmayacağını varsaydığını söyleyerek 'İstanbul mega kent ama aynı zamanda haritadan baktığınızda kanserli bir akciğere benziyor. Yeşil alanlar çok az. Yeşil alanlar kuzey ormanları ve biz şu an onları tehdit ediyoruz. İnsanın etkisiyle oluşan bir diğer afet Kanal İstanbul’dur, eğer olursa. Ben olamayacağını varsayıyorum. Benim kanımca olamaz' dedi. Çanakkale ve İstanbul boğazlarını uydudan görünümünü iki çatlağa benzeten Özsoy, 'İstanbul ve Çanakkale Boğazı haritada çok ince iki tane kılcal çatlak şeklinde. Onun için Kanal İstanbul için uzaydan görünen yeni bir çatlak açıyoruz. Onun için ben çatlak proje diyorum' diye konuştu. Özsoy, kanal hakkında değerlendirme yapabilmek için yeterli bilgiye sahibi olmadıklarının altının çizdi ve 'Şu anda kanalın ne yeri, ne ölçüsü, ne altyapısı belli' diye konuştu. ''YA KANAL’DAN VAZGEÇECEĞİZ YA İSTANBUL’DAN'' Doğa Koruma Direktörü (WWF) Dr. Sedat Kalem ise Kanal İstabul’la kaybedilecek içme suyu havzalarına dikkat çekti: 'İstanbul’un iklimini, suyunu biz bu ormanlara, bu doğal alanlara borçluyuz. Bunların başında içme suyu geliyor. Böyle bir proje, içme suyu rezervlerinden vazgeçmek anlamına gelir. Bugünkü nüfus 13 milyon. 25 milyona ulaştığında azalacak su kaynakları nereden telafi edilecek. Bugün Melen’den Istranca’lardan telafi ediyoruz, yarın Tuna’dan Fırat’tan mı getireceğiz suları?' Kanal İstanbul’un İstanbul doğasının bugüne kadar karşılaşmış olduğu en büyük mühendislik operasyonu olduğunu iddia eden Kalem, 'Sadece Kanal İstanbul değil, 3. Köprü, Kuzey Marmara Otoyolu, havalimanı, limanlar, Yenişehir… Bütün bunları yan yana koyduğumuzda İstanbul’un yarısının bir şantiye alanına dönüşeceğini öngörmek yanlış olmaz' ifadelerini kullandı. Gelecek kuşaklara karşı sorumluluklarımızın olduğunu belirten Kalem, 'Kazanacağımızı umduğumuz şeyler karşısında kaybedeceğimiz değerler bedava değil. Bunları sadece ulusal ihtiyaçlarımız için değil, aynı zamanda uluslararası sorumluluklarımız ve gelecek kuşaklara karşıda bunları korumaktan sorumluyuz' dedi. Kalem sözlerine şöyle devam etti: 'Bu konuda bilime kulak verilmesi, sürecin mümkün olduğunca kamuoyuna açık olması. Çünkü bu konu sadece inşaat projesi bağlamında, ekonomik ölçülerde tartışılıyor. Dolayısıyla hem Kanal hem İstanbul bir arada mümkün değil, ya kanaldan vazgeçeğiz, ya İstanbul’dan.' ''KANAL NEREDE YAPILIRSA YAPILSIN DEPREMDE EN AZ 10 ŞİDDETİNDE ETKİLENECEK'' İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür de İstanbul’da yaşanacak deprem riskine değindi. Böyle bir projenin İstanbul’u yaşanmaz hale getireceğini savunan Prof. Dr. Naci Görür, 'İnanılmayacak boyutta kazı, dolgu, dinamit ve iş makinesi kullanımı, gürültü, egzoz, yapacağınız güzergah boyunca oluşabilecek kayma, göçük oluşacak. Doğu Trakya’nın drenaj sistemini tümüyle etkileyecek, sadece yer altı suyu kaybı bile İstanbul’u yaşanmaz hale getirebilir' dedi. Görür olası İstanbul depreminde Kanal İstanbul’da yaşanacak yıkıma karşı uyardı: 'Kanal nerede yapılırsa yapılsın Marmara’ya girdiği yerde en az 10 şiddetinde etkilenecek. Daha fazla olabilir.' ''KANAL İSTANBUL 3.HAVALİMANI KARDEŞ PROJELER'' Mimar Sinan Üniversitesi Şehir Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hürriyet Öğdül, Kanal İstanbul’un kardeş projesinin 3’üncü havalimanı olduğunu belirterek aradaki bağıntıyı hafriyat aktarımı ile açıkladı. Öğdül, havaalanını yapmak için doldurulacak sulak alanların, Kanal İstanbul projesi nedeniyle çıkacak tarım toprağı ile doldurulacağını savundu. ''BUNU YAPARKEN KOMŞUMUZA ZARAR VERİR MİYİZ?'' Panelde projenin hukuki boyutu ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalarla uygunluğu da ele alındı. Kanal İstanbul projesinin 1992 yılında imzalanan Bükreş Sözleşmesi ve 2011 yılında yürürlüğe giren ‘Karadeniz Biyolojik Çeşitlilik ve Peyzajın Korunmasına ilişkin Protokol’ başta olmak üzere Türkiye’nin imzaladığı pek çok anlaşmayla ters düştüğünü ifade eden Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Nilüfer Oral projenin sadece İstanbul’u değil, Karadeniz’e kıyısı olan ülkeleri de ilgilendirdiğini savundu. Oral, komşularımıza karşı sorumluluklarımız olduğunu savunarak 'Biz bunu yaparken komşumuza zarar verir miyiz? Verirsek de bunun bir sorumluluğu var. Her şeyi tek taraflı yapmaya çalışıyoruz. Hiç mi bu ülkelere danışmayacağız? Bükreş sözleşmesinin hedeflediği, Karadeniz’i balıklarından tutun da doğal hayatı, sadece deniz değil kıyı, bunları korumak iyileştirmek' diye konuştu. Ezgi ÇAPA/İSTANBUL (DHA)
Rusya'dan Ukrayna'ya '12 Saat Mühlet' Yalanlaması
Rusya'nın, Kırım'daki askeri güçlerini çekmesi için Ukrayna'ya 12 saat mühlet verdiği öne sürülmüştü. Rusya, Ukraynalı bir yetklilinin ortaya attığı bu iddiayı yalanladı.Interfax Haber Ajansı, Rusya'nın TSİ 05.00'a kadar Ukrayna güçlerinin Kırım'ı terk etmesini istediğini duyurmuştu. Ültimatomun, Rusya'nın Karadeniz filosu komutanı Aleksander Vitko tarafından verildiği belirtilmişti. Kırım'da başlayan olayların ardından Sivastopol Rus üssünde bulunan askerler kamu binaları ve stratejik noktalarda kontrolü ele geçirmiş, Rusya Federasyon Konseyi de önceki gün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e Ukrayna'ya asker gönderme yetkisi vermişti. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de Rusya'nın tutumunu saldırı olarak değerlendirmiş, Kremlin'e ekonomik izolasyon uygulanmasını talep etmişti. Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Rus askerlerinin Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde kilit noktaları işgal etmesi üzerine Rusya ile vize müzakerelerinin askıya alınmasına karar verdi. Bugün konuyla ilgili yapılan olağanüstü toplantının ardından çıkan taslak metinde, Rusya'yla vize diyalogunun durdurulacağı belirtildi. Rusya Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, Kırım'la Rusya arasında yer alan Kerç boğazı üzerine köprü inşasının planlandığını açıkladı. Reuters'ın geçtiği haberde Medvedev, projenin Ukrayna'nın devrik cumhurbaşkanı Yanukoviç döneminde imzalandığını hatırlattı. Zaman
111. Yılında 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'ne Etki Eden 15 Kişi ve Olay
Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümünde, kalplerimizde hem derin bir gurur hem de o günlerin hatırasıyla dolup taşan bir burukluk var. Türk milletinin kaderini tayin eden, imkansızın 'iman ve akıl' ile aşıldığı bu destanı anlamak için, tarihin akışına yön veren isimleri ve o kritik anları bilmek gerekir.Savaş emrini veren stratejistlerden denizin dibini mayınlarla nakış gibi işleyen kaptanlara, dünyanın en güçlü donanmalarına geçit vermeyen komutanlardan, 275 kiloluk devasa top mermisini vatan sevgisiyle sırtlayan isimsiz kahramanlara kadar... Anafartalar’da devleşen Mustafa Kemal Atatürk’ten, harekatın mimarlarından Enver Paşa’ya ve tarihin seyrini değiştiren tüm o kilit figürlere uzanan, Çanakkale’yi 'geçilmez' kılan 15 efsanevi kişi ve olayı sizler için bir araya getirdik.
Çanakkale Savaşı 18 Mart 1915
Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleriarasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti konumundaki İstanbul’u alarakİstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya’yla güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbul′u zaptetmek suretiyle Almanya′nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Kara ve deniz savaşı sonucunda iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir. Osmanlı İmparatorluğu, Almanya’nın Rusya’ya savaş ilan ettiğı 1 Ağustos 1914′ün hemen ertesi günü, Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Bu antlaşma, imparatorluğun eninde sonunda Almanya’nın ana gücünü oluşturduğu İttifak Devletleri safında fiilen savaşa gireceği anlamına gelmektedir. Enver Paşa, fiilen savaşa girmeyi, seferberliğin tamamlanmamış olması ve Çanakkale Boğazı savunmasının tamamlanmaması gibi gerekçelerle ertelemeye çalışmıştır. Ancak Almanya, bir an önce savaşa fiilen girilmesi için baskılarını sürdürmüştür. Bu baskılar, Akdeniz’de İngiliz donanması önünden çekilen Goeben ve Breslau savaş gemilerinin İstanbul’a gelmesiyle bir oldu bittiye getirilmişti. Daha sonra Osmanlı Donanması’na bağlı bir grup gemiyle Karadeniz’e açılan bu gemiler 27 Ekim 1914 tarihinde Rus limanlarını bombalayınca Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmiştir. Birleşik Krallık Donanma Bakanı Winston Churchill, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı’nın donanmayla geçilerek İstanbul’un işgalini öngören bir planı Başbakan Herbert Asquith’e vermiştir. Plan, çeşitli evrelerden geçerek uygulamaya kondu ve Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanmanın Boğaz’a geniş çaplı ilk saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vaz geçilmek zorunda kalındı. Deniz harekatıyla İstanbul'a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan İngiliz ve Fransız kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır. İngiliz ve Fransız çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir ve Arıburnusahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası'nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu'nun kuzeyinde Suvla Koyu'na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos'ta Kurmay AlbayMustafa Kemal'in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. İngiliz ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir. Kaynak :http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87anakkale_Sava%C5%9F%C4%B1
Dumlupınar Faciasının 61. Yılı
Yorgun, ama bir o kadar da gururlu 86 denizci, kendilerine yeni bir görev verilinceye kadar sevgilileri olan denizden ve gemilerinden ayrılıp, eşlerine, ailelerine kavuşmanın heyecanı içerisindeydiler. Ne var ki saatler 02.15 i gösterdiği sırada, Çanakkale Boğazı'ndaki Nara Burnu dönülürken, Türk denizaltıcılık tarihinin belki de en acı kazası yaşandı. Dumlupınar, İsveç bandıralı Naboland Şilebi ile Boğaz ın orta yerinde çarpıştı.O günkü teknik ve imkânlarla çok uğraşılmasına rağmen gemiyi ve içindeki 81 kişiyi çıkartmak mümkün olmamıştı. O gün için Türkiye nin elinde 91 metre derinlikten bu denizaltıyı çıkartacak imkânlar yoktu. Denizaltı battıktan sonra battığı yerin bulunabilmesi için aşağıdan bir haberleşme şamandırası fırlatmıştı. Bu şamandıranın içinde irtibatı sağlamak için bir de telefon hattı vardı. Şamandırayı bir balıkçı motoru görmüştü. Şamandıranın içinden bir de telefon ve bir yazı çıktı: 'Dumlupınar burada battı, kapağı açın ve irtibat kurun! '' . Günün ilk ışıkları etrafı aydınlattığında, Boğaz'ın 90 metre derinliğindeki soğuk karanlıkta korkunç bir can pazarı yaşanıyordu. Aldığı yara sonucu batan ve manevra dairesinde yangın çıkan Dumlupınar'ın kıç torpido bölümündeki 22 denizci sağ kalmayı başarmış, kurtarılmayı bekliyordu.— Alo Dumlu.— Evet, Dumlu.— Ben Üsteğmen Suat.— Evet, efendim ben Selami— Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat. — Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı, bataryayı sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra dairesi su ile dolu.— Kaç kişisiniz orada?— 22 kişiyiz.— Diğer dairelerle irtibatınız var mı?— Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar.— Merak etmeyin 'Kurtaran' geldi biz buradayız.— Efendim manometre 267 kadem gösteriyor doğru mu?— Selami Kurtaran geldi şimdi kurtarma işine başlanıyor, ben biraz sonra yine gelirim.— Peki efendim...
"İstanbul-Bursa- İzmir Otoyol Projesi" Tam Gaz
İstanbul ve İzmir arasında ulaşımın süresini 3,5 saate düşürecek projenin, Bursa'ya kadar olan bölümünün 2015 yılında açılması için çalışmalar hızla sürüyor.BURSA/YALOVA İstanbul ve İzmir arasında ulaşımın süresi 3,5 saate düşürecek 'İstanbul-Bursa-İzmir (İzmit Körfez Geçişi ve Bağlantı Yolları Dahil) Otoyolu Yap-İşlet-Devret Projesi'nin Bursa'ya kadar olan bölümünün 2015 yılında açılması için çalışmalar hızla sürüyor. Projenin fiziki gerçekleşmesi, Bursa'ya kadar olan kısmında yüzde 46, tamamında ise yüzde 36’ya ulaştı. Kamu Özel Sektör Ortaklığı Bölge Müdürü İsmail Kartal, Bursa Valisi Münir Karaloğlu ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk'e, Bölge Müdürlüğünde projeye ilişkin brifing verdi. Temelin 2010 yılı ekim ayında atıldığını hatırlatan Kartal, proje tutarının 9 milyar dolar olduğunu bildirdi. Bunun üzerine 2 milyar lira kamulaştırma bedeli konulduğunda yaklaşık 20 milyar lira büyüklüğünde bir projeden bahsettiklerini belirten Kartal, 'Bu yatırım büyüklüğü, dünyada resmi olarak bilinen 50 ülkenin yıllık bütçesinden daha büyüktür. Bu projemiz, otoyol anlamında, bu kapsamda dünyada en büyük projeler arasında hatta birinci olma özelliğini taşımaktadır' dedi. Kartal, fiziki gerçekleşme oranlarının, Bursa'ya kadar olan kesimde yüzde 46, projenin tümünde ise yüzde 36 olduğu bilgisini verdi. Bursa'ya kadar olan bölümün en geç 2015 yılı sonunda bitirilmesinin hedeflendiğini aktaran Kartal, 'Orhangazi çıkışına kadar köprü dahil mutlaka bitiriyoruz. Bursa'ya kadar 83 kilometrelik kesimin tamamının bitirilmesi planlanmış, programlanmış olup çalışmalar bu doğrultuda devam ediyor' diye konuştu. Özellikle Selçukgazi Tüneli'ndeki bazı zorluklar nedeniyle projenin bu kısmının 2016'ya sarkabileceğini anlatan Kartal, İznik Kavşağı'na kadar olan bölümün mutlaka 2015 yılı içinde tamamlanacağını vurguladı. Kartal, Çanakkale Boğazı'nda yapılması planlanan köprünün ise ülkenin 2023 hedefleri doğrultusunda 2023 metre olacağını sözlerine ekledi. 'Günlük 4 milyon dolar harcanıyor' Karaloğlu da projenin, ülkeyi heyecanlandıran bir yatırım olduğuna dikkati çekti. Çalışmalarda hiçbir sorun yaşanmadığına işaret eden Karaloğlu, 'Proje, planlandığı gibi hatta planlananın ötesinde, önünde devam ediyor. Proje için günlük 4 milyon dolar harcanıyor' ifadesini kullandı. Türkiye'nin, kamu bütçesinden tek kuruş harcamadan, bir hizmet projesine günlük 4 milyon dolar harcayabildiğini bildiren Karaloğlu, 'Bu, 8 milyon lira demek. Büyük rakamlar bunlar' değerlendirmesinde bulundu. Projenin sağlayacağı getirilerin önemine değinen Karaloğlu, uluslararası bir değerlendirme kuruluşunca etki analizi yapılmasına devam edildiğini aktardı. Söz konusu kuruluşun, ekim ayında rapor hazırlayıp kendilerine sunacağını söyleyen Karaloğlu, şöyle konuştu: 'Otoyol, Bursa'ya ne sağlayacak? Bursa'da sanayi üzerinde nasıl bir baskı oluşturacak? Çevre konusunda nasıl bir risk oluşturacak? Turizmimizi nasıl etkileyecek? Bütün bu konularla ilgili uluslararası bir firma çalışmalarına devam ediyor. Ekim ayında inşallah o raporu kamuoyuyla paylaşacağız. Niye bunu yaptırıyoruz? Bu otoyolun kentimize getireceği ekstra yükler konusunda kent yöneticileri olarak hazırlıklı olmazsak emin olun bundan istifade etmek yerine kentimiz zarar görebilir. Hazırlıklı olmak istiyoruz. Bu otoyolun sağlayacağı avantaja da dezavantaja da kentimizin hazırlıklı olması lazım.' Karaloğlu ve beraberindekiler daha sonra otoyol güzergahındaki (Selçukgazi Tüneli, Orhangazi, Samanlı Tüneli, Altınova) yapım çalışmalarını, asma köprü için ankraj blokları ve denizdeki kule inşaatını inceleyerek, Hersek Asma Köprü ile Dilovası şantiyelerinde yüklenici firma yetkililerden bilgi aldı. Projenin detayları 'İstanbul-Bursa-İzmir (İzmit Körfez Geçişi ve Bağlantı Yolları Dahil Otoyolu Yap-İşlet-Devret Projesi'nin uzunluğu, 384 kilometre otoyol ve 49 kilometre bağlantı yolu olmak üzere 433 kilometre olarak hesaplandı. Proje, Anadolu Otoyolu üzerindeki Gebze Köprülü Kavşağı'ndan Ankara yönüne yaklaşık 2,5 kilometre sonra teşkil edilecek bir köprülü kavşakla (2x5 şeritli) başlayıp İzmir Çevre Yolu üzerindeki mevcut Otogar Kavşağı'nda sona eriyor. Yapımına devam edilen 252 metre kule yüksekliği ve 35,93 metre tabliye genişliğine sahip, bin 550 metre orta açıklığı ve toplam 2 bin 682 metre boyuyla dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüleri arasında 4'üncü sırada yer alan İzmit Körfez Geçişi Asma Köprüsü çalışmalarında, Kuzey ve Güney Ankraj Bölgesinde ankraj bloğu kazı çalışmaları tamamlandı, beton imalatı ise devam ediyor. Köprünün kule keson temelleri, iki aşamalı çalışma sonucu bitirildi. Nihai konumlarına yerleştirilen kule temellerinde, kule ankraj kaidesi ve bağ kirişi imalat çalışmaları sona erdi. Asma köprü çelik kule blokları montajına 8 Temmuz'da başlandı. Montaj çalışmalarında, deniz seviyesinden itibaren 80 metreye ulaşıldı. Tabliye, ana kablo çelik imalat ile özel köprü elemanları imalat çalışmaları, iş programına uygun olarak devam ediyor. Samanlı Tüneli'nde her biri 3 bin 510 metre olan iki tüpte kazı çalışmaları bitti ve tünel kemer betonu çalışmalarında yüzde 94 seviyesine ulaşıldı. Selçukgazi Tüneli'nde, bin 250'er metrelik iki tüpün giriş ve çıkış portallerindeki kazık imalatları tamamlanarak tünel kazılarına başlandı ve 22 metre ilerleme sağlandı. Belkahve Tüneli'nde, bin 610'ar metre uzunluğundaki iki tüpün giriş ve çıkış bölümlerinde 4 aynada tünel kazıları sürüyor. Burada da 860 metre ilerleme elde edildi. Proje kapsamında 253 metre uzunluğundaki Kuzey Yaklaşım Viyadüğü, başlık kirişi seviyesinde tamamlandı ve bin 380 metrelik Güney Yaklaşım Viyadüğünde elevasyon ve tabliye montajı sürüyor. Betonarme viyadüklerde, Gebze-Bursa kesiminde 12, Kemalpaşa Ayrımı-İzmir kesiminde iki olmak üzere 14 viyadükte çalışmalar hızla ilerliyor. Hedef ve gerçekleşme Projenin yapım süresi 7 yıl olarak belirlendi. Gelecek yıl sonu itibarıyla İzmit Körfez Geçişi Asma Köprüsü, Gebze-Gemlik kesimi ve Kemalpaşa Ayrımı-İzmir kesimindeki yapım çalışmalarının tamamlanması hedefleniyor. Güzergahtaki kamulaştırmalarda yüzde 85, yapım çalışmalarının sürdüğü Gebze-Orhangazi-Bursa ve Kemalpaşa Ayrımı-İzmir kesimlerinde ise yüzde 46 fiziksel gerçekleşme sağlandı. Çalışmaları üstlenen şirket tarafından 1,63 milyar dolarlık iş yapıldı. İdare ise kamulaştırmalara 1,41 milyar lira harcadı. Proje için şu an itibarıyla 5,17 milyar lira harcama yapıldı. Muhabir: Haluk Yüksel